POLITICO Europe’nin haberine göre; “Avrupa’da iklim değişikliğinin etkisiyle giderek sıklaşan ve daha yıkıcı duruma gelen orman yangınlarıyla mücadelede, keçi ve koyun sürülerinin yeniden ormanlık alanlarda otlatılması konusu gündeme gelmiş. Avrupa’nın birçok bölgesinde geleneksel çobanlık faaliyetlerinin yeniden canlandırılması; yangınların hızla büyümesine ve yayılmasına neden olan kuru otlar ile çalılıkların doğal yollarla temizlenmesinde etkili bir yöntem olarak görülüyormuş.”
Kısaca Avrupa,geçmişte keçilerin ormandan uzaklaştırılması ve azaltılmasının hata olduğunu görmüş bulunuyor.
Gelelim Türkiye’ye. Her yıl olduğu gibi yurdumuzda da özelikle kıyı bölgelerimizde orman yangınlarıyla karşı karşıya kalıyoruz.
Orman yangınları,çok sayıda etmene bağlı olarak ortaya çıkıyor.
Kimileri bunu iklim değişikliğine bağlıyor. Elbette bunun da payı vardır.
Ancak en önemli nedeni; uygulanagelen orman politikasının sonucu, keçinin ve bunun sonucu olarak çobanın ormandan dışlanması.
Türkiye’de keçilerden Neden uzaklaştı?
Keçilerden uzaklaşma ve sayısının azaltılmasında en önemli gerekçe ise, keçi varlığımızın büyük bir çoğunluğunu oluşturan kıl keçilerinden ormanların korunması konusu .
İlköğrenimden başlayarak insanlarımıza keçi, orman düşmanı olarak benimsetilmişti. Bununla birlikte orman alanlarında yangınları çıkmasında kıl keçilerinin doğrudan payı nesnel açıdan saptanmamış, asıl etmenler olan turistik yerler için ormanın tahrip edilmesi, golf sahaları yapmak üzere makilik hatta ergin ağaçların kesilmesi, tarla açmalar ve yaz yangınlarının paylarının araştırılması göz ardı edilmişti.
Ve de öncelikle keçi olmak üzere koyun etleri ve sütlerinin de damar sağlığı açısından sorun yarattığı ve özel bir kokuya sahip olduğu konusunda kentlerimizde oturanların beyinleri de yıkanmıştır.
Bütün bunların sonucu olarak başta kıl keçi olmak üzere, keçi varlığımız giderek azalmış, tiftik keçisi de neredeyse yok olmuştur. Anılan aymazlığın, birkaç yıldır biraz farkına varıldığı da gözlemlenmekte.
Keçi Orman İçin Neden Önemlidir?
· Kıl keçisi, özellikle ılıman iklim kuşağının ve ekosistemin doğal bir parçası olmuştur.
· Kıl keçileri ormana gübre bırakır.
· Sık makilik alanlarda koridor açarak yangın şeritlerini oluşturur, yetişmiş ormanlık alanlarda otlayarak yangınlara karşı dip temizleyici olarak görev yaparlar.
· İleride beklenilen olumsuz iklim koşullarında yaşayabilecek en dayanıklı hayvandırlar.
· Orman içi ve kenarı köylüleri ve göçerlerin en önemli geçim kaynağıdırlar.
· Anadolu kültürünün önemli birer öğesidirler.
· Ürünleri de hem doğal, hem sağlıklıdır. Üstelik Avrupa Birliği ülkelerine pazarlama şansı olan hayvansal ürünlerin başında keçi ürünleri gelecektir.
Ve Ormanın En İyi Koruyucusu Olan Göçer Yörükler Ne Diyor?
Anadolu'nun son göçer Yörüklerinden olan ve Sarıkeçililer Yaşatma ve Dayanışma Derneği Başkanlığı yapan Pervin Çoban Savran, ormanları korunması ve yangınların önleme konusunda şunları söylüyordu: " Keçilerin ormana zarar verdiği konusu doğru değildir. Yörüklerin yaşam alanında bir tane çöp bulamazsınız . Anadolu coğrafyasına en iyi şekilde uyum sağlamış hayvanlardan biri olan keçi doğaya zarar vermez. Keçi çobanları ormanın gönüllü bekçileridir. Orman Onların ana göğüsleri ,evleri ve rızıklarıdır. Orman ile yörük arasındaki ilişki, anne ve bebeği arasındaki ilişkiye benzer.”
Soralım, şimdiye değin Onların bu düşüncelerini dinledik mi?
Keçiye düşmanlığın ne zaman başladığını tartışmak artık güncel değil.
Bununla birlikte insanın aklına şu gelmiyor mu?
Acaba ormanlarda keçiden uzaklaştırılması konusunu, şimdi yaptıkları hatadan dönüş yapmak isteyen Avrupalılardan mı aldık?
Bu konuda Atatürk’ün,6 Mart 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açış konuşmasını anımsayalım:”Artık ıslah-ı hal etmek için(durumu düzeltmek/iyileştirmek)mutlaka Avrupa’dan nasihat almak ,bütün işleri Avrupa’nın amline(emellerine) göre tedvir etmek(yürütmek/yapmak) bütün dersleri Avrupa’dan almak için bir takım zihniyetten küşayiş buldu(belirdi)Halbuki hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nesayihiyle(nasihatlar/öğütler) ecnebilerin planlayarak yükselebilsin? Tarih,böyle bir hadise kaydetmemiştir.”
Çözüm Var Mı?
Orman yangınlarının temel çözümü,yukarıda değindiğim üzere”göçerlerin ve kıl keçisi yetiştiricilerin kendilerini ormanın gönüllü bekçileri,ana göğüsleri ,evleri ve rızıkları olarak gördükleri ve orman ile yörük arasındaki ilişkiyi anne ve bebeği arasındaki ilişkiye benzettikleri” konusunun bilincine varmaktan geçiyor.
Neler yapılabilir?
Kıl keçi yetiştiriciliğin yeniden yaygınlaştırılması için teknik,ekonomik ve sosyal düzenlemeler gerekiyor.
Kimilerini sayalım.
· Orman içi ve kenarı köylerde yaşayan keçi yetiştiricilerinin ekonomik,teknik ve sosyal açıdan desteklenmeli. Örneğin sosyal açıdan ailelerinin eğitim ve sağlık gereksinmelerinin karşılanmalı
· Göçer yörüklerin göç yollarının rasyonel olarak belirlenmesi çalışmalarının hızlandırılması, göçerlerin eğitim ve sağlık hizmetleri gibi hizmetlerinin giderilmesi, kooperatifleşmeleri sağlanarak ürünlerinin değer fiyatla pazarlanması
· Orman içi ve kenarı köylülerin kooperatifler kanalıyla örgütlenmesi,ormanların işletilmesinde karar sahibi yapılması
· Keçi ürünleri konularında medya çalışmalarının yanı sıra keçi kültürü konularında etkinlikler düzenlenmesi
· Mera ve yaylalarda yapılaşmaya izin verilmemeli. Mera Islah çalışmalarına ağırlık verilmeli, meraların vasfının bozulmasına engel olunmalı ve hayvancılığa kazandırılmalı
· Ağaçlandırmadan itibaren 10-15 yılı aşmış ormanlık alanların denetimli olarak otlatmaya açılmalı
· 6360 Sayılı Büyükşehir yasası, doğrudan ve dolaylı olarak hayvansal üretimi olumsuz yönde etkiliyor. Kırsal alan ile ilgili mevzuat değişikliği yapılmalı, mahalleye dönüştürülen köylerin üretimi etkileyen gerek kavramsal ve gerekse uygulamadaki kısıtları kaldırılmalı, tarımsal üretim yapanlara öncelik tanınmalı
· Vahşi Hayvan/Kurt Saldırısı önlenmeli
· TARSİM Sigortasının yaptırılması teşvik edilmeli
· Çobanlık Mesleği özendirilmeli ve Çoban İstihdam Desteği arttırılmalı, aile işletmelerinde özellikle kadınların sosyal güvenlik primleri ödenmeli
· Hastalıklar ve Veteriner Hizmetleri için gerekli koruyucu önlemler, yerel ve merkezi resmi mekamlarca alınmalı.
1 Ağustos 2026