CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun uzun yıllardır kullandığı en güçlü siyasal kavramlardan biri "adalet". 2017'deki Adalet Yürüyüşü'nden itibaren bu kavram onun siyasi kimliğinin merkezindeydi.

Mutlak butlan kararı sonrası partinin başına geri dönmesi ile birlikte taşlar yerine oturmaya başladı. Kılıçdaroğlu “adalet” meselesinin kapsamını genişleterek önümüzdeki dönemde yürüteceği siyaset biçiminin ana eksenini İzmir’den açıklamış oldu.

Mağdur ailelerin adalet çığlığının siyasetin merkezine taşınmak istendiği Suat Taşer’deki programda bir isme özellikle dikkat çekildi:

Kooperatif davasından 16 aydır tutuklu bulunan Tunç Soyer…

Tunç Soyer, cezaevinde olmasına karşın iki günlük programın manşetlerini belirleyen isim oldu.

Siyasette bazen bir ismi büyütmek için onun adına miting yapmanız, kürsüye çıkarmanız ya da açıkça arkasında durduğunuzu ilan etmeniz gerekmez. Bazen yalnızca doğru yerde, doğru zamanda adını söylemeniz yeterlidir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Büyükşehir belediye başkanınız Tunç Soyer’i yarın cezaevinde ziyaret edeceğim” demesi ve Suat Taşer’deki salonda alkışların kopması aylardır cezaevinde bulunan ve iddianamesi bir türlü hazırlanmayan Tunç Soyer’in yaşadığı mağduriyetin siyasetin merkezine taşınmasını da sağladı. Kılıçdaroğlu ertesi gün cezaevinde bizzat Soyer’i ziyaret etti ve iddianamenin yazılması talebini de kamuoyuna taşıdı. Kılıçdaroğlu’nun Tunç Soyer’i güçlü biçimde sahiplenmesi tutukluluğa karşı bir kampanya faaliyetinin başlayacağına yönelik bir ilk adım olarak da yorumlanabilir.

KAFALARDA İKİ SORU...

Suat Taşer’deki programda ve cezaevi çıkışında yapılan açıklamaları üst üste koyduğumuzda iki temel soru kafalarda şekilleniyor:

Düz anlamda, bir adalet arayışı üzerinden Soyer’in durumuna dikkat çekilmek mi istendi? Yoksa Soyer'in Kılıçdaroğlu'nun yeni siyasi hikâyesinde merkezi bir yere oturtulmak mı isteniyor?

Şu bir gerçek; Soyer’in Kemal Kılıçdaroğlu eliyle Türkiye'deki adalet sorununun İzmir'deki sembolüne dönüştürülmek istendiğidir. Soyer’in serbest kalacağı ve yeniden siyaset sahnesine döneceği gün, yalnızca "İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem başkanı" kimliğiyle değil, "tutuklanmış ve adalet mücadelesi verilmiş siyasetçi" kimliğiyle, güçlenerek döneceğini söylemek mümkün. “Başka bir İzmir mümkün” diyen Soyer’in “başka bir Türkiye mümkün” diyerek yola çıkma olasılığı da mümkün. Kendisi cezaevinden çıktıktan sonra siyasette nasıl bir rota çizeceğini de anlatacaktır.

TÜNELİN UCUNDAN GELEN IŞIK

Diğer yandan adalet mekanizması ile yakın ilişkileri olduğu sık sık dillendirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Soyer’i sahiplenmesi ve iddianame talebini yüksek sesle dillendirmesi iddianamenin yazılması sürecini hızlandırabilir. Aylardır tek kişilik hücrede karanlığa gömülen Soyer için bu durum “tünelin ucundan gelen ışık” olarak yorumlanabilinir.

TUGAY’IN KAPISINI TIKLATAN ÜST DÜZEY CHP’Lİ…

Yoluna bağımsız devam eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü’nün davetine karşın Kılıçdaroğlu’nun programına katılmaması, CHP ile Tugay arasında kapıların kapandığına dair yorumlamaları da beraberinde getirdi. Kılıçdaroğlu’nun “Büyükşehir belediye başkanınız Tunç Soyer’i yarın cezaevinde ziyaret edeceğim” sözü ise Cemil Tugay’a gönderilmiş bir mesaj olarak da değerlendirenler oldu. CHP Sözcüsü Müslim Sarı ise MYK toplantısı çıkışında yaptığı açıklamada Başkan Tugay’ın kafasının karışık olduğunu belirterek “netlik” istedi.

Ziyaret esnasında sıcağı sıcağına bunlar yorumlanırken 'görünürün dışında akan hayat'ta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın makam odasını bir isim çaldı. Kılıçdaroğlu’nun yakın siyasi ekibinde yer alan bu siyasetçi ile Başkan Tugay arasında bir kapalı görüşme olduğu bilgisi bulunuyor. Tugay’ın AK Parti’ye mi, CHP’ye mi geçeceği tartışmalarının yapıldığı ortamda görüşme ile ilgili bir fotoğraf karesinin verilmemesini olağan buldum. Baş başa yapılan görüşmenin rutin bir görüşmemi olduğu yada Kılıçdaroğlu’nun Tugay’ın CHP’ye dönmesi noktasında elçi olarak kendisine yakın bir ismi göndererek mesaj mı gönderdiği henüz belirsiz. ‘Görünürün dışında akan hayat’ta diyalog köprüleri her zaman açık olması olağandır.