“12 Ekim 1988 tarihinde Glorietta Kanyonu’nda yazılan isim için “ yazısı, “Simyacı” romanıyla dünya çapında ünlenen Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun son çıkan “Melek“ adlı romanındaki ithaflarından biri…
Eski bir kelime olan ithaf, TDK da : birinin adına sunma, armağan etme anlamına geliyor...
Peki Glorietta Kanyonu nerdeydi, burada yazılan isim kimdi ve niye kitap ona da armağan edilmişti?
Hele de bu sıralar internet ortamında sıkça sözü geçen bir kanyon daha var : adına “Karanlık Kanyon” deniyor. Üstelik de benim memleketimde!
Bizim köyümüz, Erzincan’a bağlı İliç İlçesinin Bağıştaş Köyü. Bağıştaş, hani altın madenindeki çökme nedeniyle feci ölümlerin de olduğu Çöpler Köyü’nün sınırdaşı olan köy.
Çöpler köyü ; altın madeninin üzerinde kurulu olması nedeniyle kamulaştırma sonucu taşınan ve akrabalarımızın da olduğu bir köydü. Çocukluğumuzda siyah üzüm ve bal yemek için bizi içine çeken, hatırladığımıza göre, 14 Mayıs 1950 öncesi CHP döneminin 8. ve son Başbakanı Şemsettin Günaltay’ın kız kardeşinin de oturduğu bir köydü burası.
Neyse, bizim Bağıştaş’ın içinden, özellikle Kars gezisine çıkanlar için Doğu Ekspresinin tren yolu, yakınından Sivas-Erzincan, içinden Erzincan-Kemaliye(Eğin) kara yolları geçer. Murat Nehrinin kolu Karasunun da içinden aktığı, üzerindeki asma köprüsüyle, yapılan iki barajı da taşıyan denizleşmiş ve çokça da popülerleşmiş bir köydür şimdi…
Karasu, yüksekliği 1000 metre kadar olan yakınımızdaki dağlar arasından geçip Kemaliye’ ye (Eğin’e) giderken işte bu “Karanlık Kanyon”u oluşturur. Tıpkı Çin’in, Nil ve Amazon’dan sonra dünyanın 3.cü en uzun nehri Yangtze kıyılarında olduğu gibi… Paralelinde de 1870 yılında başlayıp, 132 yılda tamamlanan, dağları delerek geçen, dünyanın en zor yollarından biri “Taş Yolu” uzanır…
Bu kanyonda müthiş bir güzellik ve tekne turu gibi aktiviteler vardır da, yazı ya da isim var mıdır bilemem? Tabii ki, Ülkemiz de ve dünyada başka kanyonlar da var…
Gelelim biz Paulo’nun Glorietta Kanyonu’na ve yazılan ithaf konusu isme…
Glorietta, Kaliforniya’ya bağlı olan San Diego’da Borrego Springs yakınlarında bir köy.
Yazar, eşi Cheris ile birlikte Mojave Çölüne doğru bir yolculuğa çıkar… Bu yolculuk 5 Eylül’de başlar, 17 Ekim 1987’de biter…
Çöldeki Paulo Coelho, kendi koruyucu meleğini bulma peşindedir... Motosikletli savaşçı kadınlarla, Valkürler’le de karşılaşır. “Valkürler tanrıların elçileridir. Kahramanları önce ölüme sonra da cennete taşırlar”! Her halde, mitolojikte olan bunlar yazarın, önsözde sözünü ettiği iki kurmacalardan olmalı!
Glorietta Kanyonundaki ithaf ettiği isim de eşi Cheris olmalı... Zira, “Ben daima senin içinde olacağım. Sende daima benim içimde olacaksın” demişti Cheris O’na!
“Melek”in, melek gibi içi sevgi dolu…
Ama, Oscar Wilde’nin bir şiirinden yaptığı
bir alıntıdan aldığımız satırlarda deniyorki :
“İnsan daima sevdiğini mahveder / Kimi okşarcasına hafifçe / Kimisi sert sözlerle…”
Oscar Wilde diyebilir de, bizim için geçerli değil ki… Kimse için de geçerli olmamalı verdiği bu hüzün!
İyi Pazarlar…