Siyaset gündemi o kadar yoğun ki, ne yazmalı, hangisini yazmalı, insan şaşırıyor. Foça, Çiğli derken, İzmir Büyükşehir Belediye yönetimi de AKP’nin eline geçti. Her türlü hukuki, ahlaki ve demokrasi ilkesi hiçe sayılarak hem de.
Derken Çeşme’de oldukça hareketli bir hafta yaşandı. Çeşme Belediye Meclisinde yaşanan tartışmalar ve ardından bir kamyon belge yakılarak imha edilmek üzereyken, Çeşme Belediyesine yönelik operasyon gerçekleşti.
Operasyon önemli ama yargı safhasında olduğu için onu bir kenara bırakıp, meclisteki ateşli tartışmalara biraz değinelim. Başkan Lal Denizli’nin sözleri ve çıkışı, sadece Çeşme’de değil, ülke genelinde tartışmaya neden oldu. CHP İlçe Başkanının, o koltukta CHP sayesinde oturuyorsun çıkışına verdiği tepki daha popüler oldu.
Senin ağzını yerim, atanmış, çıkarın bunu salondan gibi ifadeler, videolar halinde yoğun bir şekilde yayınlandı. Ağzının payını verdi diyenler de oldu, esas atanmış sensin diyenler de. Ama en çok üslup eleştirildi.
Magazine uygun kısmı daha çok bu cümleler idi ama diğer iki tartışma benim açımdan daha dikkate değerdi.
Birincisi, belediyenin sürekli arsa satışını eleştiren MHP’li meclis üyelerine verdiği yanıttı. Denizli, Bakanlık sürekli milyarca liralık araziler satıyor, onlara ses çıkarmıyorsunuz, üstelik bu satışlardan elde edilen gelirler Çeşme’ye dönmüyor, hükümet Çeşme’ye yatırım yapmıyor dedi özetle. Yani Belediyenin niçin sürekli arsa sattığını açıklamayıp, siz daha çok satıyorsunuz dedi.
Başkan Denizli de eleştirisinde haklı, belediye meclis üyelerinin eleştirileri de. Dolayısıyla iki taraf da Çeşme’nin kaynaklarının satışı konusunda haksızlar. Saray rejimi sürekli kamu kaynağı satma politikası peşinde. Arazileri satıyor, yolları satıyor, fabrikaları satıyor yetmiyor, Çeşme’yi tümden satmayı arzuluyor. Belediye de borç kapatmak için mi, yoksa aşırı personel alımı yüzünden mi sürekli arsa satıyor bilmiyoruz.

Denizli’nin muhalif meclis üyelerine çok önemli bir mesajı daha oldu. Ben kapı kapı Çeşme Projesini anlatıyorum, iktidarın projesi olduğu halde savunuyorum dedi. Bu çok kritik bir mesaj. Meclis üyeleri kadar, Saray iktidarına da iletilmek istenen bir mesaj bence. Kesinleşmiş mahkeme kararı ve Yeni Partili vekillerin zaman zaman biz karşıyız, bu rant projesi demelerine bakmayın, ben sahip çıkıyorum diyor.
Ama bir koşulum var diyor, Çeşme’nin kanalizasyon ve yol gibi altyapı yatırımları yapılacak. Fon krizindeki kadar var mıdır bilmem ama Çeşme’nin inşaat bulunmayan neredeyse her yerini satışından elde edilecek para çok büyük. Bunun için zaman zaman Kültür Bakanı ve Şehircilik Bakanı, Kemeraltı’na bile kaynak aktarmaktan söz ediyor.
Yirmi beş yıllık iktidar Çeşme’ye ne gibi yatırım yapmış ki? Turizm veya alt yapı konusunda. Bunun koşulu Çeşme’yi satmak mı? Koylarını, dağlarını ve ormanlarını inşaatla yığmak mı? Konya’da, Antep’te ve Urfa’da yatırım yaparken bakanlıklar, o şehri satma koşulu mu koyuyor? Kanalizasyon ve yolları yapmak zaten bakanlıkların ve Büyükşehir’in görevi değil mi?
Ne diyordu Mecliste Başkan Denizli, Çeşme’de bakanlıklar ve TOKİ tarafından satılan arazilerin geliri Çeşme’ye dönmüyor. Demek ki, iktidarın niyeti Çeşme’ye hizmet ve yatırım olsa, son iki üç yılda sattığı yüz milyarı aşan gelir sağladığı arazi satışları sonrası yapardı.
Mahkemenin kesinleşmiş kararını devre dışı bırakmak için, şimdi imar yoğunluğu düşürülmüş ve güya yeni bir proje ile yola devam etmek istiyorlar. Bu çok bildik bir hile. Yüzde bir imar yoğunluğu ile başlayıp, mahkeme engelini aşınca istedikleri kapasiteye çıkıyorlar. Bu örnekleri RES ve taş ocakları projelerinde çok yaşadık.
Biliyorsunuz Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da bu projeye zaten sıcak bakıyordu. Artık ampul rozeti ile bu görevi haline gelecek. Bu rant projesi deyip, ağızlarında laf geveleyen CHP/Yeni Parti vekillerine de bakmayın siz, onlar bu itirazın ne hukuki sürecinde vardılar ne de sivil boyutunda.
Diyeceğim o ki, memleketim Çeşme’nin belediye meclisinde, belediye sürekli arsa satıyor eleştirileri de, esas bakanlıklar çok arsa satıyor tartışmaları geçici bir olay gibi gözüküyor. Bir süre sonra sen satıyorsun, sen daha çok satıyorsun kavgasına son verip, AKP’li Büyükşehir Belediye Başkanı, Yeni Partili Çeşme Belediye Başkanı ve MHP’li meclis üyeleri, “Çeşme’yi toptan satalım” noktasında, bütün eller havaya aşamasına gelecekler.
“Ben AKP’ye geçecek kadar ilkesiz ve onursuz muyum” diyen siyasetçilerin memleketi satması sürpriz sayılır mı?