İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın “bağımsız” tavrını sürdürmesi artık ulusal basının da ilgi odağı…
“AK Parti’ye mi geçecek?” , “bağımsız mı kalacak?”, “CHP’ye geri mi dönecek?” soruları içerisinde kendisi medyanın gündeminden düşmüyor.
Genel Başkan Özgür Özel’in “ne diyeyim Cemil Bey’e?” sözü Cemil Tugay ile kurulan bağın eskisi gibi olmadığının, zayıfladığının da bir göstergesi…
*
“CEMİL TUGAY SESSİZLİĞİNİ BOZDU AMA YİNE KİMSE BİR ŞEY ANLAMADI” BAŞLIĞI
Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın “AK Parti’ye geçerse halk gerekli reaksiyonu gösterir” açıklamasına Başkan Tugay’ın nasıl bir reaksiyon göstereceği ise merak konusu idi.
Başkan Tugay’ın dün servis edilen İzmir Büyükşehir Belediyesi kaynaklı bir haberde, işçilerle bir araya geldiği toplantıdakş açıklamaları ise oldukça anlamlıydı:
“Ben bu memlekete asla ihanet etmem. Böyle bir ihanetin içinde olan herkesle de mücadele ederim. Benim istediğim sizin alkışınız değil, gönlünüzdeki güven ve rızadır. Birbirimize inanarak, dayanışma içinde hareket edelim. Millet bizi bu göreve getirdi, sizler de kamu hizmeti yapıyorsunuz. Hep birlikte insanlara mahcup olmayacak şekilde işimize sahip çıkacağız. Kimsenin en küçük bir yanlış yapmasına izin vermeyeceğim. Kim kendini hangi tarafta tanımlarsa tanımlasın, benim için önemli olan tek şey sizlerin dostluğu, inancı ve dayanışması”
Haber taraması yaparken Sözcü’nün attığı manşet ise oldukça ilginçti:
“Cemil Tugay sessizliğini bozdu ama yine kimse bir şey anlamadı”
TUGAY, TERCİH ÖNCESİ İŞÇİLERE ÖN ALMIŞ OLABİLİR
Başkan Tugay’ın ne demek istediğini anlayabilmek için satır aralarına bakmakta fayda var. Başkan Tugay, büyük bölümü yakın gelecekte CHP’ye oy veren bir grup belediye işçisine yönelik konuşmasında “kim kendini hangi tarafta tanımlarsa tanımlasın, benim için önemli olan tek şey sizlerin dostluğu, inancı ve dayanışması” derken “ben siyasi tercihe bakmam, yapılacak işe bakarım” mesajı veriyor. Tugay’ın açıklamasını olası bir AK Parti ya da olası bir CHP tercihi durumunda işçilerle olan ilişkisinin nasıl olacağına dair bir fikir vermiş olduğunu yorumlayabiliriz. Tugay’ın alacağı siyasi tavrı işçiler beğenmeyebilir ya da iş yavaşlatma dahil olmak üzere reaksiyonlar da gösterebilir. Tugay’ın “kimsenin en küçük yanlış yapmasına izin vermeyeceğim” demesini de bir ön alış olarak yorumlayabiliriz.
İHANETLE MÜCADELE AMA KİMİNLE?
“İhanet” sözcüğünü ağırlıklı olarak hangi partinin hangi partiye karşı kullandığı malumunuz. Tugay tarafından toplantıda dillendirilen “ben bu memlekete asla ihanet etmem. Böyle bir ihanetin içinde olan herkesle de mücadele ederim” sözünün durup dururken söylenmiş bir söz alarak değerlendirmedim. İktidarın Ekrem İmamoğlu’nu ve onun nezdinde İstanbul burjuvazisini sık sık ihanetle suçladığı biliniyor. Mutlak butlan süreci sonrasında Özgür Özel’in terör örgütü FETÖ ile iltisağı olduğuna dair sık sık iktidara yakın medya organlarında haberler çıktığı da malum. “İhanet” deyince insanın aklına gelenler bunlar oluyor.
Tugay’ın “Ben bu memlekete asla ihanet etmem. Böyle bir ihanetin içinde olan herkesle de mücadele ederim” derken neyi ve kimi kastetmiş olduğunu daha açıklıkla dile getirmesinde fayda olduğu görülüyor.
Bazı sorular da sormak gerekiyor:
-Cemil Tugay, kullandığı sözlerle kendisine siyaseten “ayar çeken” Gökhan Günaydın’a yanıt mı verdi?
-Başkan Tugay isminin AK Parti ile bu kadar sık anıldığı bir ortamda “ihanetle mücadele” konusuna niçin değindi, kimi kastetti?
-Tugay’ın ihanetten kastı CHP’den ayrılarak CHP’ye ihanet edilmesi düşüncesi mi?
-Tugay, AK Parti’nin siyasi terminolojisinde çok sık kullandığı “hain, ihanet” gibi kavramları niçin satın alarak bir siyaset dili haline getirdi?
*
Başkan Tugay’ın bu konuları biraz daha açması durumunda Sözcü’nün böyle bir başlık atmasının da önüne geçeceğine inanıyorum.
Sözcü gibi davranmadım, olanı biteni anlamak, yorumlamak ve anlatmak istedim.