Yerel seçimler öncesinde, adaylar açıklandığı gün, tanıdıklarım düzeyinde, yeni adayların isabetli olmadığını dile getiren yazılar yazdım. Seçimi şu kazanır, bu kazanır meselesi üzerinden değil; çünkü aday kim olursa olsun CHP İzmir’de kazanacaktı hem büyükşehirde hem de ilçelerin büyük çoğunluğunda.

Bu atamaları, dönemin CHP Genel Başkanı Özgür Özel, belirledikleri adayların çok titiz çalışmalar sonucunda atandığını anlattı durdu. Anketler, yapay zeka vs. Oysa hiç alakası yoktu. Zaten anket ile aday belirlemek doğru değil. Anket en tanınana kişiyi bulur, en liyakatli olanı değil.

Zaten Urla’dan başvuran bir adayın Güzelbahçe’den ve diğerinin de Çeşme’den aday yapılması, Bornova’dan başvuran adayın da Karabağlar’dan CHP adayı yapılması, adayların anketle bulunmadığını gösteriyor. Balçova, Konak, Karşıyaka, Bornova, Çeşme, Narlıdere, Buca vs birçok ilçede bu adaylar anketle bulunmadı, bu mümkün değil.

Oysa hem büyükşehir düzeyinde hem de birçok ilçede gösterilen adaylardan daha nitelikli aday adayları vardı. Şimdi özellikle AKP’ye kapak atanların sayısı (sanırım artacak) adayların ne kadar lümpen ve karakter açısından sorunlu olduğunu göstermektedir.

Tekrar ediyorum ve ısrar ediyorum ki, Özel, İmamoğlu ve Yavaş ve diğer genel merkez baronları, aynen geçen dönemki gibi, kayırmacılık esasına göre atamalar yaptılar. Daha önceki döneme ek olarak Özgür Özel, kadın ve genç ısrarı yenilikti belki. Bu ölçütleri adeta takıntı haline getirdi. Ama bu genç ve kadınların hiçbirini anketlerle bulma şansı yoktu.

Genç ve kadın vurgusu değerli ama bunu tek ölçüt haline getirmemek lazım. Nitekim başkanın genç ve kadın olması, AKP rozeti tercihini etkilemedi. Kadın, erkek veya genç ya da orta yaş ayrımı olmaksızın, şehirlerin niteliksiz siyasetçilere emanet edildiği ortaya çıktı.

Bölgecilik ve mezhepçilik üzerinden belirlenen adaylar için de aynı durum geçerli idi. Doğum yeri ve mezhepçilikte sıkça kullanılan “dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” Pir Sultan sözü, ne kadar sakil duruyordu onların ağzında zaten.

Transfer furyasında Özel, İmamoğlu ve Yavaş, ampül takan arkadaşlarını kınıyorlar, kızıyorlar ama biri de seçmenden özür dilemeyi aklına getirmiyor.

Son transfer Cemil Tuğay’ın kefili Özgür Özel’di. Cemil Tuğay aday adayları arasında bence son seçenekti. Hem parti örgütleri hem seçmen gözünde hem de milletvekilleri arasında Tuğay’ı tercihi pek yoktu.

Buna rağmen Özel, Tuğay’da duygusal nedenlerle ısrar etti. Tunç Soyer’den vaz geçmesinde sorun yoktu. Ama onu yerine atayacağı kişi konusunda daha titiz olmalıydı. Şimdi ortaya çıkan sonuç üzerinden, anketlerde Tuğay önde çıkıyordu açıklaması kesinlikle doğru değil.

İzmir’de hangi aday ile girilirse girilsin seçim kazanılacaktı. Nitekim 2019 seçimlerinde CHP adayını destekleyen Dem ve İyi Parti isim yapmış adaylar ile seçime katıldığı halde, rahat bir sonuç ortaya çıktı. Bunun da Cemil Tuğay ile ilgisi yok.

Diğerleri ile seçim riskliydi demek de gerçekçi değil. İzmir seçmeninin sosyolojisini bilmemektir bu. Hangi aday ile olursa olsun seçimi CHP kazanacaktı. Böyle bir imkan varken, aday konusunda eli oldukça güçlüydü oysa ki.

“Sütte leke var, onda yok” sözünü söylediğine herhalde pişmandır. Ama bunu seçmen ile paylaşmıyor bir türlü.

Muhalefetin toplaşma merkezi olarak görülen bir partinin başında Özgür Özel. Meydan, sokak, çarşı ve pazarda iyi bir sinerji yakalamış bir genel başkan olarak, özür dilememesi çok önemli bir handikap. İnsan hata yapar ama önemli olan bunun farkına varmak ve bundan ders çıkarmaktır.

Özür dilemek, bir erdemdir. Alçak gönüllülüktür. Bundan kaçınmak sadece ben yanlış yapmadım kibri değil, bu hataları tekrar yapabilirim demektir.