Tanrısal veya rastlantısal, varoluşun akla düşürdüğü sorular, sonsuzlukta çıkış arayan sonlu insanın çıkışsızlığıdır. İnsan, varlık ile hiçlik arasında oluşan gerilim hattının yarattığı belirsizliği yaşamaya adeta hükümlü.

Ve bu belirsizlik, deizme yönelişe yol açıyor. Dahası sistemde ahlaki ve dini değerlerin çöküşü, nihilist eğilimleri kışkırtıyor.

İnsanın varoluşuna yüklenen anlam ve varsayılan değerleri, kurulu yeryüzü düzeniyle mütecanis değil. Vicdani yoksunluk, iki yüzlü ahlak ve yalan, hayatın her alanında hükmünü sürüyor. Akıl ve karakter çöküyor. Çürüme içe doğru kat ediyor. Nihayetinde, cennetten kovulmuş kusurlu bir yaratık…

Ve bu kusurlu yaratıkla mütecanis olup tarihsel ömrü dolan kapitalist sistemin dinamikleri artık doğru dürüst çalışmıyor. Sistem sürekli erör veriyor. İnsanlık bir kere daha yaptıklarının ettiklerinin altında kalmak üzere.

Ahlak dersi verirken bile karakter yoksunluğuyla malul insan,utanmazlığın bütün sınırlarını zorluyor. Utanma duygusu, yitik vicdanlara tutsak olmuş.

Hazin ama gerçek, insanlığın uygarlık yolunda yaptıkları ettikleriyle vardığı yerde, tükenişten yıkılışa yönelişin bütün öncülleri ortaya çıkmış bulunuyor.

Yeni sosyoloji öylesine dile getiriliyor. Oysa, yeni toplumun ortaya çıkış koşulları çok zorlu bir değişim sürecini işaret ediyor. Ve bu defa, kuşakları arası çatışma değil, tam olarak kopuş söz konusu.

Devlet-yurttaş ilişkisinin yeniden inşa süreci bilinmezlerle dolu. Yeni toplumsal sözleşme koşulları tam bir muamma. Sistemde büyük boşluklar oluştu ve bu boşluklar otoriter yönetimlerle kapatılıyor.

Başının çaresine bakabilenlerin ayakta kaldığı koşullarda demokrasi, hukuk, eğitim, güvenlik neye benziyor olabilir ki kamusal yaşam sürdürülebilir olsun!

Yeni toplum, yeni siyaset, yeni ekonomik ilişkilerin hariminde ortaya çıkacak. Üretim ilişkilerinde, mülkiyet ve paranın yeniden tanımı etkili olacak. İşte bu sürecin sonunda, dijital devrimin getirdiklerinin insanı ne ölçüde ikna ettiği, toplumca benimsendiği görülecek. Ancak bu aşamaya gelinceye kadar ödenecek bedellerin, tarihe büyük trajedi olarak geçmesi kuvvetle muhtemel.

Nihilizm, tükeniş zamanlarında insanın olağan hallerinden…