Memlekette demokrasi var! Bu sözler bir saptamadan çok mazeret beyanıdır.
Hazin ama gerçek, demokrasi halkın halk iradesiyle yönetilmesi ise, mevcut demokrasilerin bu tanımla yakından uzaktan ilgisi söz konusu olamaz.
Günümüzde demokrasi, kural tanımayanların, kafasına göre takılanların sığınağı haline gelmiş bulunuyor.
Yaratılan ayrıcalık alanlarının korunması için demokrasi… Ayrıcalık alanları yaratılırken sapılan yan yolları meşru kılmak için demokrasi… Özgürlük niyetine aklına eseni yapma serbestisini, kuralsızlığı savunmak için demokrasi…
Batı’da 1789’dan sonra yükselen halkların mücadelesi egemen sınıfa şunu öğretti; endüstri toplumunun inşası halklara rağmen mümkün değil. Yoksul kitleleri bir şekilde sisteme katmak gerekiyor. Ve demokrasi bu çözümü sundu. Demokratik yönetimlerde halk söz sahibi oldu.
Ne var ki kapitalist sistemin liberal döneminde, halklara tanınan haklar gerilemeye başladı. Ve bugün demokrasi,otoriterleşen yönetimlerin gölgesinde sürekli güç kaybediyor.
Bununla birlikte, sistemin içine sürüklendiği krizden istifade eden karaktersiz ve vasat çıkar grupları demokrasiye fena halde sahip çıkıyor. Çünkü, onlara göre, sistemden iyi beslenmek için her yol mübahtır ve bu yolları kullanmanın adı, demokrasidir. Oysa, demokrasi çok kurallı bir yönetim biçimi…
Ne kidemokrasinin çok kurallı yönetim biçimi olarak sürdürülebilirliği de yolun sonunda. Zaten, özellikle doğu toplumlarında, bu kuralcı yapı benimsenmiyordu.
Dahası, demokrasi var veya yok, yoksulluk sürekli artıyor ve derinleşiyor. Suç, toplumun bütün katmanlarında aldı başını gidiyor.
Yani, kapitalist sistem dengeden çıkıncaoluşan kriz sarmalında demokrasi çözüm üretemedi.Hal böyle olunca, liberal demokrasi, demokratik siyaset ve benzeri başlıklar altında, demokrasinin yeniden inşa yolları aranır oldu.
Şimdilik, “memlekette demokrasi var” kafasıyla durum idare ediliyor.