EGEDESONSÖZ- Gazeteci Fatih Yapar ile İntegral Araştırma Koordinatörü Ümit Yaldız, SonSöz TV yayınında İzmir'de belediyelere yönelik gerçekleştirilen operasyonları ve devam eden yargı süreçlerini masaya yatırdı.
Özellikle kooperatif soruşturmaları kapsamında tutuklanan isimlerin durumunun ele alındığı programda, iddianamelerin hazırlanmaması, soruşturma dosyalarındaki gizlilik kararları ve tutukluluk süreleri eleştirildi.

İNSANLAR NEDEN İÇERİDE YATTIKLARINI BİLMİYOR
İzmir'in son dönemde çok sayıda operasyona sahne olduğunu belirten gazeteci Fatih Yapar, yeni operasyon dalgalarının gelip gelmeyeceğine ilişkin belirsizliğin de süreci olumsuz etkilediğini söyledi.
Yapar, şunları kaydetti:
"Birçok yerde iddianame beklentisi var. İzmir operasyonların sayıca yüksek olduğu yer. Operasyon olduğu dönemden itibaren birinci dalga gelmişti. İkinci ve üçüncü dalganın ne zaman geleceğinin belli olmadığı bir anlayışla beraber savcılar ve iddianameyi yazan teknik ekipler var. İddianameler gecikiyor. Başkan suçludur, suçsuzdur; bu başka hikâye. Ancak iddianamelerin hazırlanması ve mahkemelere gönderilmesi lazım. Mahkemelerin kabul etmesi ve duruşma günleri vermesi lazım. İnsanlar şu an neden içeride yattıklarını bilmiyorlar. Bilenler de arkadan ne geleceğini bilmiyor. İçeri alınanların bir bölümü etkin pişmanlıktan yararlanır mı, itirafçı olur mu diye beklenenler var. Bu da yanlış bir tez. İddianameler hazırlanmalı ve yargılamalar başlamalı."
HÜSEYİN SEZER'İN BİR ÇAY BİLE İÇMEYECEĞİNİ BİLİRİM
İZBETON eski Genel Müdürü Hüseyin Sezer'in Egeşehir operasyonu kapsamındaki tutukluluğuna dikkat çeken Ümit Yaldız ise Sezer'in dürüstlüğüne kişisel olarak kefil olduğunu belirtti.
Yaldız, "Benim İzmir'de tanıdığım en namuslu, en dürüst, belediyenin bırak parasını hortumlamayı, bir çayını dahi içmeyecek bir adam var. O da İZBETON Genel Müdürü Hüseyin Sezer" diyerek şu ifadeleri kullandı:
"Cemil Tugay tarafından İZBETON'u kurtarsın diye göreve çağrıldı. Kentsel dönüşümde yarım kalan etapların tamamlanması için yapılan ihalelerin gerçekleştirildiği kurumun başına getirildi. Hüseyin Sezer altı aydır Aliağa'da iddianamesiz bir şekilde tutuklu. İddianame yok ortada. Aynı operasyonda yargılananlara ben kefil olamam. Süleyman Ekinci'yi ben tanımıyorum. Cemil Tugay'ın tanıdığı isimler onlar. Ama ben Hüseyin Sezer'i tanıyorum. Hüseyin Sezer'in orada hiçbir şey yapmadığından eminim ama altı aydır iddianamesiz bir şekilde yatıyor. Bunun adaletle, kul hakkıyla bağdaştırılması mümkün değil."
BU İNSANLARIN HAKKINA GİRİLMİYOR MU?
İddianamelerin hazırlanmasındaki gecikmelere tepki gösteren Yaldız, yargı makamlarına seslenerek şunları söyledi:
"Bu ülkenin savcıları, hâkimleri bir davanın iddianamesini yazıp karar vermekten bu kadar uzak olamazlar. Bu kadar aciz olamazlar. Bu yüzyılda tuşa basıyorsun, adamın ne yediğini, içtiğini, 30 yıl öncesini görüyorsun. Bu şehrin belediye başkanı Tunç Soyer'in yedi aydır iddianamesi yazılmadı. MASAK bir tuşa basıyor ve 30 yıl önce Soyer'in nerede çalıştığı, nerede sigortasının ödendiği, nereden kredi çektiğine kadar önümüze koyuyor. Neden bu iddianameler yazılmıyor? Bu insanların hakkına girilmiyor mu? Kul hakkı kavramı bu ülkeden gitti mi?"
ÖRGÜT SUÇLAMASIYLA DOSYALARA ERİŞİM ZORLAŞIYOR
Operasyonlarda suç örgütü iddialarının öne çıkarılmasının soruşturma süreçlerine etkilerini değerlendiren Fatih Yapar, dosyalara erişim ve tutuklularla görüşme konusunda yaşanan zorluklara dikkat çekti.
Yapar, şöyle konuştu:
"Bu operasyonların hepsinde bir örgüt şeması çıkartılıyor. Örgüt olduğu zaman hemen yayın yasağı sebebiyle dosyaya erişemiyorsunuz. Dosyaya avukatlar ve ailesi ulaşamıyor. İddianame hazırlanmadığı için dosyada gizlilik var. Başka operasyon daha olabilir bakış açısıyla gizlilik var. Adamı örgütten aldığınız zaman cezaeviniz, yattığınız yatak, koğuş değişiyor. Örgüt olduğu zaman sadece örgütten yargılanan kişinin verdiği isimler cezaevine gidebiliyor. Eskiden cezaevi savcısı izin veriyordu ama şimdi Ankara'ya soruyorsunuz. İş siyasi ve örgüt ise kimse temas kuramıyor. Bunlar da süreçlerin en zor olanlarından bir tanesi."
İKMAL İHALELERİNDE SORUN OLDUĞUNA İLİŞKİN TUTANAK GÖRMEDİK
Hüseyin Sezer'in Egeşehir Müdürü Süleyman Ekinci ile birlikte tutuklandığını hatırlatan Yapar, kooperatiflerin yarım kalan inşaatlarının tamamlanması amacıyla gerçekleştirilen ikmal ihalelerinin geçmişini anlattı.
Yapar, şunları söyledi:
"Hüseyin Sezer'i biz de tanıyoruz. Hüseyin Sezer, Egeşehir’in Müdürü Süleyman Ekinci ile beraber alındı. Tunç Soyer'in yargılanmadığı kooperatif soruşturmasında yarım kalan inşaatlara Cemil Tugay 'devam edeceğim' dedi. Davetiye usulü çağırıp ihaleyi verdiler. İkmal ihalesiyle bu ihale devam etti. Biz Tugay'ın bu yaptığını önemli bulduk. İhaleler ikmal ihalesi ile fiyatı 1'di ama 5'e verildi. Bu tartışılmadı "
Söz konusu soruşturmanın doğrudan ikmal ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla başlamadığını savunan Yapar, "Hüseyin Sezer ve Süleyman Ekinci'nin alındığı hikâye, kooperatiflerin ikmal ihalesine ilişkin bir operasyon değildi. İkmal ihalesiyle ilgili bir ihale yolsuzluğu var diye kimse yazmadı. İhalelerde sorun var diye tutanak görmedik" dedi.




