“Lumina: Renk ve Işık Sanatı”

Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde Açıldı

İzmir’in, hatta ülkemizin sanat dünyasına büyük katkı koyan Arkas Sanat ile Centre Pompidou arasındaki beş yıllık iş birliğinin ilk kapsamlı sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde kapılarını açtı. Sergi; Georges Braque, Vassily Kandinsky, Gerhard Richter, Joan Mitchell, Bridget Riley ve Victor Vasarely gibi modern ve çağdaş sanatın öncü isimleri üzerinden renk ve ışığın sanattaki dönüşümünün izini sürüyor. Anna Hiddleston ve Noémie Fillon küratörlüğünde hazırlanan sergi, 14 Şubat 2027’ye kadar ziyaret edilebilecek.

Arkas Sanat ve Centre Pompidou arasındaki iş birliğinde İzmir'de yeni bir dönemi başlatan “Lumina: The Art of Color and Light / Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, sanatçıların renk ve ışıkla kurdukları ilişkinin 20. yüzyılın başlarından 1970'lere kadar nasıl evrildiğini inceliyor. Fovizmden, elektrik çağının yarattığı yeni görsel dünyaya; sinestezi ve fotoğraf araştırmalarından Color Field ve Op Art'a uzanan sergi, rengin görünür dünyayı temsil etme işlevinden giderek özgürleşerek bağımsız bir algısal deneyime dönüşmesini izliyor. Pigmentten ışığa ve tuvalden mekâna uzanan bu yolculuğu takip eden sergi, sanatçıların görme eyleminin kendisini eserlerinin konusu hâline nasıl giderek daha fazla getirdiklerini ele alıyor.

Sergi Arkas Sanat ile Centre Pompidou arasında 2026-2031 yıllarını kapsayan uzun soluklu iş birliğinin ilk kapsamlı adımını oluşturuyor. İş birliği kapsamında Lucien Arkas Sanat Merkezi, beş yıl boyunca Centre Pompidou koleksiyonundan hazırlanan sergilere ev sahipliği yapacak. Beş tematik sezon etrafında kurgulanan program, her yıl iki sergi olmak üzere toplam 10 sergiyi İzmir’deki sanatseverlerle buluşturacaktır.

Renk ve Işığın Modern Sanattaki Dönüşümü

Anna Hiddleston ve Noémie Fillon küratörlüğünde hazırlanan “Lumina: The Art of Color and Light”, yedi tematik bölüm aracılığıyla izleyicileri, görmenin hiçbir zaman pasif bir eylem olmadığını; aksine ışık, renk ve göz arasındaki sürekli değişen etkileşim tarafından şekillendirildiğini düşünmeye davet ediyor.

Sergi, Fovizmin Akdeniz ışığının altın tonlarını canlı ve yenilikçi renk kullanımıyla yakalama çabalarıyla başlıyor. Gölgeler maviye, kırmızıya ve yeşile dönüşürken, ışık doğrudan renkler arasındaki karşıtlıktan doğuyor. Georges Braque, André Derain ve Maurice de Vlaminck’in başyapıtları, Albert Marquet’nin deniz temalı eserlerindeki daha yumuşak tonlarla karşı karşıya geliyor.

17. yüzyıldan itibaren renk kuramları, iki etkili yaklaşım arasında şekillenmiştir: Isaac Newton’un beyaz ışığın ölçülebilir bir tayf içerdiğini ortaya koyan görüşü ile Johann Wolfgang von Goethe’nin rengin, duygusal ve psikolojik çağrışımlarla yüklü bir biçimde insan algısı aracılığıyla ortaya çıktığını savunan yaklaşımı. Bu iki anlayış arasındaki gerilim içinde sanatçılar, ışığı temsil etmekten giderek uzaklaşarak onun etkileriyle doğrudan ilişki kurmaya yönelmiştir.

Elektrik Işığı Sanatı da Değiştirdi

20. yüzyılın başında elektrikli aydınlatmanın ortaya çıkışı, hem kent yaşamını hem de sanatsal üretimi derinden dönüştürdü. Natalia Goncharova’nın 1913 tarihli La Lampe électrique adlı eseri, yapay ışığın yarattığı keskin ve parçalı görsel dünyayı resme taşırken; Luigi Russolo’nun Automobile in corsa adlı yapıtı hız, makine ve modern kentin ritmini renk ve hareket üzerinden yansıtıyor. Fernand Léger, František Kupka ve Vassily Kandinsky ise renk ve müzik arasındaki yeni bağların izini sürüyor.

Bu dönemde birçok sanatçının görme ve işitme arasındaki sınırları sorgulaması da serginin önemli eksenlerinden birini oluşturuyor. Sinestezi araştırmalarıyla renk ve müzik birbirine yaklaşırken sanat, yalnızca gözle algılanan bir deneyimin ötesine geçiyor. Siyah ve beyaza ayrılan bölümde ise ışığın yokluğu ile bütünüyle varlığı arasındaki karşıtlık, fotoğraf ve film için güçlü bir deney alanı yaratıyor. Berenice Abbott’ın Interference Pattern ve Water Waves Change Direction adlı bilimsel fotoğrafları, dalga, titreşim ve hareket gibi fiziksel olguları soyut bir görsel dile dönüştürüyor. Haftaya serginin diğer ayrıntıları ile devam edeceğim…