İnsan varoluşu itibarıyla tam bir muamma. Çok netameli bir tür. Varlık ile hiçlik arasında, sonsuzluğun kaotikasında ve sonlu varlığının çıkışsızlığında, varlığına anlam katarak yaşamaya mecbur. Gerçek bir trajedi.
Bu trajedide, insanın netameli hallerinin en fazla açığa çıktığı alan, siyasettir. Neo liberal dünya düzeninde, vasatlaşan insan ve bu vasatla uyumlu siyaset, tükenişi en iyi anlatan olgudur.
Toplumsal hayatta yalanı olağanlaştıran siyaset, ilişkileri de çıkar alışverişine dönüştürdü. Bu ucuz, bayağı ilişki ağı üzerine ahkam kesmek de siyaset biliminin konusudur. TV ekranlarından da izlendiği gibi…
Her siyaset yapanın yüce ideallerle donatılmış biricik hedefi, kurtarıcılık!.. Halkı kurtarmak… Arınmak… Milleti kurtarmak… Topluma hizmet… Her ne kadar halkların kurtulmuşluğu yoksa da…
Günümüzde, sistem kriz sarmalına girince, kapitalist metropollerde de yoksulluk tehdit oluşturmaya başladı. Bakalım, siyasete hangi yalanlar monte edilecek?
Siyasal yaşamda küçük hesaplardan oluşan siyaset ilişkilerine yakından tanık olduğum bir dönem var. O dönemde tanıdığım, saygı ve güven duyduğum insan sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Çıkarı kadar yakın veya uzak ilişkileri yönetmenin siyaset olduğu koşullarda tanıdığım insanların samimiyetsizliği ve iki yüzlü ahlakı, siyasetten uzaklaşmamın nedeni oldu.
Yüceler yücesi davalar peşinde siyasetin finansmanıyla yol alan memleket kurtarıcıları, merkezi veya yerel yönetimleri seçimler vasıtasıyla ele geçiriyor, sonra da ülkeyi bir güzel kurtarıyorlar; iktidarda veya muhalefette fark etmiyor. Memleket menfaatine ne köşeler tutuluyor!..
Acı ama gerçek, en tepedekilerden, sıradan parti üyesine kadar -kendisine saygısı olan az sayıda insanı saymazsak- her bir siyasi figürün siyaseti geçim kapısı yaptığı bir vakıa. Siyaset alışverişleri…
Şimdilerde, sistemde bütün dengeler bozulunca, örtülü işlere para yetmediği için hepsi birbirine girdi. Kim kimin kuyusunu kazıyor, belli değil.