Metehan UD/ EGEDESONSÖZ- Anayasa Mahkemesi (AYM), İzmir’in Urla ilçesinde bulunan taşınmazına prefabrik yapı inşa ettiği gerekçesiyle 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılan S.R.Ö.’nün bireysel başvurusunu karara bağladı.
22 Eylül 2026 tarihli kararda AYM, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasını açıkça dayanaktan yoksun buldu. Başvurucunun tanık dinletme hakkı, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ile suçta ve cezada kanunilik ilkesine ilişkin diğer iddiaları da kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamadığı gerekçesiyle reddedildi.
BELEDİYENİN SUÇ DUYURUSUYLA SORUŞTURMA BAŞLADI
Dosyaya yansıyan bilgilere göre süreç, Urla Belediye Başkanlığının yaptığı tespitle başladı. Belediyenin, S.R.Ö.’ye ait taşınmazın “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” içerisinde kaldığını ve burada izinsiz, ruhsatsız prefabrik yapı bulunduğunu belirleyerek Urla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu aktarıldı.
Bunun üzerine başlatılan soruşturmada imar kirliliğine neden olma ve 2863 sayılı Kanun’a muhalefet suçları yönünden inceleme yapıldı.
1 Şubat 2019 tarihli yapı tespit tutanağında, S.R.Ö.’nün maliki olduğu taşınmaz üzerine izinsiz olarak 50 metrekare büyüklüğünde, tek katlı ve çatılı prefabrik yapı yaptığı belirtildi.
Soruşturma aşamasında başvurucu, yapının 31 Aralık 2017 tarihinden önce tamamlandığını savundu. Bu kapsamda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen 29 Temmuz 2018 tarihli yapı kayıt belgesini dosyaya sundu.
YAPININ 2017'DE YAPILDIĞINI SAVUNDU
S.R.Ö., yargılama boyunca prefabrik yapının 2017 yılının ağustos-eylül aylarında tamamlandığını belirtti. Taşınmazı 2017 yılında satın aldığını ifade eden başvurucu, yapının bulunduğu yerin düşük yoğunluklu yapılaşmaya elverişli olduğunu düşündüğünü, ancak koruma alanında kaldığını bilmediğini savundu.
Başvurucu ayrıca koruma alanında bulunan yerlere yapı kayıt belgesi verilemeyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığını ileri sürdü.
Yapının inşa tarihinin belirlenmesi ve yapı kayıt belgesinin kapsamının değerlendirilmesi amacıyla tanıklarının dinlenmesini isteyen S.R.Ö., satış faturası ve uydu fotoğraflarını da mahkemeye sundu.
İLK BİLİRKİŞİ RAPORU BAŞKA, İKİNCİ RAPOR BAŞKA SÖYLEDİ
Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada taşınmazın fiziki durumunun belirlenmesi amacıyla keşif yapıldı. Keşif sonrasında hazırlanan 9 Mart 2021 tarihli bilirkişi raporunda, tek katlı ve çatılı prefabrik yapının ruhsat alınarak yapılabilecek nitelikte olduğu belirtildi.
Raporda, yapının araziye kalıcı ve geri dönüşü olmayan bir zarar vermediği değerlendirmesi yapıldı. Ayrıca taşınmazın “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” içerisinde kaldığına ilişkin şerhin 10 Temmuz 2018 tarihinde terkin edildiği bilgisine yer verildi.
Mahkeme, dosyadaki değerlendirmelerin tamamlanması için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından da bilgi istedi. Bakanlığın İzmir İl Müdürlüğü tarafından gönderilen 30 Haziran ve 18 Temmuz 2021 tarihli yazılarda, ilgili bölgede Koruma Uygulama Denetim Bürosu (KUDEB) kurulmadığı ve taşınmazın bulunduğu alanın “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” içerisinde kaldığı bildirildi.
Mahkeme, ilk bilirkişi raporunu yeterli bulmayarak yeniden rapor alınmasına karar verdi. 24 Eylül 2021 tarihli ikinci raporda ise prefabrik yapının koruma alanına fiziki ve inşai müdahale oluşturduğu değerlendirildi.
Raporda, “Herhangi bir ham alana/araziye belirli bir harcama yapılarak prefabrik veya kalıcı bir yapının konulması sahaya genel olarak fiziki ve inşai müdahale olduğu anlamına geldiği” ifadeleri kullanıldı. Bununla birlikte yapının alana geri dönüşümsüz bir zarar vermediği de belirtildi.
ÖNCE HAGB KARARI VERİLDİ, İTİRAZ ÜZERİNE KALDIRILDI
Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesi, ilk yargılama sonunda S.R.Ö.’nün 2863 sayılı Kanun’a muhalefet suçunu işlediğine hükmederek 1 yıl 8 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verdi.
Başvurucu, karara itiraz ederek taşınmazın koruma alanından çıkarıldığını ve yapı kayıt belgesinin bulunduğunu, bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiğini savundu. Katılan kurum da karara itiraz etti.
İtirazları inceleyen İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi, suçtan önceki hâle getirme koşulu gerçekleşmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gerekçesiyle kararı kaldırdı.
Bunun üzerine Urla 2. Asliye Ceza Mahkemesinde yeniden yargılama yapıldı. İki celsede tamamlanan yargılama sonunda başvurucu hakkında yine 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Bu kez hapis cezasının ertelenmesine karar verildi.
MAHKEME İKİ SUÇ YERİNE TEK SUÇTAN CEZA VERDİ
Yerel mahkeme, S.R.Ö.’nün tek bir eylemle hem Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma hem de 2863 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarını işlediğini değerlendirdi.
Mahkeme, fikrî içtima hükümleri kapsamında en ağır cezayı gerektiren 2863 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan hüküm kurulması gerektiğine karar verdi.
Gerekçeli kararda, başvurucunun koruma alanında kaldığını bilmediği yönündeki savunması da ele alındı. Mahkeme, başvurucunun imara uygun inşai faaliyette bulunmak için ilgili kurumlara başvurması durumunda taşınmazın niteliğini öğrenebileceğini belirtti.
Bu değerlendirme gerekçeli kararda, “Sanığın imara uygun olarak inşai faaliyetlerde bulunması durumunda kurumlara başvuru sırasında suça konu yerin vasfını öğrenebileceği” ifadeleriyle yer aldı.
Mahkeme, başvurucunun savunmasını hukuki sorumluluğu ortadan kaldıracak makul bir gerekçe olarak kabul etmedi.
İSTİNAF BAŞVURUSU DA REDDEDİLDİ
Mahkûmiyet kararına karşı istinaf yoluna başvuran S.R.Ö., yapı kayıt belgesine rağmen ceza verilemeyeceğini, koruma alanı şerhinin tapudan terkin edildiğini, sunduğu delillerin değerlendirilmediğini ve tanıklarının dinlenmediğini ileri sürdü.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi, 23 Mart 2023 tarihinde başvuruyu esastan reddetti.
Nihai kararı 12 Nisan 2023 tarihinde öğrendiğini belirten S.R.Ö., 20 Nisan 2023 tarihinde AYM’ye bireysel başvuruda bulundu. Başvurucu, mahkûmiyet kararının yeterli gerekçe içermediğini, yapının 2017 yılı öncesinde inşa edildiğine ilişkin delillerinin tartışılmadığını ve istinaf kararının da gerekçesiz olduğunu savundu.
AYM: YAPI KAYIT BELGESİ MÜDAHALEYİ HUKUKA UYGUN HALE GETİRMEZ
AYM, başvuruyu gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirdi. Kararda, mahkemelerin davanın sonucunu etkileyebilecek temel iddia ve itirazlara yeterli gerekçeyle yanıt vermesi gerektiği hatırlatıldı.
AYM, somut olayda başvurucunun özellikle yapı kayıt belgesine rağmen neden mahkûm edildiğinin açıklanmasını beklediğine dikkat çekti.
Kararda, Yargıtay'ın 2025 yılında verdiği çeşitli kararlara da atıfta bulunuldu. Bu kararlarda, amir hükümlere aykırı olarak düzenlenen yapı kayıt belgelerinin mutlak korunması gerekli alanlarda gerçekleştirilen fiziki ve inşai müdahaleleri hukuka uygun hâle getirmeyeceği değerlendirmesinin yapıldığı aktarıldı.
AYM, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesinin, 2863 sayılı Kanun'un 65. maddesinde düzenlenen suçun unsurlarına etki etmeyeceğine ilişkin Yargıtay kararlarını da hatırlattı.
ŞERHİN KALDIRILMASINDAN ÖNCE YAPILMIŞ
AYM kararında dikkat çeken değerlendirmelerden biri de taşınmazın koruma alanı şerhinin kaldırıldığı tarihle yapının tamamlanma tarihi arasındaki ilişki oldu.
Kararda, izinsiz yapının tamamlanma tarihinin tapu kaydındaki “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” şerhinin terkin tarihinden önce olduğunun altı çizildi.
AYM, yerel mahkemenin taşınmazın koruma alanında bulunduğu yönündeki değerlendirmesini ilgili kurumların yazılarına ve bilirkişi raporlarına dayandırdığını belirtti. Ayrıca ilk bilirkişi raporuna neden itibar edilmediğinin de gerekçeli kararda açıklandığı ifade edildi.
Kararda, yerel mahkemenin yapının koruma alanına fiziki ve inşai müdahale oluşturduğu yönündeki kabulünün dosyadaki delillere dayandığı belirtilerek şu değerlendirme yapıldı:
“Mahkûmiyet kararının yeterli gerekçe içermediğinden söz etmek mümkün görünmemektedir.”
AYM, uyuşmazlığın sonucuna etkili iddia ve itirazların ilgili ve yeterli gerekçeyle karşılandığını, istinaf incelemesinde de yerel mahkemenin hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğunu kaydetti.
TANIKLARIN DİNLENMEMESİ İDDİASI DA KABUL EDİLMEDİ
Başvurucunun yapının inşa tarihinin belirlenmesi amacıyla dinletmek istediği tanıkların mahkemece dinlenmemesine ilişkin şikâyeti de AYM tarafından kabul edilmedi.
Başvurucunun şüpheye rağmen haksız yere ceza verildiği ve suçun unsurlarının oluşmadığı yönündeki iddiaları da kabul edilebilirlik kriterleri kapsamında değerlendirildi.
AYM, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasını açıkça dayanaktan yoksun bulurken diğer ihlal iddialarının da kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamadığına hükmetti.
22 Eylül 2026 tarihinde oybirliğiyle alınan kararla S.R.Ö.’nün bireysel başvurusu kabul edilemez bulundu. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına karar verildi.
-
Gizlilik Politikası | Ege'de Son Söz Gizlilik Sözleşmesi İletişim Topluluk Kuralları | Ege'de Son Söz Yayın İlkeleri | Ege'de Son Söz Dünyadan EgeTeknoloji Yerel Politika Yerel Yönetimler Aliağa Haberleri Balçova Haberleri Bayındır Haberleri Bayraklı HaberleriBergama Haberleri Beydağ Haberleri Bornova Haberleri Buca Haberleri Çeşme Haberleri Çiğli Haberleri Dikili HaberleriFoça Haberleri Gaziemir Haberleri Güzelbahçe Haberleri Karabağlar Haberleri Karaburun Haberleri Karşıyaka Haberleri Kemalpaşa Haberleri




