Komplo Soslu Tasfiye

Bağdat, 22 Temmuz 1979

Saddam Hüseyin, karşısında oturan parti yöneticilerine bakıyordu. Cumhurbaşkanlığına geçmesinin üzerinden altı gün geçmişti. Şimdi kendisini bu makama taşıyan partinin içinde bir komplo bulunduğunu söylüyordu.

El-Huld Salonu’ndaki toplantı kameraya alınıyordu. Konuşmalar, insanların yüzleri ve yerlerinden kaldırılarak dışarı çıkarılışları kaydedilecekti. Bu görüntüler, yeni cumhurbaşkanının eski arkadaşlarıyla nasıl bir ilişki kuracağını gösterecekti.

Biraz sonra isimleri okunacak insanların bazıları yıllardır onunla birlikte çalışıyordu. İçlerinden biri, yakın çalışma arkadaşı Adnan Hüseyin el-Hamdani’ydi. Ortak geçmişleri, o gün hiçbirine güvence sağlamıyordu.

Bağdat, Temmuz 1979

Ahmed Hasan el-Bekir, 16 Temmuz’da sağlık sorunları gerekçesiyle cumhurbaşkanlığından ayrılmıştı. Yıllardır onun yardımcılığını yapan Saddam, parti ve güvenlik kurumları üzerindeki denetimini zaten genişletmişti. Fakat makamın el değiştirmesi, bütün eski ilişkileri kendiliğinden ortadan kaldırmıyordu.

Partinin kıdemli yöneticileri, iktidarın kuruluşunda kendilerinin de payı bulunduğunu biliyordu. Saddam’ın yükselişine tanıklık etmişler, bazıları onunla birlikte tehlikeler atlatmıştı. Şimdi bu ortak geçmişin yeni yönetimde kendilerine ne kadar söz hakkı sağlayacağı belirsizdi.

Üstelik Irak, Suriye’yle birleşme görüşmeleri yürütüyordu. İki ülkede de Baas Partisi iktidardaydı; buna rağmen yönetimler uzun süre birbirine düşman olmuştu. Ortak bir siyasi yapı kurulursa kimin hangi yetkiye sahip olacağı, Bağdat’taki güç dengesini de etkileyebilirdi.

Bu görüşmelerin Saddam’ın bütün kararlarını açıkladığını söylemek mümkün değil. Ancak temmuzdaki tasfiyede suçlamaların bağlanacağı ülke, kısa süre önce birleşmenin konuşulduğu Suriye’ydi.

Washington, 17 Temmuz 1979

Bağdat’taki Amerikan diplomatik temsilciliği, el-Bekir’in ayrılışının ertesi günü Washington’a gizli bir telgraf göndermişti. Başlığı, “Meşalenin Devri: Saddam Yönetimi Sağlam Biçimde Elinde Tutuyor” idi.

Diplomatlar değişimin zamanlamasına şaşırmış, fakat Saddam’ın gücünden kuşku duymamıştı. El-Bekir’in sağlık sorunlarının gerçek olabileceğini düşünüyor, görev devrinin görünürde sorunsuz gerçekleştiğini bildiriyorlardı.

Henüz El-Huld toplantısı yapılmamıştı. Washington, yeni cumhurbaşkanının önünde uzun bir iktidar dönemi bulunabileceğini değerlendiriyordu. Bu iktidarın parti içindeki ilk büyük gösterisi birkaç gün sonra gerçekleşecekti.

Bağdat, 22 Temmuz 1979

Devrim Komuta Konseyinin genel sekreterliğini yapmış Muhyi Abdülhüseyin el-Meşhedi, toplantıda komploya katıldığını anlattı. Suriye bağlantısından söz etti ve isimler verdi.

Bu ifadeyi, özgürce verilmiş ve bağımsız biçimde doğrulanmış bir tanıklık olarak kabul edemeyiz. Toplantı görüntüleri, suçlamaların doğruluğunu kanıtlamıyordu. Gösterdikleri şey, isimleri okunan insanların yerlerinden kaldırılıp dışarı çıkarılmasıydı.

Saddam’ın gözyaşlarını sildiği de görülüyordu. Konuşmasının konusu, partiye ve kendisine yöneldiğini söylediği ihanetti. Ağlamasının pişmanlık anlamına geldiğini gösteren bir kanıt yoktu; toplantı ve tutuklamalar devam etti.

Kuzeni Ali Hasan el-Mecid, geçmişte fazla merhametli davranıldığını savundu. Saddam’ın cevabı, toplantıyı aktaran belgeselde şöyle çevrilecekti: “Bu kez merhamet göstermeyeceğim.”

Salonda kalanlar ayağa kalkıyor, bağlılıklarını ilan ediyordu. Böylece toplantı, yalnızca suçlananların kaderini belirlemiyordu. Geride kalan yöneticiler de hangi tarafta olduklarını göstermek zorunda bırakılıyordu.

Bağdat, Ağustos–Eylül 1979

Tutuklamaları yargılamalar izledi. 8 Ağustos’ta, aralarında üst düzey yöneticilerin de bulunduğu 21 kişinin idam edildiği açıklandı. Salondan çıkarılanlar aynı gün kameraların önünde öldürülmemişti; tasfiye, sonraki haftalarda infazlara dönüşmüştü.

Devletin yayınlarında anlatılan, ortaya çıkarılmış bir komplonun yenilgisiydi. Suçlananların aileleri aynı imkânlarla konuşamıyor, itirafların hangi koşullarda alındığını kamuoyu önünde sorgulayamıyordu.

Aynı dönemde Irak başka haberlerle de dünyaya yansıyordu. Washington Post muhabiri Edward Cody, okuma yazma seferberliğini anlatıyordu. Devlet yetişkinleri derslere çağırıyor, katılmayanları para veya hapis cezasıyla karşı karşıya bırakıyordu.

Eğitim olanaklarının genişlemesiyle siyasi korkunun büyümesi aynı ülkede yaşanıyordu. Petrol gelirleri devletin hizmetlerini artırıyordu. Ancak bu hizmetlerden yararlanmak, devletin başındaki kişinin kararlarına itiraz edebilmek anlamına gelmiyordu.

Washington, Şubat 1980

Amerikan temsilcisi Edward Peck’in gizli değerlendirmesi, tasfiyenin sonucunu açıkça tarif etti. İdamlar, Saddam’a farklı görüş sunabilecek kişilerin bir bölümünü ortadan kaldırmış, kalanların çoğunu da susturmuştu.

Saddam’ın kendi arkadaşlarına neden yöneldiği sorusunun cevabı burada belirginleşiyordu. Komplo suçlamasının bütün ayrıntıları açıklığa kavuşmasa da siyasi sonuç ortadaydı: Onun kararlarını sorgulayabilecek çevre daralmıştı.

Kuzeni ve kayınbiraderi Adnan Hayrallah savunma bakanıydı. Üvey kardeşi Barzan İbrahim güvenlik düzeninde yükseliyordu. Devletin merkezinde aile bağları güçleniyor, fakat akrabalığın üzerinde yine Saddam’a bağlılık bulunuyordu.

Saddam baskıyı cumhurbaşkanı olduktan sonra keşfetmemişti. Temmuz 1979’da değişen, aynı yöntemin partinin en üst katına böylesine açık biçimde uygulanmasıydı.

Bir sonraki büyük kararını verirken karşısında bakanlar ve komutanlar oturacaktı. Artık hepsi, eski arkadaşlarının başına gelenleri biliyordu.

…devam edecek

KAYNAKLAR

  1. ABD Dışişleri Bakanlığı, Foreign Relations of the United States, 1977–1980, Cilt XVIII: Belge 134, CIA, “Government in Iraq”, 31 Ekim 1978; Belge 138, “Passing the Torch: Saddam Is Solidly In Charge”, 17 Temmuz 1979; Belge 139, “Saddam Hussein: Part I—The Man”, 4 Şubat 1980.
  2. PBS FRONTLINE, “The Mind of Hussein”, 26 Şubat 1991. Temmuz 1979 toplantısının görüntüleri, konuşma çevirileri ve geriye dönük tanıklıklar.
  3. TIME, “Middle East: Iraq and Syria: A New Axis for Unity”, 12 Şubat 1979.
  4. Edward Cody, “Iraqis Must Learn to Read and Write — Or Else!”, The Washington Post, 26 Eylül 1979.