CHP’li belediyelerden sonra, Parti yönetimine müdahale eden yargı kararı sonrası, ortalık iyice karıştı. Görevden almalar ve transferle hız kazandı. Dünya demokrasi tarihinde görülmemiş ölücüde bir irade gaspı yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor.

Cumhurbaşkanı ama esasında AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’teki Cuma namazı çıkışında, Belediye Başkanını görünce söylediği sözü canlı olarak izledik. “Kapımız açık” yani AKP’ye gel. Ne kadar rahat söylüyor değil mi? Sandık önemli değil, seçmen tercihi önemli değil, sen bize gel.

Saray iktidarını sarsan son yerel seçimler sonrası, CHP rekor düzeyde oy almış ve yine rekor düzeyde belediye başkanlığı kazanmıştı. Şimdi bu başkanların bir kısmı hapiste, bir kısmı AKP’de ve geriye kalanlar da ikiye bölünmüş durumda. CHP’de kalanlar ve Yeni Parti’ye geçenler şeklinde.İşte burası siyasetimizin pratiği açısından önemli.

Sarayın amacı, Butlan atamak yoluyla CHP’yi muhalif parti olmaktan uzaklaştırmaktı ve bu çok kolay gerçekleşti. Atama yapıldığı andan beri, artık CHP’nin muhalif parti olduğunu iddia etmek mümkün değil. Hatta Cumhur İttifakı içinde olduğu iddiaları daha gerçekçi.

Bu şartlarda belediye başkanları ve profesyonel siyasetçilerin tercihleri, istikbal arayışına göre şekillenmekte. Dikkat ederseniz Kılıçdaroğlu atandıktan sonra, CHP’nin il ve ilçe kuruluşlarını, geçen seçimde aday yapılmayan eski belediye başkanları üstlendi. Bir de Özel ve İmamoğlu ekibinde gelecek umudunu yitirmiş olan siyasetçiler butlan CHP’sinde bir araya geldi.

Ancak Özel ve İmamoğlu ekibi tarafından başkan yapılan yeni başkanların durumu farklılık gösteriyor. Önemli bir kısmı hemen Yeni Parti’ye geçti. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tuğay, değişim kurultayında İzmir’deki başkanlar arasında, Kılıçdaroğlu değişsin diye kendini ortaya atıp ve başkanlığı kapmıştı. Şimdi de daha yeni bir parti kurulmadan ön aldı ama nedense, orada fren yaptı. Gerekçeleri çocukça ve gerçekleri yansıtmaktan uzaktı. Belli ki, işin perde arkası var.

Buca, Narlıdere, Balçova gibi bazı belediye başkanları aslında tam da Özel ve İmamoğlu ekibinin tercihi ile başkan oldular ama şimdi Yeni Parti’ye geçemediler. Örnek daha fazla ama bu üç ilçe belediye başkanını aday yapan abiler/ağalar şu anda Yeni Parti’de.

Yani bunların durumu, geçen yerel seçimlerde aday yapılmayanların istikbal arayışına benzemiyor. O zaman geriye şu ihtimal kalıyor, “ya kodes ya rozet” pazarlığı bunlarda, “CHP’de kalarak dokunulmazlık elde etmek” gayreti veya pazarlığı gibi gözüküyor.

Nitekim Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın ceza almasından sonra, adeta bağırarak dile getirdiği, “ben CHP’de kalıyorum” feryadı, bir nevi, bu kararı istinafta düzeltin ricası gibiydi.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in de hem Kılıçdaroğlu’na hem Özel’e eş zamanlı mavi boncuk dağıtması da benzer bir tedirginliğe işaret ediyor. Aslında CHP’de kalmak istemiyorlar ama burada kalarak dokunulmazlık kazanır mıyız düşüncesi ağır basıyor.

İkiye bölünen ekipler var. Az önce belediye başkanlarından verdiğim örnekler gibi, siyaseten ağa Yeni Parti’de, ekip elemanı ise CHP’de. Ya da tersi. Hatta bazı kardeşler ve aile üyeleri bile ikiye bölünmüş durumda. Yani sonra şartlara göre bakarız anlayışıyla.

Profesyonel sezgiler ile CHP’de kalanların bazılarında ise, Saray’ın Yeni Parti ve Özgür Özel’e şans tanımayacağıgörüşü ağır basıyor. Bu durumda Yeni Parti’de yer almak siyasi istikbal açısından doğru bir tercih olmaz. Ama her ne kadar CHP, muhalefetin toplanma alanı olma şansını yitirmiş olsa da, buradan bize de bir konum düşer nasılsa motivasyonu bu profesyonellerde ağır basıyor.

Seçmende durum tamamen farklı tabi ki, biz burada siyasetçi sınıfının tavrını değerlendirmeye çalıştık. Muhalif seçmen, Saray rejiminin değişmesini istiyor. Bunun için de toplaşma yeri olarak Yeni Parti’yi görüyor. Bizim de zaman zaman dile getirdiğimiz, siyaset sınıfının defolarını taşıyan isimler Yeni Parti bünyesinde de olsa, bunlar seçmenin umurunda değil. Kahir ekseriyetinin Kılıçdaroğlu’na beslediği öfke, Özel’e sempati olarak kendini gösteriyor.

Sokakta, sosyal medyada ve güvenilir kamuoyu araştırmalarında görünen bu.