İçimiz rahat. Çünkü Cumhurbaşkanı böyle söylüyor; finansal sisteme sirayet etmiş herhangi bir risk yok… Landın eşrafından Mehmet Şimşek de kefil. Daha ne olsun!
Onlar konuşadursun, gerçek yürüyor; Kapitalist sistemi ayakta tutan normlar çöktü, dinamikler çalışmıyor. Sistem belli aralarla krize giriyor. Fakat bu defa, periyodik bir kriz değil, mutlak çöküş alametleri zuhur etmiş bulunuyor. Sistem dengeden çıktı ve dengeye geri dönüş yolları kapalı.
“Ağzı açık piyasa budalası” toplumlar, efendilerin işleri yeniden yoluna koymasını bekliyor. Efendiler de “ha şimdi, ha birazdan” düzelecek teraneleriyle “fakirin ekmeği” umut pompalayıp duruyor. Hak yemezlermiş, hak da yedirmezlermiş… Ancak yürüyen gerçek öyle söylemiyor; Dünya nüfusunun dörtte üçü yoksul. Bir milyara yakın insan açlık çekiyor. Her gün, 25 bin kadar insan açlıktan ölüyor.
Dünya ahvali böyle iken, muktedirler iktidar-muhalefet ekseninde toplumları demokrasi/otokrasi parantezine alarak yönetiyorlar. Bunun Türkçe meali, iyi kötü beslenme ve barınma imkânı sağlamak. Verilere bakılırsa, Dünya nüfusunun dörtte üçü bu imkândan çok az yararlanabiliyor.
İktisadi terminolojiyle halka açıklananlar, kahir çoğunluğun anlamadığı söz israfıdır. Bilmediği kavramlarla anlatılanlar ne ifade ederse etsin, yoksulun anladığı, acıkan karnı doymuyor, başını sokacak bir göz evi bile yok.
Hak yemem ve yedirmem diyen efendiler 24 yıldır bu ülkeyi yönetiyor. Gözlerinin önünde olan bitenlerden nihayet rahatsız olmuş ve harekete geçmişler. Demek ki ölçü adam akıllı kaçmış.
Parayla para kazanmak… Birkaç milyonu denk getirmiş küçük tasarruf sahibi yurttaş parasını katlamaya çalışırken hepsinden olmuş. Büyük birikim sahipleri ise servetlerini iyice büyütmüş. Filler tepişirken olan kıt kanat geçinenlere olmuş.
Her insanın bu Dünya’dan alacağı var; yaşamak için temel ihtiyaçlar. Gel gör ki olmazsa olmaz ihtiyaçlarına ulaşmanın yolları muktedirler tarafından tutulan insan, sırf bu nedenle iktidarların kontrolüne girmiştir. İhtiyaçlarına ulaşmak uğrunda dizginleri muktedirlere kaptıran insanlık böylece kayıt altına alınarak yönetilir olmuştur. Demokrasi de dahil bütün yönetim biçimlerinin biricik gerçeği.
Sonuç olarak, toplumlar yönetilirken oluşturulan sömürü ve soygun ağları erör verebiliyor. Buna “sistem krizi” diyorlar.Muhtemelen, ölçü yine fena halde kaçmış; Efendiler günah çıkarıyor.