Dünya nüfusunun dörtte üçü yoksul. Bir milyara yakın insan beslenemiyor. Her gün, otuz bine yakın insan açlıktan ölüyor. Bu durum yeni değil, ikibinlerin başında açıklanan veriler… Bugün, durum daha da kötü.
Ve sonunda, milyonlarca insan sokaklara indi, isyan dalga dalga büyüyor.
Alanları dolduran, sokağa çıkan milyonları nasıl anlamalı, eylemleri nasıl okumalı?
Genel eğilim, bir liderin çevresinde kalabalık yapmak, alanlara doluşup konuşmasını coşkuyla dinlemek, yürümek falan. Lider kültü… mutlak itaat…
Bir de lidersiz, patronsuz kalabalıkların sokaklara, alanlara çıkışı var. Her kişinin kendini ifade edebildiği anti otoriter gösteri ve eylemler… İtaat yok.
Birincisinde, irade liderdedir. Teslimiyet esastır. Kalabalık lidere göre şekillenir ve ses çıkarır. Taraftarlarını temsilen konuşan lider her şeydir, kalabalıklar ise teferruat... Bu, halkları sistemde güven içinde tutmanın yoludur.
İkincisinde, irade halktadır.Toplumsal mutabakatın bozulması sonucu sabrın tükenişiyle başlayan isyan, halkı devlet otoritesiyle karşı karşıya getirir. Ancak ayağa kalkan halkistediklerini almadan geri adım atmaz. Burada, yeni bir toplumsal mutabakata ihtiyaç vardır.
Birinci duruma dönelim. Halk adına hareket eden muktedirlerin iktidar-muhalefet hattında yönettikleri toplum böylece sisteme bağlanır.Ta ki sistem dengeden çıkıp sürekli hata vermeye başlayıncaya dek. Bu aynı zamanda halk isyanını başlatan süreçtir; toplumsal sözleşmenin hükmünü yitirdiği süreç…
Sonuç olarak, her iki durumda da toplum, yönetenler-yönetilenler bağlamında, sistem kuran akla sadakatle bağlıdır. İstediklerini sistemden alınca itiraz biter.Trump’ın kaybettiği seçimi ciddiye almamak lazım. Trump’ın biri gider biri gelir.
Toplumu iktidara bağlayan, tahakkümü arzu etmesini sağlayan;kusurlu bir canlı türü olan insanınyetersizliğidir. Böyle gelmiş böyle gidiyor.
Yetersizlikle malul insan,toplumsallaşma ile sürüleşme arasında gerilerek yaşadığı hayatın girdabında, muktedir önünde diz çökmekten asla vaz geçemiyor.
Ne eylersin, insan sürü psikolojisiyle hareket etmeye teşne, kardeşim…