Aile Bağları ve İktidar Çatışmaları

Bağdat, 1963

Abdülkerim Kasım’ın öldürülmesinin ardından Saddam Hüseyin, Kahire’deki sürgün hayatını geride bırakarak Bağdat’a döndü. Yirmili yaşlarının ortalarındaydı. Baas Partisinin iktidara ortak olması, siyasi geleceğinin önünde yeni fırsatlar açmıştı. Hayatında önemli yer tutacak bir başka bağ ise dayısı Hayrallah Talfah’ın kızı Sacide’yle kurduğu aileydi.

Hayrallah, Saddam’ın yetişmesinde etkili olmuş, eğitimini desteklemiş ve Arap milliyetçiliğiyle tanışmasında rol oynamıştı. Sacide’yle evliliği, Saddam’ın çocukluğuna uzanan bu akrabalık bağını pekiştiriyordu. Evliliğin tarihi kaynaklarda farklı verilse de sonraki yıllarda ailenin büyümesiyle Saddam’ın siyasi yükselişi birbirine eşlik edecekti.

1964’te ilk çocukları Uday doğdu. Saddam aynı yıl tutuklandı. Ardından Kusay, Raghad, Rana ve Hala’nın doğumuyla beş çocuklu bir aile oldular. Saddam 1979’da cumhurbaşkanlığına ulaştığında Sacide, siyasi mücadelesinin ilk yıllarından beri hayatında bulunan eşiydi. Ancak iktidarın zirvesinde, aile içindeki bağlılıklar da sınanacaktı.

Bağdat, 1980’ler

Saddam’ın hayatına giren ikinci kadın Semira Şahbender’di. Semira, Irak Havayollarında yöneticilik yapan Nureddin el-Safi ile evliydi. Saddam’la ilişkisi daha sonra ikinci evliliğe dönüştü. İlişkinin başlangıcı ve Semira’nın ilk evliliğinin hangi koşullarda sona erdiği konusunda ise kaynaklar farklı bilgiler veriyor.

Sacide’nin bu dönemde yaşadıklarını kendi ağzından kapsamlı biçimde öğrenemiyoruz. Bildiklerimizin önemli bölümü, aile üyelerinin sonradan verdiği röportajlara ve yabancı basının haberlerine dayanıyor. The Washington Post yazarları Jack Anderson ve Dale Van Atta, Sacide’nin Saddam’la ikinci evlilik nedeniyle tartıştığını, erkek kardeşi Adnan Hayrallah’ın da onu desteklediğini yazıyordu.

Sacide’nin kız kardeşi İlhâm Hayrallah Talfah, 2003’te El-Hayat gazetesine verdiği röportajda Saddam ile ailesinin ilişkilerine dair ayrıntılar anlattı. İlhâm’ın tanıklığı, Saddam’ın çocukluğundan itibaren Hayrallah ailesiyle kurduğu yakınlığı ve sonraki yıllarda aile içinde yaşanan siyasi anlaşmazlıkları ortaya koyuyordu. Ancak Sacide’nin ikinci evlilik hakkındaki düşüncelerini kendi sözlerinden öğrenemediğimiz için bu konuda kesin bir değerlendirme yapmak güçtü.

Sacide’nin babası Hayrallah’ın da ikinci evliliğe karşı çıktığı yazıldı. The Washington Post, itirazlarının ardından mal varlığının elinden alındığını bildiriyordu. Ancak gazetenin bu aktarımını doğrulayan bir resmî işlem belgesi, incelenen kaynaklarda yer almıyor. Saddam’ı yetiştiren aileyle yaşadığı anlaşmazlık, artık yalnızca özel hayatına ilişkin bir mesele olarak görülmüyordu.

Bağdat, Ekim 1988

18 Ekim’de Uday, babasının yakınındaki görevlilerden Kamil Hanna Gegeo’ya bir davette sopayla saldırdı. Gegeo, Saddam’ın kişisel hizmetlerini yerine getiriyor, yiyeceklerini de kontrol ediyordu. Başına aldığı darbenin ardından hastaneye kaldırıldı ve ertesi gün hayatını kaybetti. Gegeo’nun Saddam ile Semira’nın yakınlaşmasına aracılık ettiği, Uday’ın da bu nedenle ona öfke duyduğu yönünde anlatımlar vardı. Saddam’ın eski yakın çevresinden Abbas el-Cenabi de daha sonra verdiği röportajda bu açıklamayı destekledi. Ancak cinayetin nedeni kesin olarak belirlenmiş değildi.

Saddam’ın 21 Kasım’da devlet radyosundan yayımlanan açıklaması ise farklı bir olay örgüsü sunuyordu. Buna göre Gegeo, davette silahıyla havaya ateş açmış, Uday’ın koruması aracılığıyla ilettiği uyarıya rağmen durmamıştı. Uday da Gegeo’nun yanına giderek ona sopayla vurmuştu. Saddam aynı açıklamada oğlunun yargılanması talimatını verdi. Bu, Irak yönetiminin cinayete ilişkin resmî anlatımıydı; Uday’ın gerçek niyetini ortaya koyan bağımsız bir soruşturma sonucu değildi.

Uday cinayetten sonra tutuklandı. Kasım ayının sonunda ise soruşturma sürerken serbest bırakıldığı ve dosyanın bir ceza mahkemesine gönderildiği haberleştirildi. Saddam’ın oğlunun idam edilmesini istediği de Amerikan basınında yer aldı. Ancak incelenen haberlerde kesinleşmiş bir ölüm cezasına ilişkin mahkeme kararı bulunmuyordu.

Anderson ve Van Atta, Sacide’nin oğlunun hayatının bağışlanması için Saddam’a müdahale ettiğini yazdı. Aynı yazarların aktardığına göre anne ile oğul daha sonra Cenevre’ye gönderilmişti. Uday’ın, Saddam’ın üvey kardeşi ve Irak’ın Birleşmiş Milletler nezdindeki temsilcisi Barzan İbrahim et-Tikriti’nin yanında bulunduğu da haberleştirildi. İsviçre makamları Uday’a diplomatik statü tanımadı.

Bağdat, Mayıs 1989

Sacide’nin erkek kardeşi Adnan Hayrallah, Irak’ın savunma bakanıydı. Saddam’la yakınlığı görevinden çok daha eskiye uzanıyordu. İlhâm’ın anlatımına göre Saddam, eğitimini sürdürmek için Bağdat’a geldiğinde dayısının evinde yaşamış; Hayrallah, ona kendi oğlu Adnan gibi davranmıştı. Saddam ve Adnan, çocukluklarından itibaren kardeş gibi büyümüşlerdi.

Bu yakınlık devlet yönetiminde de sürmüştü. İran-Irak Savaşı boyunca Adnan, ordunun önde gelen isimlerinden biri oldu. Ancak aynı aileye mensup olmak, devlet içindeki yetki anlaşmazlıklarını ortadan kaldırmıyordu. Adnan’ın kız kardeşi Sacide’yi Saddam’ın ikinci evliliği konusunda desteklediği yazılırken, İlhâm’ın yıllar sonra anlattıkları gerilimin başka nedenleri de olabileceğini düşündürüyor.

İlhâm’a göre Adnan, Saddam’ın damadı Hüseyin Kamil’in askerî işlere müdahalesinden rahatsızdı. Onun aktarımına göre Adnan, savunma bakanlığından ayrılma isteğini dönemin İçişleri Bakanı Sadun Şakir aracılığıyla Saddam’a iletmişti. İlhâm ayrıca Hüseyin Kamil’in, Adnan’ın artan nüfuzunu Saddam açısından bir tehdit gibi göstermeye çalıştığını öne sürüyordu.

Bu, kardeşini yakından tanıyan bir aile üyesinin tanıklığıydı. Bu tanıklık, Adnan ile Saddam arasındaki gerilimi yalnızca ikinci evlilik üzerinden açıklamanın yetersiz kalabileceğini düşündürüyor. Savunma bakanının yetkileriyle Saddam’ın damadının devlet yönetimindeki nüfuzu arasındaki çatışma da ilişkileri etkilemiş olabilir.

5 Mayıs 1989’da Adnan’ın bulunduğu helikopter, Kuzey Irak’tan Bağdat’a dönerken düştü. Adnan ve beraberindeki altı kişi hayatını kaybetti. Irak yönetimi kazayı kum fırtınasına bağladı. Daha sonra açıklanan resmî komisyon raporu da kötü hava koşullarını sorumlu tutuyor, helikopterde patlama belirtisi saptanmadığını bildiriyordu.

Bununla birlikte Adnan’ın helikopterine eşlik eden diğer iki helikopterin kazadan kurtulması, olayın koşullarına ilişkin kuşkuları artırdı. 1991’de Amerikan televizyonuna konuşan ve Saddam’ın eski koruma görevlisi olduğu belirtilen bir kişi, helikoptere Saddam’ın emriyle bomba yerleştirdiğini iddia etti. Bu ağır suçlama basına yansıdı; ancak incelenen kaynaklarda iddiayı doğrulayan bağımsız bir teknik inceleme bulunmuyordu. Resmî raporun bulguları da sabotaj iddiasıyla örtüşmüyordu.

İlhâm, kardeşinin ölümünün ardından komplo söylentileri duyduklarını, ancak bunları doğrulayamadıklarını anlatıyordu. Uday’ın daha sonra Adnan’ın çocuklarına yönelik tutumunun ailedeki kuşkuları artırdığını da söylüyordu. Bu tanıklık, ölümün ardından aile içinde oluşan güvensizliği yansıtıyordu; kazanın bir suikast olduğunu kanıtlamıyordu.

Saddam, Adnan için devlet töreni düzenletti ve onu Irak’ın önde gelen askerlerinden biri olarak andı. Ancak ölümünün çevresindeki kuşkular sona ermedi. Sacide erkek kardeşini kaybetmişti. Saddam’ın çocukluğundan beri hayatında bulunan Adnan’ın ölümü, aile içindeki anlaşmazlıklarla devlet yönetimindeki rekabetin birbirinden ne kadar güç ayrıldığını bir kez daha gündeme getirdi.

…devam edecek