Bu günlerin konusu Kâşif Kozinoğlu. Her kanalda, her açık oturumda, fikir yürütenler, bilgi verenler. Benzerleri de çok, Uğur Mumcu, Hablemitoğlu, suikasta uğrayan, vatan için bile bile zorun üstüne cesaretle giden, bile bile şehit edilen vatanseverimiz, kahramanımız çok. Atamıza göre damarlarımızda akan asil kan bu, bile bile vatan için ölüme yürümek…

Ancak Kozinoğlu’nda ek bir çirkinlik de söz konusu. Bu vatansever bugünlerde “Kurtlar Vadisi” gibi bir dizi filmle her TV kanalının dilinde. Onunla ilgili bölümler gösteriliyor, üzerinde tartışmalar, fikirler yürütülüyor. Senaristleri savcı çağırmış, ne demişler, vb. Ben bu diziyi izlemedim zamanında.

Cesur, Özgüvenli, Dimdik bir Kozinoğlu

Daha doğrusu pek TV izleyen biri değilim. Evimizde, salonumuzda ekran yoktur. Kitap severim, gazete severim, dizilerle pek zaman geçirmem, haber, açık oturum için you tube kaydı kullanırım. Toplumu anlamak için ise belgesel izler gibi bazı dizilerin birkaç bölümünü izlerim ki toplum ne görüyor ne yaşıyor, nasıl koşullanıyor bu dizilerle, toplumumuzun sosyolojisini anlayım diye…

Kurtlar Vadisini de böyle tanıdım. Birkaç diziyi belgesel izler gibi izledim. Zaten mafya, vurdu kırdı, silah gibi filmler beni hiç çekmez, yalnızca herkesin izlediği dizinin toplumsal sosyolojisini anladım birkaçını izleyerek, o yıllarda. Kozinoğlu sahnelerine denk gelmemişim, şimdilerde you tube dan izlediğim açık oturumlarda gördüm Kozinoğlu bölümlerini…

Yattığı Yer İncindi. Kemikleri Sızladı. Biz İncindik

Çok üzüldüm. Bu cesur, özverili, dimdik, vatan kahramanı dizide hipi gibi uzun saçlı, korkak bakışlı, dimdik olmayan, yalvaran, gardiyan tarafından azarlanan, küçümsenenbir vatan haini gibi lanse edilmiş. Hakkında “it” sözcüğü” bile geçiyor. Ağladım. İlk olarak bu haber kanalları bu bölümleri tekrar tekrar yansıtmamalıydı. Anısı, adı incindi, yattığı yer incindi, ailesi incindi. Ben incindim…

Kemikleri sızlamıştır bu itibar suikastına Kozinoğlu’nun. İvedilikle hakkının, itibarının tüm bu TV kanallarında iadesi, bu konuya vurgu yapılması gerekli. Bu mafya, FETÖ dizisinin yanlışı, topluma yaptığı kötülük üzerinde ağırlıkla durulmalı. Bu topluma FETÖ ve dış güçler tarafından çok acılar yaşatıldı. Bu yolda TV’den, gazetelere, Fuat Avni’lere, yazarlara, romancılara, her şey kullanıldı.

HalaRuhumuza Yağan Bombaların Açtığı Tüm Yaralarımızı Saramadık

Ergenekon, Balyoz, Fuhuş Davası gibi çirkinliklerle kahraman ordumuzdan Genel Kurmay Başkanımıza, Kozmik Odamıza neler yaşadık, izledik hep birlikte, şehitler verdik, ruhumuza bombalar düştü, küçük, büyük, hala tüm yaralarımızı saramadık. Şükür bu dosyalar tek tek açılıyor, her biri ile bir yara daha sarılıyor. Belki başımıza Gazze gibi bombalar yağmadı, binalarımız ayakta ama ruhumuza yağdı bu bombalar senelerce…

Ne yaşadığımızı bile anlamadık o yıllarda. Yanı başımızdaki kimdi bilemedik. İlk başta FETÖ ortaya dökülmeye başladığında anlamayıp “Kayıkçı Kavgası bunlar” diyenler de oldu ama altından 15 Temmuz darbesi ve neler neler çıktı, hala da çıkıyor. Toplumun ruhuna yıllarca atılan bombalardı bunlar. Ne Gazze’ye atılan bombalar kazandı ne de bizim ruhumuza atılan bombalar. Hep birlikte dimdik ayaktayız bu dünyada…

Çevremiz Kimlerle Sarılmıştı?

Ben şimdi düşünüyorum. Örneğin, benim sekreterim de FETÖ’cü müydü? Benden, çalışmalarımdan bir yerlere haber, bilgi mi taşıyordu? Öyleyse ne dereceydi? Bunların derecesi de vardı. Çünkü o yıllar beni de çok hırpalamıştı. Müfettiş, dava, mahkeme ile uğraşmaktan, ceza almaktan, savunma yapmaktan işimi yapamaz, vakit bulamaz olmuştum. İnanılmaz bir saldırı ve moral çöküntüsü, yalnızlık içindeydim.

Sonunda işimi bıraktım, uzaklaştım. Kimin, neyin saldırısı altındaydım? Ne yaşıyordum ve anlamıyordum? 2000-2016 yılları arasını şimdi başka gözle anımsıyorum, sekreterim her gün bir Fuat Avni döktürmesiyle gelir, gururla bana “Yine bildi Fuat Avni” derdi, satışını yapardı, Fuat Avni çok akıllı biriymiş gibi. Bunların yolu da hepimizi bir şekilde yıldırmak, uzaklaştırmak, boşalan yerlerimize başkalarını yerleştirmek değil miymiş?

Her Merkezi Yere Heykelleri Dikilmeli

Başta bu dizi ile itibarı da zedelenen Kozinoğlu olmak üzere tüm bu yaşamını vatan için yitirmiş kahramanların yan yana heykelleri dikilmeli, Aristo’nun, Monet’nin, Mısır’ın değil, bu vatanseverlerimizin. Merkezi yerlere. Unutulmamalılar. Unutturmamalıyız. Heykellerin altına uzun açıklama yazılmalı. Gençlere, yeni kuşaklara, sokaktan geçenlere bu kahramanlar her daim anımsatılmalı.

Derslerde okutmalıyız bu kişileri. Ayrıca yalnızca bu kişileri değil, bu topluma yaşatılanları. Dizilerle yapılan yanlış, çirkin bilgilendirmeleri, Fuat Avni’lerle, gazetelerle, romanlarla, yazar olarak adı şişirilenlerle, akademik yayınlarda yanlış ve yönlendirici yayın yapanlarla. Gençlerimizi eğitmeliyiz, her duyduklarına inanmayıp daha derine bakma konusunda…