Emperyal güçler tarafından belirlenen siyaset ve kontrol edilen siyasetçi ile yeni Dünya düzeninde geleceği inşa edilen Türkiye, yeni konumu ve misyonuyla mütecanis adımlar atıyor. Son iki adım; Çözüm süreci Çerçeve Yasa ve Mekke Ortak Savunma Anlaşması.
Çözüm sürecinde çerçeve yasa ile Cumhuriyet’in üniter, laik yapısı dönüştürülmek üzere yeni aşamaya geçiliyor. Kürt-Arap-Türk federasyonuna geçiş süreci...
Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasıyla yeni Ortadoğu’nun inşasında saflar iyice belirginleşiyor.Pakistan ile Hindistan arasında savaş hali sürüyor. Suudi Arabistan ile İran arasında tırmanan çatışma Suriye-Yemen hattında genişliyor.
Mekke sözleşmesi bağlayıcı olduğu için Türkiye ne zaman bir savaşa sürüklenir belli değil. Dış dinamikler belirleyici olacak.
Gerek çözüm süreci gerek ortak savunma anlaşması ile yönetilmesi çok zor sorunlarla dolu bir dönemin kapıları aralanıyor.
PKK ile masaya oturmak, göründüğünden çok daha karmaşık ilişkileri gündeme getiriyor. İç cepheyi güçlendirmek mi, Kürdistan’ın yolunu açmak mı? Bakalım, yol nereye çıkacak? Fakat ülkeyi karıştırma ihtimali oldukça yüksek.
Bir küçük hatırlatma, seksenli yıllarda ASALA tasfiye edilerek PKK ile birleştirildi ve bütün imkanlar PKK’ya aktarıldı. Yani, salt Kürt örgütü demek gerçeği tam olarak yansıtmaz.
Önümüzde, anayasa değişikliği veya yeni anayasa süreci var. Bu aşamada, değişen anayasa ile ülkeyi nasıl bir geleceğin beklediğine dair net fikrimiz olacak. İkibinli yıllara damgasını vuran kimlik siyasetinin sonuçları görülecek.
Görünen o ki eşit yurttaşlık adı altında Kürt ve Arap kimliği öne çıkarılacak. Bu, Batı’nın yüzyıllık hesabıdır. 1. Dünya savaşında büyük yıkım yaşayan Avrupa’nın liderleri Lozan’ı imzalamak zorunda kalınca, daha o zaman, günü geldiğinde hesabının sorulacağını söylediler. Galiba, o hesap soruluyor.
Türkiye, öyle ya da böyle, büyük değişimin eşiğinde.Ve Türk kimliğinin eşit yurttaşlık ile Ortadoğu’ya hizalanmasına, ortak vatan dayatmasına verilecek tepki, Yeni Türkiye’nin büyük sınavı olacak.
Yeni Dünya düzeni kurulurken elbet de değişime direnmek büyük hata olur. Meselemiz, değişimi doğru yönetmek ve “doğru”nun ne olduğuna dair yeni bir toplumsal mutabakat oluşturmaktır.
Ülkenin geleceğine zar atanları dikkatle izliyoruz.
Yazımı bitirirken hatırlatmak istiyorum; Süreç yönetimi, neden/sonuç ilişkisine dayalı determinist yaklaşımın yerini aldı. Olayların akışı akşamdan sabaha değişebiliyor.