Avrupa’da sokağa dökülen halklar bellek tazeliyor. Fransız halkı 1789, 1830, 1848, 1871… Fransız İhtilali ve onu izleyen halk hareketleri muktedirlere şunu öğretti; halkları hesaba katmadan ülke yönetmek mümkün değil. Öyle ayaklandılar ki hiçbir kuvvet onları durduramadı; zindanlar boşaldı, saraylar basıldı… Paris’te dolaşırken sokaklarda plaketler görürsünüz; isyanlarda ölen Fransızların adınınyazıldığı plaketler.
Aradan 200 yıl geçti, Fransa halkı başta, Avrupa halkları başkaldırıyor. Öyle bir lider kürsüye çıkıp hepsinin adına ciyak ciyak bağırmıyor, bizde olduğu gibi... Lidersiz gerçek halk hareketi, halk isyanı… katılan her kişi eylemlerde kendini ifade ediyor. Giderek otoriterleşen yönetimler ile halklar karşı karşıya.
Gösteri hakkını savunan Fransızlar Macron’u uyarıyor; Kendine göre muhalefet oluşturamazsın! Hiçbir yasak ve sınırlama, ayağa kalkan halkı durduramıyor. Sokağa çıkmak yasaklandı, gösteri yasağı var, ama Paris halkı sokaktaydı.
Sistem dengeden çıktıktan sonra, dengeye geri dönüşün belki orta vadede mümkün olacağı gerçeğiyle yüzleşen yönetimler, Covid-19 salgınıyla toplumları eve kapatmanın büyük provasını yaptılar.
Ve zaman içinde görüldü ki sistemde dijital dönüşümün yarattığı kriz sarmalı kontrol edilecek gibi değil. Yönetimlerin bulduğu tek çözüm, otoriterleşmek.
Otokrat yönetimler öne çıkıyor. Çünkü kapitalist sistemde liberal dönem kapanırken ortaya çıkan hasar çok büyük. Servet dağılımındaki bozulma sonunda Avrupa’yı da vurmaya başladı. Sınırsız sermaye birikimi ve artı değerde sınırsız genişleme sonunda sistemin tarihsel sonunu getirdi.
Fransız halkı ayağa kalkınca ilk aklıma gelen, 19. yüzyılda ayaklanmalar sonucu devlet ile toplum arasında yapılan sosyal sözleşme, oldu.Egemen sınıf böylece ülkeyi halka rağmen yönetemeyeceğini öğrenmişti. Demem o ki yeni Dünya düzeni kurulurken benzer bir durum ortaya çıkabilir…
Yeniden tanımlanan mülkiyet, para, yeni sosyoloji; ve yeni devlet düzeniyle oluşacak koşulların gerektirdiği yeni sosyal sözleşme koşullarının ortaya çıkışı… 200 yıl sonra tekerrür eden tarih gibi…
Önce Fransa’da, ardından Avrupa’da halklar sokağa indi. Fransız halkı ayağa kalkınca olanlar oldu. Şimdi, halkların sesini duyurma zamanı. Yönetenlerin bu sese vereceği tepki, nasıl bir toplumsal mutabakatın mümkün olduğunu gösterecek.