Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 103. yılını kutlarken, anayasa değişikliği ve “Türk-Kürt-Arap Federasyonu” fikrinin tartışmaya açılmasıyla oluşan paradoks ve bu çelişkili durumu izleyen Mekke Anlaşması, akılları karıştırıyor.

Kapitalizmin kentlerde ortaya çıkışını izleyen sanayi devrimiyle başladı, Batı’nın yeryüzü egemenliği.Uluslararası sistemin emperyal ihtiyaçlarına göre dizayn edilen Asya ve Afrika’da kurulan sömürge düzeninde Batı Asya’nın adı, Ortadoğu’dur.Asya’da Arap kimliğini öne çıkarmak,Batı çıkarlarının gereğidir.

Evet, Türk kültür ve kimliğinin Arap kültürünün altında kalması, Batı emperyalizminin bölgede çıkarlarıyla mütecanistir.Çünkü Türklerin devlet kurma kapasitesiBatı’yı rahatsız ediyor. Dolayısıyla, yeni Dünya düzenine geçiş sürecinde, Türk ve İran devletleri tehdit olarak algılanıyor.

Araplarla, Kürtlerle kardeşliği savunanların, Türkmenistan, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ile kardeşliği öne çıkaran Türklere tepkisi çok manidar; Türk toplulukları kardeş olamaz, bu ırkçılık olur. Araplarla kardeşlik ise mübah.

Türk kimliğini Arap ve Sünni kültürüyle kuşatma fikri yeni değil. Atatürk ve arkadaşları, Cumhuriyet devrimiyle bu kuşatmayı ortadan kaldırdı. Ancak Batı bu dayatmadan hiç vaz geçmedi. Seksen darbesinden sonra, siyasal İslam’ın önü açıldı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin dönüşmesi için bütün düğmelere basıldı. Mekke Anlaşması doğru yönetilmezse, bu sürecin yeni aşaması olabilir.

Arap-Kürt kardeşliğine karşı, Türk dünyasının kardeşliği… Ve Türk kimliği, kültürü üzerinde kurulan Sünni baskısına karşı Türk dünyasının yükselen tepkisi… Bu durum, hangi gelişmelerin habercisi oluyor?

Alınan bir kararla, 1071 Malazgirt’ten başlatılan Türk-Arap-Kürt kardeşliği aynı zamanda, Türklerin tarihine yapılan çok kritik müdahaledir. Dizayn edilen tarih ile Federasyon kapıları zorlanıyor. Ve Türk dünyası bu operasyona direniyor.

Yeryüzü artık hiç tekin değil, sistemde bütün dengeler altüst oldu. Beslenme, barınma ve güvenlik artık yıkıcı insanlık sorunu. Durum böyle olunca, göçmenlere, yabancılara duyulan tepki düşmanlık düzeyine geldi. Paylaşacak bir şey kalmayınca ortaya çıkan suç toplumunda bütün ezberler bozuldu.

Bu ahvalde, Türkiye’de benzer tepkilerin oluşması kuvvetle muhtemeldir. Türk-Kürt-Arap kardeşliğine verilen tepkinin yanı sıra, Türk dünyası dayanışmasınıngüçlenmesi olağandır. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın görevden alınmasına kadar uzanan Türkiye-Azerbaycan ilişkileri çok şey anlatıyor.

Ve tarihsel gerçekliğin geri dönüşü; Türk toplulukları dayanışması, “Batı Asya” yerine “Ortadoğu” adının kullanılıyor olmasını gündeme taşıdı.

Öyle görünüyor ki Cumhuriyet’in kuruluşunu mümkün kılan akıl yeniden devreye giriyor. Hani o Sovyet devrimi ile Batıaydınlanması arasında denge kuran akıl.