İzmir siyasetinin uzun yıllar tartışma konusu yaptığı ön seçim sandıkları sonunda kuruldu. Artık çoğu partide uygulanmayan ve tek düze geçen kongrelerin aksine YENİ Parti İzmir İl Kongresi’nde üyeler, doğrudan oyunu kullanarak ilçe ve il başkanlarını belirleyerek parti içindeki karar alma mekanizmalarında sözünü söyleme fırsatı buldular. Bu kongre sürecinin olumlu yönüydü.
Ama bazen sandığın kurulması tek başına yetmiyor. Adayların eşit koşullarda yarışabilmesi, üyelik yapısının sağlıklı olması ve parti genel merkezinin yarışa müdahale etmemesi de gerekir ki “istenilen düzeyde” demokratik bir yarış olabilsin.
İzmir Kongresi’nde bu üçlü sacayağının teki dahi Aziz Kocaoğlu lehine değildi. Genel merkezin -her ne kadar tarafsız olduğunu ilan etse de- mevcut yönetime olan desteği, 28 ilçe başkanının Çağatay Güç lehine yayımladıkları deklarasyon “eşitlik” ilkesine aykırı idi. Üye yapısının ne kadar sağlıklı olup olmadığı da sandık günü çıkan sayı ile netleşmiş olacaktı ki tablo istenilen düzeyde olmadığı görüldü.
KÜRSÜNÜN BOYU BİLE ÇAĞATAY GÜÇ LEHİNE İDİ
Eşitlik konusuna bir parantez açarsak;
Cumartesi günü yapılan ön seçim konuşmalarında her şey Çağatay Güç’ün seçilmesi için dizayn edilmişti. Kürsünün boyu bile Çağatay Güç hazırlanmıştı. İzmir medyasının son dönemdeki mikrofon hastalığı nedeniyle de Aziz Bey’in yüzünü görebilmek için parmaklarımızın ucuna basmanız gerekiyordu. İlçe başkanlarının sık sık Kocaoğlu’nun açıklamalarına müdahale etmek istemesi, hatta kalkıp toplu halde çıkmaya çalışmaları, Kocaoğlu sahneye çıkarken müzik dahi çalınmazken Güç için yapılan kürsü öncesi müzik şovları, üzerine ilçe başkanlarının kürsüye çıkarılmak istenmesi gibi konular “eşitlik” konusunu sorgulattı. Özgür Özel’in kurultay kazandığı 2023 kongresinde tasvip edilmeyen işlerin neredeyse aynısı Aziz Kocaoğlu’na yapıldı.
KOCAOĞLU’NUN BU KADAR ÇOK OY ALMASININ TEMEL NEDENİ; ÖFKE!
Yola üç günce çıkan Kocoağlu’nun seçimde aldığı sonuç ve sonrasında yaptığı “verdiğimiz mesaj sanırım çok iyi anlaşıldı” açıklaması üzerinden şu değerlendirmeleri yapmak mümkün;
-Üç gün önce yola çıkan, yönetimi olmayan, bir belediye başkanının (Övünç Demir) ve bir eski ilçe başkanının (Ertürk Çapın) açık destek vermesinin dışında ‘kurumsal” destek alamayan, oy verme işleminin yapıldığı bazı yerlerde adaylık fotoğrafını asacak insan dahi bulamayan Aziz Kocaoğlu, “ceketini koyarak” 14 binden fazla oy alma başarısı gösterdi. 1 hafta sonra çıksa tablo çok daha farklı olabilirdi.
-İzmir’de büyükşehir belediyesinin ve bazı ilçe belediyelerinin kaybı nedeniyle müthiş bir öfke var. Kocaoğlu öfkeyi doğru yönetecek olan kişinin Çağatay Güç olmadığını açık açık söyledi. “İzmir’i bu hale getirdiniz” sözü en az “İzmir duruşu” sloganı kadar etkiliydi. Kocaoğlu, aldığı oy ile İzmir’deki öfkenin dışa vurumu olmuştur. Önümüzdeki süreçte sayısı 4-5 olarak anılan bazı belediye başkanlarının daha AK Parti’ye geçecek olma ihtimali de bu öfkeyi arttırabilir. Öfke AK Parti’ye olduğu kadar, parti içine de dönebilir.
- Genel merkezin tarafsızlık açıklamasına rağmen seçim sürecinde ortaya çıkan tablo, Özgür Özel'in İzmir'deki mevcut yönetimin devamından yana olduğu yorumlarını güçlendirdi. Bu tercihin arkasında yaklaşan kurultay hesaplarının bulunup bulunmadığı ise ayrıca tartışılmayı hak ediyor. Kocaoğlu’nun kazanması durumunda kurultayda “İzmir duruşu”nu “Ankara duruşu”na çevirme olasılığı da hiç yabana atılacak türden bir olasılık da değildi. Kocaoğlu ayrıca milletvekilleri ve belediye başkanlarının belirlenme süreçlerinde de Özel’i zorlayabilirdi. Özel bunları da göze alarak tüm gücünü sahaya yansıttı.
RÖVANŞ ALAN İKİ İSİM!
-Aziz Kocaoğlu’nun seçimdeki handikapı ise 15 yıllık belediye başkanlık süresi boyunca yaptığı radikal hamleleri idi. Kocaoğlu seçimi matematiksel olarak geçmişte radikal hamleler yaptığı Karşıyaka’dan ve Bornova’dan gelen oylar ile kaybetti. Bilindiği üzere Karşıyaka Belediye Başkanlığı döneminde Cevat Durak, Kocaoğlu’nun bastırması ile yeni dönemde aday yapılmamış ve Hüseyin Mutlu Akpınar aday yapılmıştı. Durak ve ekibi aktif olarak Çağatay Güç lehine çalıştılar. Bornova’daki meşhur “adam-şalgam” kongresinde de gençlik kolları üyesi iken Kamil Okyay Sındır safında yer alan Ömer Eşki ise bu kez Bornova Belediye Başkanı sıfatı ile aktif biçimde Çağatay Güç lehine çalıştı ve seçimin alınmasında kritik rol oynamış oldu. Kocaoğlu ile geçmişten hesabı olan bazı siyasiler hesap kapatarak bir nevi huzura da ermiş oldular.
“İZMİR DURUŞU” SLOGANI ÖZEL İÇİN BİR SİYASİ SORUYA DÖNÜŞMÜŞTÜR
-Kocaoğlu’nun “mesaj çok iyi anlaşıldı” demesinin iki farklı boyutu daha olduğunu düşünüyorum. Bu mesajın doğrudan muhatabı Çağatay Güç’tür. Kocaoğlu’nun açıklamasını “Çağatay Güç’ün il başkanlığı koltuğunu dolduramadığı” yönünde bir değerlendirme olarak algıladım. Çağatay Güç, bu partinin İzmir’deki kurucu il başkanıdır. Masasından, sandalyesine, il binasından üye kaydına kadar hepsinde emeği vardır. Uzaktan bir göz olarak bakıldığında Güç, kendi yazdığı üyelerde fire veren bir il başkanı durumuna düşerek tartışmalı bir siyasi isme dönüşmüştür. İkinci boyut ise genel merkez boyutudur. Genel merkezin desteğine sahip bir aday örgütün tamamında güçlü bir mutabakat sağlayamadı. Özel, Kocaoğlu'nu destekleyen üyelerin hangi siyasi ve örgütsel taleplerle hareket ettiğini anlamak ve kentte biriken öfkeyi parti için bir sinerjiye çevirmenin yolunu ve yöntemini Çağatay Bey ile belirlemek durumunda… Aziz Kocaoğlu ön seçimi kaybetmiş olabilir. Fakat ortaya attığı “İzmir duruşu” kavramı, kazananların da yanıt vermek zorunda olduğu bir siyasi soruya dönüşmüştür.