EGEDESONSÖZ – Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), İzmir’de Basmane Çukuru olarak bilinen Ege Dünya Ticaret Merkezi’ni 75 milyon dolar tahmini bedelle satışa çıkardı. EGS Gayrimenkul AŞ ile Güçyapı İnşaat Turizm Mühendislik Gayrimenkul Yatırımı Sanayi ve Ticaret AŞ’nin borçları nedeniyle haczedilen gayrimenkuller ile bunlara bağlı sözleşmelerden oluşan ticari ve iktisadi bütünlüğün satış ihalesinin 2 Aralık 2026 tarihinde yapılacağı duyuruldu.
Satış kararı, İzmir’deki meslek örgütleri ve kent mücadelesi yürüten kuruluşların tepkisini çekti. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası ve Kültürpark Platformu tarafından yapılan ortak açıklamada, Basmane Çukuru'nun geleceğinin ticari satış ve yapılaşma sürecine indirgenemeyeceği belirtildi.
Açıklamada, Basmane arazisinin yalnızca bir gayrimenkul değil, yaklaşık 40 yıldır devam eden kamusal mülkiyet ve kent hakkı mücadelesinin konusu olduğu vurgulandı. Meslek odaları, demokratik kitle örgütleri ve kentlilerin yıllardır alanın kamu yararına değerlendirilmesi için hukuki ve toplumsal mücadele yürüttüğü hatırlatıldı.
Arazinin kamu yararından çok sermaye gruplarının ekonomik beklentileri doğrultusunda ele alındığı savunulan açıklamada, satış ihalesinin geçmişten bu yana sürdürülen kamusal mücadeleyi ortadan kaldıramayacağı ifade edildi.
SİYASİ PAZARLIK VE PROTOKOL ELEŞTİRİSİ
Kentlerin geleceğine ilişkin kararların belediye başkanlarının siyasi tercihlerine, dönemsel yönetim anlayışlarına veya kapalı kapılar ardında yapılan protokollere bırakılamayacağı kaydedildi. Kamu mülkiyetindeki alanların geleceğinin demokratik karar mekanizmaları ve kamusal denetim çerçevesinde belirlenmesi gerektiği belirtildi.
YENİDEN KAMUYA KAZANDIRILMASINI İSTEDİLER
Ortak açıklamada, başlangıçta tamamen kamuya ait olan Basmane arazisinin çeşitli uygulamalar sonucunda kamu mülkiyetinden çıktığı, devam eden hukuki süreçler aracılığıyla yeniden kamuya kazandırılmasının mümkün olduğu ileri sürüldü. Bu nedenle alanın özel şirketlere devredilmesine karşı çıkıldı.
Öngörülen yapılaşmanın kent merkezinde trafik ve altyapı yükünü artırabileceği, yüksek yoğunluklu bir projenin yalnızca belediyeye sağlanacağı belirtilen ekonomik katkılar üzerinden savunulamayacağı değerlendirmesi yapıldı.
YEŞİL ALAN VE KAMUSAL DONATI TALEBİ
Basmane arazisinin geleceğinin yatırımcıların beklentilerine göre değil, İzmir'in kamusal ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirilmesi gerektiği ifade edildi. Kent merkezindeki açık ve yeşil alan ihtiyacının yanı sıra sosyal ve kültürel donatı alanlarının da planlamada dikkate alınması istendi.
Kurumlar ayrıca mülkiyet kayıtları, protokoller, dava süreçleri, ihale koşulları ve planlama kararlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti. İzmir halkının alanın geleceğine ilişkin karar süreçlerine katılması ve sürecin şeffaf biçimde yürütülmesi çağrısında bulundu.
İZMİR KAMUOYUNA ÇAĞRI
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası ve Kültürpark Platformu; meslek odaları, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, kent konseyleri, mahalle örgütlenmeleri, akademisyenler ve İzmir halkını Basmane arazisinin geleceğine ilişkin kararları sorgulamaya ve kamusal mülkiyetin korunması yönündeki mücadeleye destek vermeye davet etti.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
BASMANE ARAZİSİ ŞİRKETLERİN DEĞİL İZMİR HALKININDIR!
İzmir'in kent merkezinde, kentsel belleğinde ve kamusal yaşamında önemli bir yere sahip olan ve kamuoyunda "Basmane Çukuru" olarak anılan kamu mülkiyetindeki alanın satışa çıkarıldığına ilişkin haberler kamuoyuna yansımıştır.
On yıllardır süregelen hukuka aykırı uygulamalar, ayrıcalıklı imar kararları ve kamu yararını geri plana iten sermaye odaklı müdahaleler nedeniyle kentin planlama tarihindeki en önemli meselelerden biri haline gelen ve bir "kent suçu" olarak varlığını sürdüren bu alanın geleceği, ticari bir satış ve yapılaşma sürecine indirgenemez.
Basmane Arazisi'nin yıllardır çözümsüz bırakılması tesadüf değildir. Kamu yararını esas almak yerine kamu arazilerini ekonomik bir kazanç aracına dönüştüren planlama politikaları, bu alanı sermaye gruplarının çıkar ilişkilerinin konusu haline getirmiştir. Yaşanan süreç, kent merkezindeki kamusal değerlerin halkın ortak ihtiyaçları yerine sermayenin kår beklentileri doğrultusunda değerlendirilmesini esas alan kentleşme anlayışının bir sonucudur.
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası ve Kültürpark Platformu olarak bir kez daha vurguluyoruz: Kamu arazileri sermayenin sömürü ve rant düzenine teslim edilemez; Kamuya ait olandan feragat edilemez!
Çünkü:
1. BASMANE ARAZİSİ, YILLARDIR SÜREN TOPLUMSAL MÜCADELENİN VE İZMİR HALKININ ORTAK DEĞERİDİR!
Basmane Arazisi yalnızca bir arsa, bir ticari yatırım ya da ihale konusu değildir. Basmane Arazisi, kamu malına çökmek isteyen sermaye grupları ile kentin merkezindeki kamusal varlıkların korunmasını ve kamu yararını savunan halk iradesi arasındaki bir mücadele alanıdır. Yıllardır meslek odalarının, demokratik kitle örgütlerinin ve kentlilerin yürüttüğü hukuki ve toplumsal mücadelenin konusudur.
Bu mücadele, kentin merkezindeki kamusal varlıkların korunması ve kamu yararına değerlendirilmesi mücadelesidir. 40 yıllık kamusal mücadele, bir ihale kararıyla yok sayılamaz!
2. İZMİR'İN GELECEĞİNE SİYASİ PAZARLIKLAR DEĞİL, İZMİR HALKI KARAR VERMELİDİR!
Kentlerin geleceği, belediye başkanlarının değişen siyasi tercihlerine, dönemsel yönetim anlayışlarına veya kapalı kapılar ardında yapılan protokollere bırakılamaz. Kamu mülkiyetindeki alanların geleceği kişisel ve siyasi tasarrufların değil, kamusal denetimin ve demokratik karar süreçlerinin konusu olmalıdır. Belediye başkanları gelip geçicidir; fakat kente karşı işlenen suçlar kalıcı tahribatlar bırakır. Bu kent, kamusal değerleriyle birlikte İzmir halkına kalır!
3. KAMUNUN TAPUSU, GELECEKTEKİ BİR PROJE VAADİNE FEDA EDİLEMEZ!
Başlangıçta tamamı kamuya ait olan, çeşitli yanlış uygulamalar ile kamunun elinden alınan ancak mevcutta devam eden hukuki süreç ile yeniden ve tamamen kamuya kazandırılabilecek bir alan, özel şirketlere teslim edilemez.
Şehircilik esasları açısından tartışmalı olan, kent merkezine trafik ve altyapı yükü getirecek, yüksek yoğunluklu yapılaşma içeren bir proje, sadece belediyeye bir sus payı verileceği gerekçesi ile meşrulaştırılamaz. Kamu mülkiyetinin korunması, yalnızca inşaat alanı ve ekonomik değer üzerinden tartışılamaz.
4. BASMANE ARAZİSİ'NİN GELECEĞİ RANT HESAPLARIYLA DEĞİL, KENTİN KAMUSAL İHTİYAÇLARIYLA BELİRLENMELİDİR!
İzmir'in merkezinde yer alan bu alanın geleceği, yalnızca yatırımcıların beklentileri üzerinden değil; kentin acil ihtiyaç duyduğu kamusal açık alan, bütüncül yeşil alan, sosyal ve kültürel donatı ihtiyaçları, kent belleği ve planlama ilkeleri üzerinden kurgulanmalıdır. Kent merkezinin geleceğine ilişkin kararlar, bütüncül bir planlama yaklaşımı ve kamu yararı temelinde oluşturulmalıdır.
5. BASMANE ARAZİSİ'NİN GELECEĞİ KAPALI KAPILAR ARDINDA BELİRLENEMEZ!
İzmir halkının mülkiyet kayıtlarını, protokolleri, dava süreçlerini, ihale koşullarını ve planlama kararlarını bilme hakkı vardır. Kamu adına karar verenler, bu süreçleri kapalı kapılar ardında değil, kamuoyunun önünde şeffaflıkla yürütmekle yükümlüdür. İzmir halkından gizlenen değil, İzmir halkının katılımıyla yürütülen bir süreç istiyoruz!
6. BASMANE DE İZMİR DE KİMSESİZ DEĞİLDİR!
Basmane Arazisi'nin geçmişinde yalnızca herhangi bir meşruluğu olmayan projeler, sözleşmeler ve hukuki uyuşmazlıklar değil; 40 yıldır geri adım atmayan, kararlı bir kent hakkı mücadelesi de vardır. İzmir'in kamusal değerlerini savunan meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, emek ve meslek örgütleri, bilim insanları ve kentliler bu sürecin tarafıdır. İzmir'in ortak geleceği üzerinde karar veren herkes, İzmir halkına karşı sorumludur!
TÜM İZMİR KAMUOYUNA ÇAĞRIMIZDIR!
Basmane Arazisi'nin geleceği yalnızca bir belediyenin, bir kamu kurumunun ya da ihaleye katılacak şirketlerin meselesi değildir. Bu alanın geleceği, İzmir'in kamusal değerlerinin nasıl korunacağının ve kentlilerin kendi kentleri üzerinde ne ölçüde söz sahibi olacağının önemli bir göstergesidir.
Bu nedenle başta meslek odaları, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, kent konseyleri, mahalle örgütlenmeleri, akademisyenler ve bilim insanları olmak üzere tüm İzmir halkını Basmane Arazisi'nin geleceğine ilişkin kararları birlikte sorgulamaya, kamusal mülkiyetin korunmasını talep etmeye ve ortak kent hakkını savunmaya davet ediyoruz.
BASMANE ARAZİSİ İZMİR HALKININDIR!
KENTİN GELECEĞİNE KENTLİLER KARAR VERMELİDİR!
BASMANE DE İZMİR DE KİMSESİZ DEĞİLDİR!
TMMOB İzmir Il Koordinasyon Kurulu - İzmir Barosu - İzmir Tabip Odası - Kültürpark Platformu




