Anahtar sözcük, “bağımsızlık.” Evet, bölgesinde savaş rüzgarları eserken Türkiye’nin bağımsız kalma potansiyeli, ülkenin geleceğini belirleyecek.
Ortadoğu’ya açılan yollarda Kürt, Arap, Türk birliğinin arka planında neler olup bittiği Türklerin merak konusudur.
Ortadoğu bir Gayya Kuyusu mudur? Evet, Batı tarafından “Ortadoğu” olarak kategorize edilen bölge bir Gayya Kuyusu’dur.
Türkiye Cumhuriyeti kurulurken Atatürk Ortadoğu’dan uzak durmayı tercih etti. Ve Cumhuriyet’in Doğu politikası, doksanlı yıllara kadar özenle korundu.
Bu tercihte elbet de Atatürk ve arkadaşlarının İmparatorluk deneyiminden kaynaklı endişeleri önemli rol oynadı. Çünkü büyük ihanetler daima Arap dünyasından gelmişti.
Şimdi, ikibinli yıllarda ne değişti de Türkiye Ortadoğu’ya yöneldi? Bu soruyu yanıtlamak için Batı blokunun çıkarlarını doğru okumak gerekiyor.
İstikamet Batı veya Batı Asya değil de Ortadoğu olunca, Arap ve Kürt kimliği öne çıkıyor; Araplar ile Kürtlerin refakatinde Türklerin Ortadoğu serüveni başlıyor… Bu durum, Batı’nın arzu ettiği dengeleri sağlayabilir. Dengeden kasıt, yönetilebilir, kontrol edilebilir toplumlar ve zayıf devletler…
Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, kapitalist sisteme entegrasyon politikalarını benimseyen kurucu irade, Sovyetler Birliği ile Batı arasında denge kurmayı başardı. Atatürk, Türkiye’de sosyalizmin inşasının mümkün olmadığını görerek tercihini böyle yaptı. Lenin ile yazışmalarında bu konu geçiyor. Ve bu tercihine rağmen Sovyetler Birliği desteğini aldı. Çünkü Kurtuluş Savaşı, emperyal güçlere karşı bağımsızlık mücadelesiydi.
Günümüze gelince, bölgesinde emperyal heveslere kapılan Türkiye, Batı’nın “Ortadoğu” olarak adlandırdığı Gayya Kuyusu’na doğru sürükleniyor.
Ve bu sürüklenişin, kabile topluluklarına dönüşen devletleri çekip çevirmeyi mümkün kılacağı bir vakıa.
Bir tercih yapacağız; Ya bağımsızlık ya büyük efendilere kulluk!