Hangi birini yazmalı, olup bitenleri hangi kuramlarla ve yaklaşımlarla açıklamalı? O kadar zor ki. Ne ülke siyaset tarihinde ne de dünyada eşi benzeri olmayan bir anomik durum ile karşı karşıyayız.

Çerceve Yasa konusunu başka yazıya bırakıp, yerel gündemden bir konuyu ele alalım istedim. Şu günlerde İzmir siyasetinde en önemli gündem maddelerinden, belki de en önemlisi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tuğay’ın durumu.

En başa dönecek olursak, Cemil Beyin adaylığı hataydı. Özgür Özel, halen anketler falan diyor ama bence hiçbir bahane üretmeden özür dilemeliydi. Cemil Bey ne anketten çıkardı ne de nitelikleri bakımından diğer adaylardan üstünlüğü vardı. Onu adaylığa taşıyan, söz konusu kurultay öncesi, İzmir’den “değişim şart” açıklamasıydı. Çünkü Karşıyaka performansı ile Kılıçdaroğlu ekibi tarafından tasfiye edilecekti.

Adaylık için bu gerekçe rasyonel değil, duygusal bir tercihti. Ama bunu savunmak için Özgür Özel, “sütte leke var, Cemil Beyde yok” demeye başlamıştı.

Cemil Tuğay, Özgür Özel’e en yakın duran başkanlardan biriydi. Hatta seçmendeki huzursuzluğa dikkat çekerek, Butlan sonrası CHP’den hemen istifa edip, yeni parti çağrısı da yapmıştı.

Yeni Parti’nin öncüleri arasında yer alması gereken Cemil Beye bu süreçte bir şeyler oldu. Neler yaşandı bilemiyoruz. Ama CHP’li ve daha sonra da Yeni Partili belediyelere yönelik operasyonlar hız kesmeyip, sıra İzmir’e gelmiş gibi gözüküyordu. Nitekim Buca, Menderes, Güzelbahçe, Balçova vs ard arda görevden almalar, tutuklamalar başladı. Devam da edecek gibi.

Yeni Parti’ye geçmek yerine bağımsız kalmayı tercih eden Cemil Bey, “bağımsızlık hizmet demektir” gibi çocuksu bir açıklama yapıverdi. Yani yedi yıldır partili olan Cemil Bey demek ki, hizmetten uzaktı. Ya da seçmen onu sanki bir parti adayı diye seçmemiş gibi.

Kamuoyu ve partililerin tepkileri karşısında sürekli bocaladı. Mantıklı herhangi bir açıklama yapması mümkün değildi zaten. “Özgür Özel’in çevresinde sıkıntılı adamlar var” dedi. Bunları üç yıl içinde fark etmemiş, şu anda fark etmiş.

Kanaatim odur ki, Cemil Bey, ampül rozeti takacak gibi. Bütün işaretler onu gösteriyor. Bunu nasıl açıklayacağız derseniz, yine kanaatim odur ki, paçayı kaptırmış ve pazarlık sürüyor.

Buca, Balçova ve Narlıdere gibi bazı belediye başkanları CHP’de kalarak dokunulmazlık kazanmayı umut ediyorlar. Oysa ki, bu başkanlara o koltukları sağlayan siyaset ağaları Yeni Parti’de.

Yeni dengeler, Cumhur İttifakını genişletti. Butlan CHP’sinin muhalefet partisi olması mümkün değil. Daha doğrusu iktidara değil, Yeni Parti’ye muhalefet görevini üstlenecek. Üstlenmiş durumda zaten. TBMM’de olduğu gibi, belediye meclislerinde de CHP’de kalan üyeler artık Cumhur İttifakı ile birlikte hareket etmeye başladı. Başkanları görevden alınmış meclislerde, başkanlık ya AKP’ye ya da CHP’ye geçiyor. Etimesgut’tan sonra sıra Menderes’te gözüküyor. Al gülüm ver gülüm hesabıyla. Artık Cumhur İttifakına daha yakın Butlan CHP’si.

Cemil Bey, “AKP’ye geçersem eşim beni boşar demişti ya sanırım eşinin boşamasını göze alacak veya eşiyle birlikte rozet takacak. Bu benim kanaatim. AKP’ye geçerse İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde de, yeni Cumhur İttifakı (AKP, MHP, CHP, BBP ve şimdilik Bağımsızlar) çoğunluğu elde edecek durumda.

Ve İzmir, ilk kez AKP’ye geçmiş olacak. Seçmen ile kazanılamayan, gayri meşru yöntemlerle sağlanıyor. Temsil ve meşruiyet kavramları artık anlamsız kalmış durumda.