Askıda ekmekten farklı bir anlamı var, askıda demokrasinin. Askıdaki ekmek, yoksul birinin ihtiyacını karşılayabilir. Askıda demokrasi ise, demokrasiz yönetmek isteyen Tek Adam’ın ihtiyacına yönelik bir model.
Demokrasi sandıkla sınırlı bir yöntem değildir ama seçimler ve sandık, demokrasi için ilk temel araçlardır. Demokrasinin temsi ilkesi böyle gerçekleşir. Yurttaş katılımı ve denetimi ise, demokrasinin özünü oluşturur.
En ilkel şekliyle ya da temsil ilkesi ile bakacak olsak bile, ülkemizde demokrasinin askıya alındığı çok açık. Şehirlerin çoğu, seçmenin seçtiği kişiler tarafından değil, rejimin atadığı kişiler tarafından yönetilmektedir.
Sandık yoluyla yapılan tercihler geçersiz sayılmış ve adeta seçimler iptal edilmiştir.
Seçilmiş bir kişi yargılanıp görevden alınamaz mı? Alınabilir tabi. Görevi sırasında suç işlemiş belediye başkanı, belediye meclis üyesi ve belediye bürokratı görevden alınabilir. Ama bu hukuk çerçevisinde yapılırsa, demokrasiyi askıya almaz.
Doksanlı yılların başında İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel tutuklandı. Yargılandı ve mahkum edildi. Partisi buna itiraz etti mi? Hayır. Çünkü ortada bir yolsuzluk vardı ve bu hukuk kuralları içinde ortaya kondu.
Bir süre öne AKP Genel Başkanı Erdoğan, beş büyük şehir belediye başkanını istifa ettirdi. Ankara, İstanbul, Bursa, Balıkesir ve Denizli gibi. Seçilmişlerdi ama görevlerini tamamlamalarına izin vermedi. Bu demokrasiye uygun bir davranış mı? Bir parti genel başkanı seçilmiş belediye başkanlarını neden istifaya zorlar ki?
Yolsuzluk yapmış veya başka bir suç işlemiş olabilirler ve bu yüzden görevi bırakın denmiş olabilir. Ama yargılanmak şartıyla. Sorgusuz sualsiz ayrılın dendiğinde, bu da demokrasinin askıya alınması demektir.
Bir yıldır, muhalif (CHP-Yeni Parti) belediye başkanları ve bazı meclis üyeleri görevden alınıyor. Adeta ülke çapında bir yargı kampanyasına dönüştü bu. Hepsi yolsuzlukla suçlanıyor. Haklarında kesin yargı kararı olması beklenmiyor. Çünkü görevden alma amacı, kaçma ve belge karartma şüphesi değil, oradaki yönetime el koyma.
Bunun için ne gerekiyorsa o yapılıyor. AKP’ye transfer olursa, zaten yargıdan muaf oluyor ve dokunulmazlık zırhı elde ediyor. Bunu tercih eden belediye başkan sayısı hiç de az değil.
Ancak bu defa muazzam bir irade yolsuzluğu yapılmış oluyor. Saray rejimi ve Erdoğan’a karşı kullanılmış oylar AKP hanesine yazılıyor. Sandık çalmak ile eşdeğer bir işlem bu. Başkanları tehdit ile transfere zorlayan iktidar da transfer olan belediye başkanları ve meclis üyeleri de, oy hırsızlığı yapmış oluyorlar.
Son örnek Foça’da yaşandı. Cumhur İttifakının %17 seçmen desteğine sahip olduğu ilçe yönetimi, AKP’ye geçti. Bu tam anlamıyla bir yolsuzluk.
Bu olayda CHP’li ve Yeni Parti taraftarları birbirine girdi. Kılıçdaroğlu taraftarları, Özgür Özel’i ve başkana referans olan İzmir Milletvekili Deniz Yücel’i topa tuttular. Bu eleştiriler haklıdır. Himaye sistemi ile aday belirlenirken, kişinin karakteri ve liyakati dikkate alınmıyor.
Ama bu Özel dönemine özgü bir şey değil maalesef. Geçen dönem de bu türden darbe koşulları yaşansaydı, AKP’ye topuklayan CHP’li başkan sayısı daha az olmazdı.
Ancak madem yeni bir siyaset iddiası ortaya konacak, o zaman bu hatalar nedeniyle seçmenden özür dilenmeli. Özel’in, İmamoğlu’nun ve Yavaş’ın referansı ile aday olan çok sayıda belediye başkanının şu anda AKP rozeti taşıması, bu himayeci siyasetin sonucudur.
Foça Belediye Başkanı, Fıçı’ya tepkiler çok yoğun. Kendisi bu ahlaksız tavrını şöyle gerekçelendirmiş, Çerçioğlu ablası ve Afyon’daki mevkidaşı gibi, “şehrime daha çok hizmet etmek istiyorum.”
Palavraya bakar mısınız? Eğer şehrine hizmet etmenin yolu, iktidar partisinden olmak ise, oradan aday olsaydınız. Neden Saray karşıtı oylar ile göreve gelip, Sarayın kapısına gidiyorsunuz? Korkuyorsanız veya bir açığınız var ise, onlar da bu ahlaksızlık ile örtülmez zaten.
Bu belediye başkan transferlerinden başkanların ileri sürdüğü, sahte bahane olarak daha çok hizmet gerekçesi de demokrasiyi askıya almak anlamına geliyor. Yerel yönetim daha çok hizmet için yapılacaksa ve iktidarın muhalefet belediyelerini hizmet açısından engellemesi bu yöntem ile aşılacaksa, yerel seçimleri iptal edelim, belediyelerin hizmet yetkilerini de kaymakam ve valilere aktaralım olsun bitsin.
Yerel demokrasi diye bir şey var. Ve sadece hizmet yalanına sığınarak göz ardı edilemez.