7 Ağustos 2026 günü gazeteci ve yazar Halit Kakınç, sonsuzluğa uğurlandı.
Kakınç, uluslararası ilişkiler, tarih, jeopolitik ve siyaset üzerine kaleme aldığı kitaplar ve makalelerle tanınıyordu.
Ancak Kakınç, Türk kamuoyunda Sultan Galiyev üzerine yaptığı çalışmalarla öne çıktı. Sultan Galiyev’in fikirlerinin tanınmasında etkili olan yazarlardan biri olarak kabul edildi.(**)
Sultangaliyev Kim?
Sultangaliyev, Türkçe konuşan coğrafyanın en önemli sol düşünürüdür. Şoven bir milliyetçi, ırkçı, köktendinci değildi; emperyalist tortuların en ilerici ideolojilerinin bile saptırabildiği gerçeğini, en açık biçimde anlatan biri olmuştu. Antisömürgeci çıkışlı, geleceğe yönelik bir dünya devrimi kuramını geliştiren tek devrimciydi. Kanımca sol düşünce açısından 20. yüzyılın en başat adlarında biri- olmuştu. Sovyet denemesinin çökeceğini, nedenleri ile birlikte daha 1920'lerde öngörmüş, öngördükleri de gerçekleşmişti.
Halit Kakınç’ın Sultan Galiyev Üzerine Yaptığı Çalışmalar Nelerdi?
· Sultangaliyev
Kitap, akademik bir doktora tezi olarak başlamış ancak daha sonra kitaplaştırılmıştır.. Bu yapıtında Kakınç,Galiyev’in hayatını, fikirlerini ve "milli komünizm" anlayışını irdelemişti.
· Köle Devrimci Sultangaliyev
Galiyev’in siyasi mücadelesini, Bolşevik hareket içindeki konumu ve Sovyet yönetimiyle yaşadığı çatışmalarını özetlemişti.
· Kızıl Turan-Sultangaliyev
Galiyev’in Türk dünyası, sosyalizm ve Avrasya fikirlerini irdeleyen yapıtlarından biridir.
Galiyev,Türk Kamuoyunda Neden Geç Tanında?
Mirseyit Sultan Galiyev, Rus egemenliğinde uzun süre kalmış Türk dilli halklarda ulusal bilinç yeterince oluşmadığı için öngördüğü Turan sosyalizmini gerçekleştirememiş bir önder olarak biliniyor. Uzunca bir süre unutulmuş ve unutturulmuştu.
Bu geç kalmışlık, özünde Türk Okumuşlarının en azından bir kesiminin dünyayı kavramasındaki zaafından kaynaklanıyor. Kavramada, araç olarak kullandıkları Dış kaynaklı görüşler ve ölçütler, onlar üzerinde Tanzimat’tan bu yana egemen olmuş durumda. Bir başka deyişle Galiyev’i tanımasında geç kalmışlığın ana nedeni, Türk Okumuşu üzerinde «Avrupa merkezli görüşlerin egemen olması” olarak açıklanabilir.
Galiyev İdeolojisini Nasıl Özetleyebiliriz?
Galiyev İdeolojisini anlamanın; iki önemli çıktısı olduğunu düşünüyorum. Birincisi; 20.yüzyıl ve hatta 21. yüzyıl emperyalizmi, sömürge dünyasını ve antisömürgeciliği anlamak,ikincisi de ;Türkçe konuşan coğrafyanın sorunlarını ve çözüm yollarını anlamak.
Galiyev, «Asya ve Avrupa halklarının sosyo-politik, ekonomik ve kültürel gelişmelerinin esaslarına ilişkin kimi görüşlerimiz” adlı yazısında, yaklaşımlarını açıklar.
O’na göre;
· “Artı değerin özünde, işçi sınıfı ile burjuvazi arasındaki çelişkiden daha çok, ezen uluslar ile ezilen uluslar arasındaki çelişki vardır. Bir başka deyişle, kapitalizmin temel çelişkisi,«proleter uluslar” ile «metropoller (Batı)” arasındaki çelişkidir. Kapitalizmi ortadan kaldıracak çelişki de budur.
· Batı kültürü, kapitalist sömürünün yarattığı birikim üzerine kurulmuştur. Bu bağlamda Batı kültürü, bir yandan sömürünün devamını meşrulaştırır, bir yandan da mazlum ulusların bu sömürüyü ortadan kaldıracak özgün bir kültürün inşasını engeller. Dünyada, Batılı ve kapitalist tek bir kültürün egemen olmasını dayatır.
· Batı’da şekillenen burjuva ya da proleter kültürü, asalak, gerici ve yoz bir özellik taşır, çünkü talan temelleri üzerine kurulmuştur. Galiyev, Batı kültürü yerine, sömürgecilik öncesi doğuda mülkiyetsizlik ve eşitlik temelinde var olan Doğu kültürünün yeniden yeşertilmesini savunur. Galiyev’e göre, Türk, Moğol, Arap, Hint ve Çin uygarlıkları ve kültürü, tarihte eylem ve düşünce olarak Batı’ya göre daha üstün olmuştur.
· Batı ülkelerindeki sınıf mücadeleleri reformist temeldedir ve devrimci dönüşümü gerçekleştirmekten uzak kalmıştır. Çünkü Batı emekçileri, kapitalist ülkelerin dünya sömürüsünde aktardıkları kaynakların bir kesimini paylaşmıştır. Bu nedenle, metropol ülke emekçilerinin durumu, sömürgelerdeki emekçilere göre çok daha iyidir. Bu anlamda işbirlikçidirler.
· Batı işçi sınıfı, sınıfsal çıkarının kalıcı ve köklü bir şekilde korunmasını, emperyalizmin sürekliliğine bağlar. Batı işçi sınıfının bu niteliğinden dolayı, dünyadaki bütün emekçileri, bir cephede görmek ve örgütlemek başlangıçta olası değildir.
· Emperyalizme karşı dünya devrimi, mazlum ulusların emperyal devletlere karşı vereceği mücadele ile gerçekleşebilir. Mücadelenin başarısında, sömürge ulusların emperyalizme karşı verdikleri ulusal kurtuluş savaşları belirleyicidirler.
· Kapitalist dünya sömürüsüne karşı verilecek mücadelede, son çözümlemede «Proleter Uluslar Enternasyonalizmi” oluşturulmalıdır.”
Galiyevçilik ve Turan Sosyalizmi
Galiyev önderliğinde Türk dilli devrimcilerin ana hedefi, Çarlık Rusyası’nın ortadan kaldırdığı Türk Devletleri’nin yeniden eşitlikçilik temelinde kurmaktı. Bu nedenle Bolşevik İhtilali’ni antikapitalist ve sömürgecilik karşıtı bir komünist hareket olarak yorumlamışlardı. Bir başka deyişle; Türk dilli halklar, kurtuluş savaşları ile komünizm ülküsünün iç içe geçmesi doğrultusunda Bolşevik İhtilali’ne omuz verdiler. Bolşeviklerin vaatleri de bunları içeriyordu. Bu durum, ihtilalin kaderini de belirledi. Çünkü Kızıl Ordu’nun yarısından çoğunu oluşturanlar, Türk Köylüleri idi. Anılan bileşime sahip Kızıl Ordu olmasaydı, Beyaz Ordu ve emperyalist birlikler Sovyet topraklarından kovulamazdı.
Galiyev, ihtilalin tamamlanmasından sonra, Sosyalist Rusya ile eşit haklara sahip Turan Sosyalist Federasyonu’nun kurulması doğrultusunda görüşler ileri sürdü ve kimi etkinliklerde bulundu. Federasyon üç devletten oluşacaktı. Bu üç devlet; Müslüman Kafkasya Federasyonu, Tatar-Başkurt Sosyalist Cumhuriyeti ve Türkistan Sovyet Cumhuriyeti olacaktı.
Kurulacak Turan Sosyalist Federasyonu, Türkiye, İran, Afganistan, Çin ve Hindistan’da Ulusal Kurtuluş Savaşlarını tetikleyecek ve destekleyecekti. Ulusal kurtuluş savaşları ile İngiliz emperyalizmi yıkılacak ve dünya devrim süreci başlayacaktı.
Bununla birlikte, Lenin’in ölümünden sonra Stalin’in egemen olduğu Sovyet İktidarı, Rus kültürünün egemenliğini öngören bir yaklaşımı hayata geçirdi. Sosyalizm adı altında Rus sömürgeciliği, Türk dilli halklarda egemen kılındı. Örneğin dili, kültürü ve ekonomisi bir olan Türkistan boy boy parçalandı, Türk dilli halklar arasında farklılaştırmaya yönelik olağanüstü politikalar uygulandı. Emperyalizmin klasik böl, parçala ve yönet stratejisi Türkler üzerinde gerçekleştirildi. Bugün yaşamakta olduğumuz süreçte, Orta Asya’daki Türk Devletleri’nin yöneticilerinin Rus dili dışında anlaşamıyorlar olmasının nedeni bu değil mi?
Sonuçta, Sovyetler Birliği’nde tek belirleyici olan Stalin egemenliğindeki parti, Galiyev ve diğer Türk devrimcilerini tasfiyesini gerçekleştirdiler ve ölüme mahkûm ettiler. Ruslar, bu kapsamda Türk dilli devletlerdeki Türk aydınlarını sürgüne gönderdiler, çoğunu da öldürdüler. Bu halkları aydınsız bıraktılar. Ünlü Kırgız Türkü yazarı Cengiz. Aytmatov anılarında, babası ve arkadaşlarının nasıl yok edildiğini anlatır.
Sultan Galiyev’i Türk Kamuoyunda bilimsel çalışmalarıyla tanıtan Halit Kakınç’ı saygıyla anıyorum.
(*)Yıllar önce Dağarcık Türkiye’de “Atatürk ve Galiyev” adlı yazımda;Atatürk ve Galiyev’in Batı emperyalizmi ve dünya haklarının eşitlikçilik temelindeki koşut düşüncelerini kaleme almıştım.Bu yazımda, Galiyev İdeolojisini özetlemeye çalıştım. (Bakınız:https://dagarcikturkiye.com/2011/11/01/ataturk-ve-galiyev/.)
(**)Galiyev’in Türk Kamuoyunda tanınması konusunda Attila İlhan’ın da büyük bir payı olduğunu unutmadım. (Bakınız: “Sultan Galiyef - Avrasya'da Dolaşan Hayalet, 2000”)
Galiyev konusunda Alexandre Bennigsen’in Türkçeye çevirisi kitapları da okunmaya değer: “Sultan Galiyev ve Sovyet Müslümanları ;Step'de Ezan Sesleri ;Sultan Galiyev / Üçüncü Dünyacı Devrimin Babası “ bunların kimileridir.
8 Ağustos 2026