Prof.Dr.Hakkı Uyar, Ege Meclisi’ndeki 19 Ağustos 2026 tarihli “Kürt sorunu 100 yıllık mı? “ yazısının sonunda;” … Cumhuriyet’in yeni inşa etmeye giriştiği seküler ulus devlet, ortak olarak taşradaki feodal ve otonom odakları tasfiye etmek istedi. 19. Yüzyılın başlarından 20. Yüzyılın ortalarına kadar süren bu çaba, tasfiye edilmek istenen odakların direnciyle ve isyanıyla karşılaştı. Bu süreci daha girift kılan ise emperyalizmin sürece müdahalesidir. PKK ve uzantıları da bu 200 yıllık sürecin tam da ortasında yer almaktadır. Bu noktada sorunu doğru tespit etmek gerekir. Doğru tespit, doğru çözümü de beraberinde getirir.” demiş.

Uyar’ın “…Cumhuriyet’in yeni inşa etmeye giriştiği seküler ulus devlet, ortak olarak taşradaki feodal ve otonom odakları tasfiye etmek istedi.” tespiti, gerçeğin tam merkezinde.

Yıllardır kaleme aldığım yazılarda konunun bu yanını, bir başka deyişle ekonomi politiğini yansıtmaya çalışıyorum.

Aslında Atatürk’ün TBMM’ni Açış Konuşmalarında feodal ve otonom odakları tasfiye etme konusunu sürekli olarak dile getirmiş olduğunu biliyoruz. Örneğin; “1 Kasım 1937’de TBMM Açış Konuşması’nda; “ Bir defa memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilecek toprağın, hiçbir sebep ve suretle bölünemez bir maliyet alması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgesinin nüfus kesafetine ve toprak verim derecesine göre sınıflamak lazımdır” demişti.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da varlığını sürdüren feodal düzen ne?

Feodal yapı, bilindiği üzere toplumsal hiyerarşinin toprak sahipliği ve kişisel bağlılık temelinde ortaya çıkan bir sistem. Bu hiyerarşide, Türkiye gündeminde toprak sahibi ağalar, aşiret reisleri, tarikat şeyhleri ve onlardan beslenen etnik, dinsel siyasetçiler ve siyasal yaklaşımlar var.

Kısaca Kürt ayrılıkçı hareketi olan PKK’nin egemen olduğu bölgede toprak mülkiyeti, aşiret örgütlenmesi altında toprak ağalarının denetiminde.

Ağalara ait topraklarda yoksul Kürt köylüsü, yarı aç yarı tok varlığını sürdürmeye çalışıyor. Seçimlerde oylar kitlesel olarak atılıyor ve beyler meclise giriyor. Milletvekilleri ve belediye başkanları, genellikle ya toprak ağaları ya da yakınlarından...

Toprak ağaları siyasi partileri kendi aralarında paylaşarak her ne şekilde olursa olsun iktidarda kalmayı sürdürüyorlar.

Sanayici ve ticaret erbapları da benzer sınıfsal yapıda.

Kürt köylülerinin kimileri de toprağa bağlı olmaksızın hayvancılık yapıyor, ancak bunların bir kesimi, güvenlik nedeniyle hayvancılığı bırakmak zorunda kalmış. Bölgede eğitim ve sağlık hizmetleri de talebi karşılamaktan uzak.

Kentlere gelen yığınlar, sanayi ve hizmet sektörünün yeterince gelişememesi nedeniyle işsiz.

Geldiğimiz noktada başka bir değişim de söz konusu olmuş. Bölgede ağalara, beylere kooperatif kurdurmuşlar ve onları başlarına geçirmişler. Böylelikle dünyanın hiçbir bölgesinde gözlemlenmeyen bir kooperatifleşme modeli ortaya çıkmış. Bu yeni kooperatifleşmeye “Aga-Koop”adını vermiştim. Şimdi bölgenin yoksul köylüleri, Aga-Koop adı verilen kooperatifin kağıt üstünde eşit(!)ortakları, ancak eskiden olduğu gibi boğaz tokluğuna yaşamaya devam ediyorlar.

Güneydoğu ve Doğu’da ağalar siyasi partileri kendi aralarında paylaşarak her ne şekilde olursa olsun iktidarda kalmayı bugüne kadar sürdürdüler.

Feodalizm ve Aşiret Kültürüne Ait Kimi tespitler

· Diyarbakır’da toprakların yüzde 41’inden fazlası ailelerin yüzde 3’ünün denetiminde.

· Şanlıurfa’da da 10 milyon dekara yakın arazinin yüzde 30’una yakını ailelerin yüzde 1.5’ine ait.

· Brukan aşiretinin yalnızca Van’da 115 köyü bulunuyor, aşiretin Kars ve Iğdır gibi şehirlerde de birçok köyü var; en az 500 bin kişiyi denetim altında tuttukları belirtiliyor. Aşiretin şimdiki lideri olan Remzi Kartal, PKK narko-terör örgütünün Avrupa’daki yapılanması KONGRA-GEL’in (Kürdistan Halk Kongresi) Eş Başkanı. Remzi Kartal; “Köy Enstitülerini ben kapattırdım" diyen Brukan aşiretinin eski lideri ve eski milletvekili Kinyas Kartal’ın da yeğeni. Kinyas Kartal; “Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar." İfadesini de kullanmıştı. Anımsatalım, 1945’te Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’na karşı muhalefet eden aşiret ve toprak ağalarında biriydi.

· DEM’li ve Mardin Derik'teki Kanco aşireti liderlerinden Ahmet Türk'ün ailesinin kaç köyü ve ne kadar tarım arazisi olduğuna dair resmi bir kayıt bulunmuyor. Sosyal medyada 40'tan fazla köyü ve 30 bin dönem arazi varlığına sahip olduğuna dair iddialar var.

· Feodalizmin yarattığı “Mevsimlik Tarım İşçiliği” ile de yoğun bir emek sömürüsü ortaya çıkıyor.

Göçün en önemli nedeni,topraksızlık ya da az topraklılık.Kente göçenlerin arasında daha önce herhangi bir araziye sahip olanların oranı son derece az. Ailelerin sadece yüzde 7’sinin köylerinde tarım arazileri var ve bu arazilerin ortalama büyüklüğü 10 dönümden küçük.

· Türkiye gündeminde içimizi sızlatan Narin cinayetinde köyde yaşayanların ve de eski bir milletvekilinin suskunluğu aşiret kültürünün bir sonucu değil mi? Bunun mafya düzeninde “Omerta” denilen “Suskunluk Yasası”ndan farkı var mı?

· 3 Ekim 2025 tarihli medya haberlerine göre Şırnak'ın Beytüşşebap İlçesi Başaran Köyü’nde Jirki Aşireti’nden Hülya-Emrah Gökçe çifti, 2 gün 2 gece süren düğünle evlenmiş. Damada 3 milyon TL ve geline de 1,5 kilo altın takılmış.

Terörsüz Türkiye Yasası’nda Feodalizmi ve Aşiretleri Tasfiye Etmek Söz Konusu Oldu mu?

Terörsüz Türkiye Yasası’nda ,topraksız köylüler, marabalar, kentlere yığılmış işsizler, boğaz tokluğuna çalışan işçiler, eğitim olanağı bulamamış gençler, kısaca Kürt yoksulları ortada gözükmüyor.

Daha da vahimi ise onların ekonomik gereksinmelerine, özgürleşme süreçlerine, kısaca insanca yaşamalarına yönelik ekonomik düzenlemeler ortalıkta yok.

Terörsüz Türkiye gündeminde Kürt Yoksullarının görüşü alındı mı?

Kürt sorununun çözümüne yönelik pakette, Kürt yoksullarının sendika, kooperatif gibi emek kitle örgütlerindeki temsilcilerinin görüşleri alındı mı?

Partilerin seçim programlarında toprak reformunu dile getiren tespit ve önerme var mı? Hani bir zamanlar tartışmasını yaptığımız Toprak Reformu’na oldu?

Onlar adına konuşanlar; meclise girmiş feodal beyler, feodaliteden bağını koparmamış bölgenin sanayi ve ticaret erbapları, özetle Kürt yoksullarından beslenen katmanlar.

Biz değinelim. Sorunların öncelikle bölgede var olan eşitsiz toprak dağılımından kaynaklandığını dile getiren yazılar yazıldı, önermeler yapıldı, ancak iktidar ve muhalefet partileri bu konunun üzerine gitmek istemediler, gitmiyorlar. Çünkü feodal düzenin yarattığı biat kültürü ile toplu oy elde etmek işlerine geliyor.

Feodalizmi ve Aşiretleri Tasfiye İçin Çözüm Ne?

Feodalizmi ve aşiretleri tasfiye için ekonomi-politik çözümlemenin çıkış noktasının ilk aşaması, Toprak Reformu. Toprak Reformu,Atatürk’ün sürekli olarak dile getirdiği topraksız ya da az topraklı köylülerin yeter genişlikte topraklandırılmasıdır. Aslında T.C. Anayasası’nın 44. maddesi bunu zorunlu kılmaktadır.

· Toprak Reformu salt toprak dağıtımını içermemeli. Aynı zamanda bölgedeki feodal yapıyı tasfiye edecek olan ve temelinde “Toprak Reformu’nu kapsayan Bölgesel Kalkınma Planı” devreye sokulmalı.

· Toprak Reformu’yla birlikte bölgede kamu iktisadi kuruluşları eliyle sanayileşmeye ivme kazandırılmalı. Böylesi bir yaklaşımda, Devlet bölgede de yönlendirici ve yatırımcı olmalı.

Konu bir bütünsellik açısından ele alınmaz ise dağıtılan topraklar yeniden güçlülerin eline geçecektir.

Bunu engellemek için toprak reformunun , tarım işletmelerinin kooperatif örgütlenmesiyle ele alınması şart.

Burada girdilerin temininden başlayarak çıktıların pazarlanmasına değin kooperatifler temel alınmalı.

Bu bağlamda köylüler kooperatifler ile sanayici olmalı.

(*)Prof.Dr. Halil İnalcık, “Kürt Sorunu” olarak adlandırılan konunun emperyal ayağına: “AB ve ABD bugün Kürtleri destekliyor; Ermeniler ve Kürtler, şimdi Amerika’nın Ortadoğu’da yeni “parçala-bağımlı yap” politikasından kendileri için çok ümitliler… Bence bütün bunlar, Avrupa’da 19.yüzyıldaki Doğu Sorunu” politikasının devamından başka bir şey değildir.”demişti.