Problematik, Türkçesi sorunsal. Yani, bir meseleyi ele almanın, üstünde düşünmenin yöntemi. Neden ve nasıl düşünmeli, söylemeli…
Ancak günümüz dünyasında “nasıl yapmalı” sorusunu doğru yanıtlamanın önünde iki büyük engel var; Uygarlık krizi ve kapitalizmin tarihsel sonu.
Yeryüzünü tepe tepe kullanmanın sonu geldi. İnsanlığın kurduğu uygarlık yaklaşık on bin yılda yeryüzünü yaşanılmaz duruma getirdi. Yanı sıra, kapitalist sistemin yarattığı tüketim toplumu çöküyor. Finans sisteminde yaşanan sorunlar kapitalizmin metropollerinde kaos yaratıyor.
Fransa, İtalya, Portekiz, İspanya, Arnavutluk’ta bir süredir yaşananlar, sokağa inen başkaldırıyla eş zamanlı olarak otoriter yönetim isteyenleri cesaretlendiriyor.Dünyanın içinden geçtiği kriz,ayrışma eğilimlerine güç veriyor. Aynı kültürler ve etnisiteler bir arada yaşamaya yöneliyor. Bu gelişme, büyük ihtimalle, yeni faşizmin de önünü açacak.
Avrupa, geçen yüzyılda kullandığı ucuz iş gücüne ihtiyaç ortadan kalkınca sistemde yüke dönüşen milyonlarca insanı ne yapacağını bilemiyor. Sokakları karıştıran başkaldırı, yabancıların tasfiyesine yol açacak koşulları da hazırlıyor.
Ve yürüyen gerçek; Yeni Dünya düzeni kurulurken ortaya çıkan insanlık problemleri, yeni sosyolojinin oluşumunda belirleyici rol oynuyor.
Durum böyle olunca akla düşen soru; Dünya ölçeğinde değerler sistemi çökerken, değişim ve dönüşüm sürecinde yaşananlar nasıl ele alınmalı? Problematik nasıl oluşacak? Olan biteni okumanın hayli zorlaştığı bir vakıa.
Sanayi devrimi sonlanıyor, tüketim toplumu dönüşüyor, ihtiyaçlar hiyerarşisi değişiyor, üretim ilişkileri yeniden yapılanıyor, üretim teknolojisi değişiyor, kentler dönüşüyor, kamusal yaşam normları değişiyor, para yeniden tanımlanıyor, devletin tanımı değişiyor, sınırlar değişiyor… Gel gör ki değişim ve dönüşümle birlikte, kıyamet alametleri de zuhur etti. Ve beyin yakan soru; Nasıl yapmalı?
Yeni Dünya düzeni kuruluyor, değişimin getirdikleri ve insanlık meseleleri üstüne düşünmenin, ele almanın yöntemi iseelan belirsizliğini koruyor.