Sistemde olan bitenlerin sistem dinamikleriyle mutlak uyumu ve toplumun bu uyum koşullarında hareket etmesi, siyasetin varlık nedenidir.
Efendiler soruyor; Sisteme ne taraftan girmek istersin? Bu tercihi yapmanın çağdaş yolu, demokrasidir; sağda, solda, ortada bir yerde durmak.Ve sistem dinamikleriyle mükemmel uyum sağlamak, demokratik siyasettir.
Sistemde iktidar ile muhalefet arasında kıyametler koptuğu koşullarda toplumun sağa sola savrulmasıyla sağlanan istikrar, düzenin bekasını sağlayan istikrardır. Bu istikrar, sanayi toplumlarının modern döneminde,demokrasiyle sağlanıyor.
Gel gör ki sağda ve solda birbirine giren, kıyasıya mücadele eden politize olmuş gurupların verdiği mücadeleler sonucu halkların yoksulluktan, sefaletten kurtulmuşluğu yok. Sosyalist sistem deneyimi bile ancak 70 yıl ayakta kalabildi.
Yerleşik tarım toplumlarında mülkiyetin keşfiyle başlayan uygarlık, kapitalizm ile yeryüzüne egemen oldu. Muhtemelen, dijital devrim ile zirveyi görecek.
Uygarlığın binlerce yıllık yeryüzü serüveni, yerleşik toplum vemülkiyetin keşfiyle birlikte, üretim ilişkilerinin piyasa koşullarını oluşturmasıyla gerçekleşti. Sonrası, bilim, gelişme ve ilerlemeyle gelen büyük bozgun...
Sistem kuran akıl, kurduğu sistemin dinamiklerinin işleyişini sürekli kontrol edemiyor. Değişkenlerin değişkenlerinin dinamikleri nasıl etkilediği bir muamma. Ancak sistemde dinamiklerin genel işleyişi hiyerarşik yapıya rağmen değildir.
Yeryüzüne egemen olan uluslararası kapitalist sistemde dinamikler serbest piyasa koşullarında çalışıyor. Bunun anlamı, emek-sermaye çelişkisini destekleyen ve geliştiren dinamikler her daim baskın.
Sonucunda, “efendiler ile gönüllü köleler” düzeninde dinamiklerin işleyişi, iktidar üreten hiyerarşik toplum yapısını sürgit ayakta tutuyor.
İnsanlığın yaklaşık 12 bin yıl önce kurduğu uygarlığın dijital çağ ile buluşmasına az kaldı. Sistemin dinamikleri, yeni muktedirlerin iktidar yolunu açmış bulunuyor; Siber toplumun yeni efendileri ve beyni yapay zekaya emanet gönüllü köleleri…