Kapıyı Kapatın!

5 Eylül 1990 — Moskova

Saddam en güvendiği diplomatlardan birini Kremlin’e gönderdi. Tarık Aziz, Mihail Gorbaçov’un karşısına oturdu. Bu kez elimizde tahmin değil, konuşmanın tutanağı var.

Gorbaçov’un tonu açıktı. Irak’ın Kuveyt’te yaptığını kabul edilemez buluyordu. Aynı zamanda Körfez’de uzun süreli Amerikan askerî varlığına da karşıydı. Fakat Saddam’ın politikası tam da istemediği sonucu doğurmuştu. Gorbaçov, Kuveyt’in işgalinin Amerika’ya bölgedeki askerî varlığını büyütmek için güçlü bir gerekçe verdiğini anlattı.

Tarık Aziz geri adım atmadı. Irak’ın Sovyetler Birliği’nden kendisini savunmasını beklemediğini söyledi. Irak bunu kendisi yapabilirdi. Ne Irak yönetiminin ne de Irak halkının Amerika’yla karşılaşmaktan korktuğunu ileri sürdü. Amerikalıların kısa bir “cerrahi operasyon” yapabileceklerini düşünüyorlarsa kendilerini aldattıklarını söyledi. Böyle bir savaşın uzun ve acı olacağını savunuyordu.

Gorbaçov onu dinledi. Sonra Saddam’ın hesabının temelini sorgulamaya başladı. Cesaret tek başına siyaset değildi. Fedakârlığa hazır olmak da bir strateji değildi.

Gorbaçov Irak’ın ekonomik sıkıntılarını gündeme getirdi. İran savaşının maliyetinin ve savaş sonrası ekonomik sorunların Kuveyt kararında rol oynayıp oynamadığını sordu. Tarık Aziz ekonomik sıkıntıları reddetmedi. Savaşın Irak’a on milyarlarca dolara mal olduğunu söyledi; petrol fiyatlarının düşmesinde Kuveyt’i suçladı. Ama rejimin güçlü olduğunu savunuyordu.

Gorbaçov ikna olmadı. Filistin’i, Lübnan’ı, İsrail işgalini ve Kuveyt’i tek bir pazarlık paketine bağlamanın çözümü daha da zorlaştıracağını söyledi. Sonra uyarısını daha da sertleştirdi. Bir halkın fedakârlığa ve sıkıntıya dayanmasının da sınırı vardı. O sınır geçildiğinde halk, hesabı kendi yöneticilerine çıkarabilirdi.

Gorbaçov Sovyet tarihinden bir örnek verdi: Brest-Litovsk. Bazen daha büyük bir şeyi kurtarmak için aşağılayıcı görünen bir geri çekilmeyi kabul etmek gerekebilirdi.

Tarık Aziz’in cevabı Bağdat’ın o günkü konumunu belki de en iyi anlatan cümlelerden biriydi. Sovyetlerden Amerika’yla aynı dili konuşmamalarını istedi. Irak’a hiç değilse “küçük bir pencere” bırakmalarını söyledi.

Gorbaçov kabul etmedi. Körfez konusunda artık yalnız Amerika’nın değil, dünyanın büyük bölümünün benzer bir dil konuştuğunu söyledi. Ve Irak’ın kendilerine fazla seçenek bırakmadığını ekledi.

Tarık Aziz Kremlin’den Saddam’ın istediği desteği almadan ayrıldı. Yanında bir uyarı götürüyordu. Zaman Irak’ın lehine işlemiyordu.

Sonbahar 1990

Bağdat geri çekilmedi. Washington ise yalnız asker toplamıyordu. Koalisyon kuruyor, Birleşmiş Milletler desteğini sağlamlaştırıyor ve olası bir savaşın siyasi temelini oluşturuyordu. Saddam’ın umabileceği şeylerden biri koalisyonun zamanla parçalanmasıydı. Bush yönetiminin işi bunun tersiydi: koalisyonu bir arada tutmak.

29 Kasım 1990

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 678 sayılı kararı kabul etti. Artık Saddam’ın önünde bir tarih vardı: 15 Ocak 1991.

Irak o tarihe kadar Kuveyt’ten çekilmezse, Kuveyt hükümetiyle işbirliği yapan devletlere BM kararlarını uygulamak için “gerekli bütün araçları” kullanma yetkisi verilecekti.

Aralık geçti. Yabancı rehinelerin serbest bırakılmasına izin verildi. Irak ordusu ise Kuveyt’ten çıkmadı.

9 Ocak 1991 — Cenevre

James Baker ile Tarık Aziz aynı masaya oturdular. Baker’ın yanında Bush’ın Saddam’a yazdığı bir mektup vardı. Aziz kendisine verilen mektubun kopyasını dikkatle okudu. Fakat dilini tehditkâr bulduğunu söyleyerek asıl mektubu teslim almayı ve Saddam’a götürmeyi reddetti.

Altı saatten fazla süren görüşmeden sonuç çıkmadı. Eylül ayında Moskova’da Amerika’dan korkmadıklarını söyleyen Tarık Aziz şimdi Amerikan Dışişleri Bakanı’nın karşısındaydı. Gorbaçov’un birkaç ay önce söylediği şey giderek gerçek oluyordu. Bugün yapılabilecek şey, yarın daha pahalı olabilirdi.

Ocak 1991 — Bağdat

Savaş yaklaşırken Saddam’ın kapalı odalarından birinin sesi yıllar sonra ortaya çıktı. Iraq Survey Group bu kaydın muhtemelen Ocak ayının ikinci haftasında yapıldığını belirledi.

Toplantı şaşırtıcı biçimde sıradan başladı. Bir tören kıyafetinin tasarımı konuşuluyordu. Beyaz gömlek, yaka, biçim… Saddam tasarım hakkında konuştu. Sonra konu değişti.

“Kapıyı kapatın.”

Kayıt dökümüne kapının kapanma sesi bile geçti. Birkaç saniye önce kıyafet konuşan adamlar şimdi kimyasal ve biyolojik savaş başlıklarını konuşuyorlardı.

Saddam’ın karşısındaki isimlerden biri damadı Hüseyin Kamil’di. Aynı odada Irak Hava Kuvvetleri Komutanı Muzahim Sa’b Hasan ve en az bir başka üst düzey yetkili de bulunuyordu. Saddam kimyasal ve biyolojik savaş başlıklarıyla bombaların, emir verildiğinde hedeflere karşı kullanılabilecek durumda olup olmadığını sordu. Hüseyin Kamil kimyasal savaş başlıklarının durumunu ve hazır bulundurulmasını anlattı. Konuşma Riyad’a, Cidde’ye ve İsrail şehirlerine, özellikle Tel Aviv’e geldi.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Kayıt, Saddam’ın kimyasal ve biyolojik silahların kullanımına ilişkin yalnızca soyut bir ihtimali tartıştığını göstermiyor. Silahların hazır bulundurulmasını, hedefleri, kullanılabilecek taşıma yöntemlerini ve kendisinin emir veremeyecek durumda olması halinde komuta düzeninin nasıl işleyeceğini konuşuyor. Bununla birlikte kayıt, bu silahların Körfez Savaşı sırasında fiilen kullanıldığı anlamına gelmiyor.

Saddam kendisine bir şey olma ihtimalini de hesaba katıyordu. Kayıtta, kendisinin orada olmadığı ve sesinin duyulmadığı bir durumda başka bir yetkiliden gelecek emrin uygulanabilmesini sağlayacak bir düzenlemeden söz ediyor.

Bu artık yorum değildir. Saddam’ın kendi sözüdür.

Aile ile devlet de aynı odadadır. Hüseyin Kamil onun damadıdır. Ama o anda damat olarak değil, Irak’ın askerî sanayi ve en gizli silah programlarının başındaki adamlardan biri olarak cevap vermektedir. Saddam soru sorar. Kamil cevap verir. Rejimin aile bağları ile devlet hiyerarşisinin nasıl birbirine geçtiğini bundan daha iyi anlatan çok az sahne vardır.

15 Ocak geçti. Irak çekilmedi.

17 Ocak 1991 — Bağdat

Sirenler duyulduğunda aylardır kapalı odalarda yapılan hesapların zamanı dolmuştu. Amerikan ve koalisyon uçakları Irak’ı vurmaya başladı. Gorbaçov’un Eylül ayında Tarık Aziz’e anlattığı ihtimal artık diplomatik bir ihtimal değildi. Savaş başlamıştı.

Fakat hâlâ cevaplanmamış bir soru vardı. Washington ne kadar ileri gidecekti?

Haftalar boyunca hava harekâtı devam etti. Irak kuvvetleri ağır baskı altına girerken Saddam rejimi ayakta kaldı. Şubat ortasında Moskova yeniden sahneye girdi. Gorbaçov savaşı kara harekâtına dönüşmeden durdurmaya çalışıyordu.

21 Şubat 1991 — Moskova / Washington

Gorbaçov Tarık Aziz’le yaklaşık üç saat görüştü. Sonra Washington’ı aradı. Telefonun diğer ucunda George Bush vardı.

Sovyet lideri Irak tarafında önemli bir değişiklik gördüğünü söyledi. Irak’ın derhal ve koşulsuz çekilmeyi kabul edebileceği bir formül üzerinde konuşuluyordu. Fakat süre tartışmalıydı. Irak, çekilmenin yaklaşık altı hafta sürmesini istiyordu. Gorbaçov bunu kabul edilemez bulmuş ve sürenin en az yarıya indirilmesini istemişti.

Bush dinledi. Sonra Saddam hakkında artık ne düşündüğünü açıkça söyledi. Saddam’ın söylediklerine güvenleri kalmamıştı. Bush için mesele yalnız Irak’ın çekilmeyi kabul ettiğini söylemesi değildi. Gerçekten çekilmeye başlamasıydı.

Moskova ile Washington artık Saddam konusunda aynı noktada değildi. Gorbaçov son bir diplomatik çıkış arıyordu. Bush ise diplomasinin Saddam tarafından zaman kazanmak için kullanılabileceğinden kuşkulanıyordu.

23 Şubat 1991

Gorbaçov yeniden Bush’ı aradı. Bu kez Saddam’dan bir tür “beyaz bayrak” geldiğini söyledi. Bağdat’tan yapılan açıklamada Irak kuvvetlerinin Kuveyt’ten çekilmesinin başlayacağı ve Kuveyt kentinden çekilmenin dört gün içinde gerçekleşeceği bildiriliyordu.

Bush beklemek istemedi. Kuveyt petrol kuyuları yanıyordu. Irak verilen sürede çekilmeye başlamamıştı. Bush, Gorbaçov’un çabasına saygı duyduğunu söyledi ama ona daha fazla zaman kaldığı izlenimini vermek istemedi.

Aynı gün Almanya Başbakanı Helmut Kohl Bush’ı aradı. Bu konuşmanın da tutanağı var. Kohl, Gorbaçov’un niyetinden söz etti. Bush Sovyet liderinin kendilerini aldatmaya çalıştığını düşünmediğini açıkça söyledi; Gorbaçov’un savaşı durdurmaya ve yapıcı rol oynamaya çalıştığına inanıyordu.

Sonra konuşma yaklaşan kara savaşına geldi. Bush kara harekâtının uzun sürmeyeceğine kesinlikle inandığını söyledi. Ardından başkanın kameraların önündeki dilinden farklı bir cümle geldi. Can kaybı ihtimalinin her dakika üzerinde ağırlık oluşturduğunu söyledi.

Ama geri çekilmeyecekti. İlan edilmiş hedeflere ulaşmadan durmanın uluslararası güvenilirliğe ağır zarar vereceğini düşünüyordu. Washington’daki kapalı odanın dili buydu.

24 Şubat 1991

Kara harekâtı başladı. Ve aynı gün Bağdat’taki kapalı odanın kapısı yeniden açıldı. Bu kez elimizde bir değil üç toplantının kaydı var.

Saddam ve yakın çevresi ilk cephe haberlerini değerlendiriyordu. Gorbaçov’un mesajları masadaydı. İlk kayıtta Saddam, Sovyet barış önerisini kabul ettiğini söylüyor ve kabul mesajının Moskova’ya, saldırı başlamadan önce ulaşıp ulaşmadığı üzerinde özellikle duruyordu.

Saat bile önemliydi. Saddam, kendi mektubunu sabah 6.30’da yazdığını ve o sırada saldırı haberini henüz almadığını belirtiyordu. Rus büyükelçisine mektubun gönderiliş saatinin teyit ettirilmesini istedi. Çünkü ileride neyin önce geldiği önemli olacaktı. Irak’ın kabulü mü? Amerikan saldırısı mı?

İkinci toplantıda Feylaka Adası’ndaki saldırı ve Irak ordusunun durumu konuşuldu. Saddam’ın danışmanları Sovyetler Birliği üzerinde siyasi baskı kurmanın yollarını tartıştılar. Önerilerden biri dikkat çekiciydi. Moskova “utandırılmalıydı.”

Irak, Sovyet barış planını kabul ettiğini dünyaya anlatırsa ve Amerika buna rağmen saldırmış görünürse, Gorbaçov kendi girişimini savunmak zorunda kalabilirdi. Askerî savaşın yanında diplomatik savaş sürüyordu. Aynı odada Irak halkının ve Arap dünyasının nasıl harekete geçirilebileceği de konuşuluyordu.

Üçüncü kayıt daha da açıklayıcıdır. Tarık Aziz Sovyet yetkilileriyle yaptığı son görüşmeleri anlatıyordu. Saddam Gorbaçov üzerinde durdu. Kayıt, Saddam’ın Sovyet liderinin Irak’ı yanılttığına inandığını açık biçimde gösteriyor.

Saddam ve danışmanları, Irak’ın Sovyet ateşkes önerisini kabul etmesinin Bush’ı kara harekâtını hızlandırmaya ittiğini tartışıyorlardı. Bağdat’taki odanın gördüğü dünya buydu.

Fakat Washington ve Moskova kayıtlarını bugün yan yana koyduğumuzda başka bir görüntü ortaya çıkıyor. Gorbaçov gerçekten Bush’ı kara savaşını önlemeye ikna etmeye çalışmıştı. Bush ise Saddam’ın zaman kazanmaya çalıştığından kuşkulanıyordu.

Bağdat’ta Saddam, Washington’ın barış ihtimali ortaya çıktığı için saldırıyı hızlandırdığına inanıyordu. Washington’da Bush, Saddam’ın barış ihtimalini saldırıyı geciktirmek için kullandığından kuşkulanıyordu.

İki oda. Aynı kriz. İki ayrı gerçeklik. Ve dışarıda savaş.

Kara harekâtı beklenenden hızlı ilerledi. 26 Şubat’ta Irak kuvvetlerinin Kuveyt’ten geniş çaplı geri çekilişi sürüyordu. Ağustos 1990’da işgal ettiği Kuveyt artık Saddam’ın elinden çıkıyordu.

Washington’da ise yeni bir soru doğmuştu. Ne zaman durulacaktı?

27 Şubat 1991 — Washington

Kuveyt kurtarılmıştı. Irak ordusu ağır yenilgiye uğramıştı. Koalisyon kuvvetleri ilerliyordu. Bağdat hâlâ daha kuzeydeydi. Saddam hâlâ oradaydı.

Bush, Savunma Bakanı Cheney, Genelkurmay Başkanı Powell ve koalisyon ortaklarıyla görüştükten sonra kararını verdi. Duracaklardı.

27 Şubat gecesi Oval Ofis’in kameraları açıldı. Kapalı odalarda verilen karar artık dünyaya açıklanıyordu. Bush, kara harekâtının başlamasından tam yüz saat sonra Amerikan ve koalisyon kuvvetlerinin saldırı operasyonlarını gece yarısından itibaren durduracağını açıkladı.

Kuveyt kurtarılmıştı. İlan edilmiş askerî hedeflere ulaşılmıştı. Fakat Amerikan ordusu Bağdat’a yürümeyecekti. Saddam Hüseyin’i Amerikan askerleri devirmeyecekti.

28 Şubat sabahı savaşın bu evresi sona erdi. Irak yenilmişti. Saddam hâlâ Bağdat’taydı.

İşte bundan sonra hikâyenin yönü değişecekti. Çünkü dışarıda Amerikan tanklarının durduğunu gören başka insanlar da vardı. Güneyde Şiiler. Kuzeyde Kürtler.

Onlar da Washington’dan gelen sözleri dinlemişlerdi. Saddam da dinlemişti. Fakat Washington’ın ne söylediği ile Iraklıların bu sözlerden ne anladığı aynı şey olmayacaktı.

Kuveyt savaşı bitmişti. Irak’ın içindeki savaş başlamak üzereydi.

…devam edecek

İkinci Bölüm Kaynakları

Hoover Institution Library & Archives / Conflict Records Research Center, Saddam Hussein Regime Collection — Saddam Hüseyin ve Irak yönetiminin kapalı toplantı kayıtları; özellikle 24 Şubat 1991 tarihli SH-SHTP-A-000-630, SH-SHTP-A-000-666 ve SH-SHTP-A-000-931 numaralı üç toplantı kaydı.

Iraq Survey Group, Comprehensive Report of the Special Advisor to the DCI on Iraq’s WMD (Duelfer Report), 2004 — Ocak 1991 Saddam–Hüseyin Kamil kapalı toplantısı ve kimyasal/biyolojik silah görüşmelerinin çözümü.

National Security Archive — Persian Gulf War Declassified Documents; Gorbaçov–Tarık Aziz (5 Eylül 1990), Bush–Gorbaçov (21–23 Şubat 1991) ve Bush–Kohl (23 Şubat 1991) gizli görüşme tutanakları.

George H. W. Bush Presidential Library and Museum — Persian Gulf Crisis / Desert Storm Records, 1990–1991; NSC kayıtları ve 27 Şubat 1991 saldırı operasyonlarının durdurulmasına ilişkin başkanlık açıklaması.