Doğu Akdeniz’de dört kitap üç din zuhur etti; Tevrat, Zebur, İncil, Kur’an-ı Kerim ve Musevilik, Hıristiyanlık, İslamiyet. Yaklaşık olarak 3350 yıl önce başladı. Önce Tevrat ve Zebur indi. 1300 yıl sonra İncil indi. M.S. 610-633 Kur’an-ı Kerim indi. İki bin yıllık zaman diliminde ortaya çıkan dinler ve kitaplar…

Dinler çağı hala hükmünü sürüyor. İnsanlık dinler ve kutsal kitaplarıyla hayatı okumayı sürdürüyor. Yanıtlarını bilmediği bütün soruların karşılığını bulmanın huzuruyla hayatına çeki düzen veriyor.

Gösteri toplumuna ritüelleriyle renk katan dinlerin rehabilite ettiği yoksullar, muktedirlere de huzur veriyor. Toplumları itaatkâr, kolay yönetilebilir kılan dinler sayesinde kurulan “efendiler-gönüllü köleler” dengesinde, bu dünyanın ve öbür dünyanın işleri sürüp gidiyor.

Gelin görün ki dinler sayesinde göklerden yeryüzüne indirilen tanrısal iktidar, muktedirlerin bitmek bilmeyen kötülüğü yüzünden sorgulanır oldu. Din adına yapılanlar dindar insanı bezdirdi. Muhafazakâr ailelerin çocuklarının, özellikle kız çocuklarının, deizme yönelmeye başladığına dair rivayet muhtelif.

Tanrı adına yapılan işler, din/siyaset/ekonomi bağlamında çığırından çıkınca, toplumda başlayan sorgulama belli ki büyüklü küçüklü efendilerin canını çok sıkacak. Cuma namazlarından, Umre’den fotoğraf paylaşarak da çözülecek gibi değil. Seçmenin bu şekilde budala yerine koyulması muhtemelen halk tarafından da hoş karşılanmıyor.

İslamcı zihniyetin İslam normlarının kamusal yaşama yön vermesini “normalleşme” olarak kabul etmesi, yeni sosyolojide nasıl karşılık bulacak? Bu mesele tartışmaya açık, ancak yandaş kafasıyla bir yere varmak imkânsız.

Yanıtlanması asıl zor soru ise çok daha derinlerde. “Müslüman” olduğunu söyleyen kişi, Kur’an-ı Kerim’in bildirdikleriyle bağlıdır. Kutsal kitaba sembolik yaklaşmak, İslam diniyle bağdaşmaz. Kitapta yazılanların gerektirdiği “şeri düzen” dini zorunluluktur. Aksi, kitabı inkâr etmek, olmaz mı? Hal böyle iken, “sınırlı sorumlu” Müslümanlık nasıl izah edilebilir? Ve bu koşullarda “normal” olana kim, nasıl karar verecek?

İnanç dünyası, yanıtı olmayan soruların karşılığını ararken kuşkusuz insana iyi geliyor. Dahası insanın hayata tutunmak için buna ihtiyacı var. Fakat muktedire boyun eğmek için değil.