Bazen bir siyasetçinin gittiği şehir, yaptığı konuşmadan daha fazla şey anlatır. Kılıçdaroğlu'nun yeni dönemde ilk olarak İzmir'i seçmesi bu nedenle çok daha anlamlı... Mutlak butlan kararı ile CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çarşamba günü İzmir’e gelecek olması, MYK’yı İzmir’de toplaması ve Şehir Buluşmaları’nı İzmir’den başlatması “rutin bir ziyaretin ötesi” olarak yorumlamak mümkün…

ZİYARET BİR YOKLAMA NİTELİĞİ DE TAŞIYOR

YENİ Parti ayrışması sonrası İzmir, bugün, CHP açısından eskisinden çok daha farklı bir anlam taşıyor. İzmir, CHP açısından herhangi bir büyükşehir değil. Partinin yıllardır en güçlü olduğu kentlerden biri olmasının ötesinde, CHP'nin siyasal ve sosyolojik kimliğinin en görünür olduğu, en güvenilir siyasi limanlarından birisi olan bir şehir. Cumhuriyetçilik, laiklik, kentlilik, yaşam tarzı hassasiyetleri ve sosyal demokrat seçmen davranışı açısından İzmir ile CHP arasında seçim sonuçlarının çok ötesine geçen tarihsel bir ilişki bulunuyor.

YENİ Parti ayrışması sonrası İzmir, siyasi rekabetin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiş durumda… Kılıçdaroğlu'nun İzmir'e gelişi bu anlamda bir ziyaret olmanın ötesinde aynı zamanda bir yoklama niteliği taşıyor. 2 Eylül akşamı herkes doğal olarak Kılıçdaroğlu'nun konuşmasına dikkat kesilecek. Gözler bir yandan da CHP’li Karşıyaka Belediyesi’ne ait olan Suat Taşer Açık Hava Tiyatrosu’na kimlerin gelip gelmediğine, örgüt ne kadar güçlü katılım sağlayıp sağlamadığına, belediye başkanlarından kimler orada olacağına ve açık hava tiyatrosundaki atmosfere bakılacak.

MESELE SUAT TAŞER'İ DOLDURMAK DEĞİL, SUAT TAŞER'İN DIŞINA ÇIKABİLMEK

Örgütleri yeniden yapılandırabilirsiniz. İl ve ilçe yönetimlerini değiştirebilirsiniz. MYK'yı yeniden oluşturabilirsiniz. Parti binalarında yeni bir dönem başlatabilirsiniz. Ama seçmenin duygusunu genelgeyle değiştiremezsiniz. CHP açısından asıl mesele bence burada. Kılıçdaroğlu'nun dönüşünün örgütsel karşılığı ile toplumsal karşılığı aynı şey değil. Çarşamba günü bu ikisinin ne ölçüde örtüştüğünü ilk kez güçlü biçimde görme fırsatı verilmiş olacak. Bir anlamda Çarşamba günü Suat Taşer'de yalnızca Kılıçdaroğlu, İzmir'e konuşmayacak. Bir bakıma İzmir de Kılıçdaroğlu'na konuşacak. Kılıçdaroğlu için mesele Suat Taşer'i doldurmak değil, Suat Taşer'in dışına çıkabilmek olacak.

İzmir'deki sınavı önemli kılan bir başka unsur ise CHP'de yaşanan kopuşun kentte yarattığı yeni siyasi tablo. Kılıçdaroğlu, yalnızca kendi örgütünün gücünü görmeyecek; aynı zamanda YENİ Parti'ye yönelen siyasal alanın CHP'de ne ölçüde bir kayba yol açtığını da ilk kez daha net biçimde gözlemleme fırsatı bulacak. Bu nedenle İzmir buluşması bir anlamda CHP'nin kendi tabanını ne ölçüde konsolide edebildiğinin de testi olacak.

CEMİL TUGAY KATILSA DA KATILMASA DA TARTIŞILACAK

Ziyaretin İzmir siyasetindeki en dikkat çekici ayrıntılarından biri de yoluna bağımsız devam eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay olacak. İl Başkanı Utku Gümrükçü, Tugay'ın programa davet edileceğini ve kendisini orada görmek istediklerini açıkça söyledi. Bu çerçevede Başkan Tugay'ın programa katılması kadar katılmaması da siyasi anlam taşıyacak. Katılırsa Kılıçdaroğlu ile nasıl bir görüntü vereceği konuşulacak. Katılmazsa neden katılmadığı tartışılacak. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı sıradan bir belediye makamı değil. CHP'nin İzmir'deki en büyük siyasal ve kurumsal gücünü temsil ediyor. Bu nedenle 2 Eylül akşamında Kılıçdaroğlu'nun vereceği mesajlar kadar, Cemil Tugay'ın Suat Taşer'deki sandalyesinin dolu olup olmayacağına da bakmak gerekecek.

PROGRAM BEKLENDİĞİ BİÇİMDE GEÇMEZSE…

2 Eylül'ü sadece rutin bir İzmir programı olarak görmemek gerekiyor. YENİ Parti-CHP hattında İzmir, yeni dönemin ilk laboratuvarı. Buradan güçlü bir katılım, güçlü bir örgüt görüntüsü ve toplumun gündemine temas eden güçlü bir siyasi mesaj çıkarsa CHP yönetimi bunu Türkiye'ye bir “yeniden başlangıç” olarak sunacaktır.

Peki ya olmazsa?

İzmir'de beklenen toplumsal karşılık ortaya çıkmazsa Kılıçdaroğlu açısından çok daha temel bir tartışma başlayabilir. Çünkü İzmir, CHP'nin zayıf olduğu ve dolayısıyla düşük katılımın kolaylıkla açıklanabileceği bir kent değil. İzmir'de ortaya çıkabilecek zayıf bir görüntünün karşılığı farklı olabilir. Programın istendiği gibi geçmemesi ayrıca Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlıktan feragat etmesini isteyen parti içindeki kesimlerin elini güçlendirebilir. Bugün daha kontrollü biçimde yürütülen liderlik tartışması yeniden ve çok daha yüksek sesle gündeme gelebilir.