İki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış olan Burhan Özfatura hayatını kaybetti. Bir dönem ANAP ve bir dönem de DYP’den seçilen Özfatura, İzmir siyasetinde, adından hep söz ettirmiş, muhafazakar bir siyasetçiydi.

Ölümü üzerine gazetelerde ve sosyal medyada çeşitli değerlendirmeler yapıldı. Her zaman olduğu gibi, ölünün arkasından kötü söz söylenmez geleneği ağır bastı. Zaten kötü söz söylemeye gerek yok. Ama bir siyasetçi ya da kent yöneticisi olarak değerlendirmek mümkün. Çünkü onun yapıp ettikleri sadece kendisine ait değil, kentin kaderi ile de ilgiliydi.

Özfatura, dindar ve muhafazakar bir siyasetçiydi ama kentsel değerleri koruma konusunda, hiç de muhafazakar değildi. Şehircilik anlayışı, kaba kalkınmacı anlayıştı. Bayındırlık ve yapılaşma uğruna her türlü kentsel değeri feda edilebilir görürdü.

Viyadükler, duble yollar ve sit alanlarında çok katlı otoparklar hep savunduğu işlerdi. Kordon’a duble yol ve Mürsel Paşa veya Fevzi Paşa Bulvarına üstten yol yapmaya kalktı. Odalar ve çevreciler karşı çıkınca, “komünistler, yer altını sever” demişti, metroya atıfta bulunarak.

Bazı tahribatları engellendi, mahkeme kararlarıyla ama bazıları kalıcı hasarlar bıraktı. Bugün halen gündemde olan Basmane Çukuru arsası, onun kararı ile elden çıkarıldı. Efes Otel’i sorunu yine onun eseri idi.

Muhafazakardı ama kentsel değerler ve kamu yararı söz konusu olunca aşırı liberaldi. TANSA’yı, TANSAŞ’a çeviriverdi. Özelleştirmeci idi aynen Özal gibi. Gerçi uzun zamandır CHP’li belediyeler de aynen Özfatura gibi özelleştirmeci ve belediye mallarını paraya çevirme yarışındalar ama eskiden böyle değildi.

Özfatura ile yolumuz birkaç kez kesişti. İlk olarak 2004 yerel seçimleri öncesinde CNN Türk TV’nin yaptığı programda İzmir seçimlerini tartıştık. Bir tarafımda Özfatura, diğer yanıma CHP adayı Ahmet Piriştina oturuyordu. Işın Çelebi de vardı programda.

Ben belli verilere dayanarak Piriştina’nın seçimi çok rahat kazanacağını iddia ediyordum. Özfatura, kimse seçmenin iradesine ipotek koyamaz diye bana karşı çıkıyordu. O dönem AKP üyesi değildi ama destekçisi idi. Seçmene Piriştina’nın kazanacağı yönünde mesaj verilmesinden rahatsız oluyordu.

İkinci tartışmamız bir EGE-KOOP panelinde oldu. Detaya gerek yok, o yerleşik anlayışa uygun olarak, belediyeciliği sadece hizmete indirgiyordu, ben ise, belediyeciliğin yerel demokrasi boyutuna ve kentsel değerlere vurgu yapıyor, belediyeciliğin hizmet fetişizmine kurban edildiğini anlatıyordum.

İzmir Körfezinin temizlenmesine ve kanal projesine önem veriyordu ama bir yandan da Körfez’in kıyı bölgesinde golf sahası yapmaya kalkıyordu. Hizmet mi hizmet ama kentsel değerlere uygun mu veya Körfezin ekolojisine uygun mu? Bu umurunda değildi. Önemli olan hizmet, duble yol, viyadük, golf sahası vs.

Sohbetlerimiz de oldu. Bir sözünü hep hatırlarım. Kendisi uymasa da, “evlat, belediye başkanı her şeyi bilmek zorunda değil, ama bileni bulmak zorunda” demişti.

Her projesine karşı çıkmadık elbet. EVKA toplu konut projeleri başarılıydı bence.

Ve bu projeler sonrası yapılan seçimleri kaybedince Özfatura, “insanları TV fiyatına ev sahibi yaptığımız yerde, bize neredeyse oy çıkmadı” demişti. Yani belediyecilik sadece hizmet değilmiş demek ki.

Başkan olduğu dönemlerde üstüne vazife olmayan bazı konularda da muhafazakar-dindar seçmene mesaj göndermek için mi bilmem, bazı gereksiz çıkışlar da yapardı. İzmir Fuarında sahneye çıkan Güngör Bayrak’ın sahneye donsuz çıktığını iddia ederek eleştirmişti. Yine Yaşar Kemal için, “iki tane kıçı kırık roman yazdı diye kendini bir şey sanıyor” türünden lakırdılar da yapmıştı.

Kaba bir kalkınma anlayışı ve muhafazakar yaklaşımına rağmen aynı kulvardaki AKP Genel Başkanı Erdoğan ile yakınlık kurmadı veya kuramadı. Hatta son dönemlerde Erdoğan rejimi eleştirileri de yaptı. Tek Adam yönetimini, İktidar sayesinde zenginleşmeyi, şatafat ve savurganlık içinde yaşamayı eleştirdi.

2004 seçimlerinde AKP adayına destek veren Özfatura, geçen zaman içinde tercihini değiştirmiş ve son Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’na açık destek vermişti.

Yakınları ve sevenlerinin başı sağ olsun.