Darbe İçinde Darbe
Bağdat, 1963
Saddam’ın Bağdat’a döndüğü yıl, yalnızca özel hayatında değil, ülkenin yönetiminde de hesaplaşmaların yaşandığı bir dönemdi. Baas Partisi iktidara ortak olmuştu, ancak devletin kontrolünü kimin elinde tutacağı henüz belli değildi.
Bu mücadelenin ilk işaretleri, hükümetin resmî toplantılarından çok, parti yöneticilerinin kapalı kapılar ardında yaptıkları görüşmelerde ortaya çıkıyordu.
Washington, Şubat 1963
Başkan Kennedy’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı McGeorge Bundy’ye gönderilen gizli memorandumda dikkat çekici bir uyarı vardı:
“Bu rejimi bizim yarattığımız ya da şimdi ona babalık etmeye çalıştığımız izleniminden kaçınmalıyız.”
Washington, Irak’ın yeni yönetimiyle yakınlaşmak istiyordu. Ancak bu yakınlaşmanın Amerikan müdahalesi olarak görülmesinden çekiniyordu. Belgede askerî yardım, ekonomik ilişkiler ve petrol şirketlerinin geleceği değerlendiriliyordu.
Bağdat sokaklarında ise iktidar değişikliğinin başka bir yüzü yaşanıyordu. Baas’a bağlı silahlı Millî Muhafız örgütünün komünistlere yönelik tutuklamaları ve şiddeti, özellikle solcu aileler arasında korku yaratmıştı. Kuzeydeki Kürtler içinse yeni yönetimin birlik vaatlerinden çok, özerklik taleplerine nasıl karşılık vereceği önemliydi.
Washington’un kapalı yazışmalarında yeni yönetime duyulan ihtiyatlı iyimserlik, Irak’ta yaşanan bu korkuları yansıtmıyordu.
Bağdat, Kasım 1963
Baas Partisi içinde başlayan mücadele, silahlı güçleri de karşı karşıya getirdi. Cumhurbaşkanı Abdüsselam Arif, ordunun desteğiyle Baasçıları yönetimden uzaklaştırdı. Parti birkaç ay içinde iktidarı kaybetmişti.
Amerikan TIME dergisi, Bağdat’taki gelişmeleri anlatırken kimin iktidarda, kimin iktidar dışında olduğunun bile anlaşılmasının güçleştiğine dikkat çekiyordu. Iraklılar bir kez daha askerî bir müdahaleyle karşı karşıyaydı; Baas’a bağlı Millî Muhafızların baskılarından zarar görenler içinse yönetimin değişmesi farklı bir anlam taşıyordu.
Saddam yeniden gizli örgütlenmeye döndü. 1964’te tutuklandı; 1966’da cezaevinden kaçtığında, Baas Partisinin eski başbakanı ve askerî lideri Ahmed Hasan el-Bekir’le birlikte çalışmaya başladı. İkisi de 1963’teki yenilginin tekrarlanmasını istemiyordu.
Bağdat, 16 Temmuz 1968
Toplantı sürerken kapı çalındı.
Ahmed Hasan el-Bekir dışarı çıktı. Geri döndüğünde elinde küçük bir not vardı. Saddam ve Baas Partisinin diğer yöneticileri, birkaç saat sonra gerçekleştirmeyi planladıkları darbeyi konuşuyordu.
Not, Irak askerî istihbaratının üst düzey yöneticilerinden Abdürrezzak en-Nayif’ten gelmişti. Darbeciler hazırlıklarını ondan gizlemişti. Ancak Nayif planı öğrenmişti.
O gece toplantıda bulunan Baas yöneticisi Salah Ömer el-Ali, yıllar sonra gazeteci Gassan Şarbel’e notun içeriğini anlattı:
“Yapacağınız harekâttan haberim var. Sizi destekliyorum. Elimden gelen her türlü yardıma hazırım. Allah’a güvenin.”
El-Bekir notu arkadaşlarına gösterdi. Nayif’in askerî istihbarattaki gücü, darbeyi engellemesine de desteklemesine de imkân verebilirdi. Toplantıdakiler onu karşılarına almak yerine yanlarına çekmeye karar verdiler.
Nayif’e başbakanlık sözü verildi. Ancak El-Ali’nin tanıklığına göre aynı toplantıda, darbe başarıya ulaştıktan sonra Nayif’in ve onu destekleyen Cumhuriyet Muhafızları Komutanı İbrahim Davud’un yönetimden uzaklaştırılması da düşünüldü.
Henüz iktidar ele geçirilmemişti. Ama kurulacak hükümetin ilk ortaklarının ne kadar süre görevde kalacağı tartışılmaya başlanmıştı.
Bağdat, 17 Temmuz 1968
Darbeciler gece harekete geçti. Cumhurbaşkanı Abdurrahman Arif yönetimi bırakmaya zorlandı. El-Bekir cumhurbaşkanı, Nayif ise kendisine söz verildiği gibi başbakan oldu.
El-Ali’nin aktardığına göre el-Bekir, darbe sırasında Arif’i telefonla aramıştı. Uykudan uyandırılan cumhurbaşkanı ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
“Ne oluyor?”
El-Bekir, ülkenin kontrolünün devrimci liderliğe geçtiğini söyledi ve teslim olmasını istedi. Arif, karşı koyacak askerî destek bulamayınca yönetimi bıraktı.
Bağdat Radyosu yeni yönetimin bildirilerini yayımlıyordu. Kürt sorununa çözüm sözü veriliyor, İsrail’e karşı sert bir tutum açıklanıyordu. Kürt siyasi hareketi açısından asıl mesele bu vaatlerin uygulanıp uygulanmayacağıydı; komünistler içinse Baas’ın 1963’teki baskıları hâlâ hatırlanıyordu.
Yabancı basında darbe haberi yer bulmuştu. İngiliz The Guardian gazetesi, Bağdat’ta sokağa çıkma yasağının sürdüğünü ve havaalanlarının kapatıldığını bildiriyordu. Gazetenin değerlendirmesine göre yeni yönetim, ülkedeki dinî ve etnik topluluklar arasındaki ayrılıkları gidermeyi vaat ediyordu. Ancak bu vaatlerin nasıl karşılık bulacağı henüz belli değildi.
Washington, Temmuz 1968
Başkan Lyndon Johnson’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Walt Rostow’a gizli bir memorandum gönderildi. Belgeyi hazırlayan Ulusal Güvenlik Konseyi görevlisi John W. Foster, Bağdat’taki yeni yönetimin ne kadar dayanacağını kestiremiyordu.
“Yarın bir karşı darbe olması düşünülebilir.”
Washington, Irak’ın Sovyetler Birliği’ne yaklaşıp yaklaşmayacağını hesaplıyordu. Beş gün sonra hazırlanan ikinci değerlendirme daha iyimserdi. Baasçı olmayan isimlerin hükümette bulunması, yeni yönetimin beklenenden daha ılımlı davranabileceğine işaret sayılıyordu.
Amerikan basını Irak’taki darbeyi haberleştirirken ülkenin gündeminde Vietnam Savaşı ve yaklaşan başkanlık seçimleri de vardı. Bağdat’taki iktidar mücadelesi Washington’daki karar vericiler için stratejik bir meseleydi; Amerikan kamuoyunun aynı ölçüde dikkatini çektiğini gösteren bir veri ise bulunmuyordu.
Oysa Bağdat’ta, Washington’un olumlu bir işaret olarak gördüğü ortaklık giderek çözülüyordu.
Bağdat, Temmuz 1968
Nayif’in başbakanlık görevine başlamasından birkaç gün sonra el-Bekir, Baas yöneticilerini yeniden toplantıya çağırdı. El-Ali’nin anlatımına göre Nayif’in kendi çevresinde askerî bir güç oluşturmaya çalıştığını söyledi ve beklemenin tehlikeli olacağını savundu.
El-Ali başlangıçta verilen sözün bozulmasına karşı çıkmıştı. Nayif’le iş birliğinin sürdürülmesini, ancak davranışları değişirse durumun yeniden değerlendirilmesini önermişti. Bu görüş bir süre kabul gördü. Fakat el-Bekir’in yeni uyarısının ardından parti yöneticileri Nayif’i uzaklaştırmaya karar verdi.
Başbakanın en önemli müttefiklerinden İbrahim Davud, Ürdün’deki Irak birliklerini denetlemek üzere ülke dışına gönderildi. Nayif ise Bağdat’ta kaldı.
Bağdat, 30 Temmuz 1968
Başbakan Nayif, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda öğle yemeğinin ardından el-Bekir’in çalışma odasına geçti.
Kapı açıldı.
Saddam Hüseyin ve Salah Ömer el-Ali, ellerinde tüfeklerle içeri girdiler. El-Ali’nin yıllar sonra anlattığına göre Nayif’e teslim olması söylendi. Başbakan önce karşı çıktı, ardından ailesinin güvenliğinden endişe ettiğini belirtti.
Korumalarına işaret vermemesi ve dışarı çıkarken hiçbir şey olmamış gibi davranması istendi. Saddam, Nayif’e saraydan ayrılırken eşlik etti. Nayif daha sonra Fas’a gönderildi.
İki hafta önce el-Bekir’in evine gelen küçük bir not, Nayif’e başbakanlığın kapısını açmıştı. Şimdi aynı iktidarın kapısı yüzüne kapanıyordu.
Bağdat Radyosu yeni yönetimin kararlarını duyururken, hükümetin içinde yaşanan bu hesaplaşmanın bütün ayrıntıları kamuoyuna açıklanmıyordu. Iraklılar başbakanın değiştiğini öğreniyordu; ancak onu iktidara taşıyan gizli pazarlıkların ve görevden uzaklaştırılmasının perde arkasını bilmiyordu.
Washington’un gizli memorandumunda olumlu bir işaret olarak görülen hükümet ortaklığı sona ermişti. Baas Partisi iktidarı kendi elinde topluyordu.
Saddam henüz cumhurbaşkanı değildi. Ancak yıllar sonra ailesinin ve en yakın çalışma arkadaşlarının da içine çekileceği iktidar mücadelelerinin siyasi kökleri, bu kapalı toplantılarda ve verilen kararlarda şekilleniyordu.
…devam edecek
KAYNAKLAR
- ABD Dışişleri Bakanlığı, Foreign Relations of the United States (FRUS), 1961–1963, Cilt XVIII, Belge 157. William H. Brubeck’ten McGeorge Bundy’ye, ABD’nin Irak’la ilişkileri hakkında gizli memorandum, 13 Şubat 1963.
- Gassan Şarbel, “July 30: Iraq’s Bloodless Coup That Was Followed by Rivers of Blood”, Asharq Al-Awsat, 30 Temmuz 2024. Salah Ömer el-Ali’nin 1968 darbesinin hazırlıkları ve Abdürrezzak en-Nayif’in uzaklaştırılması hakkındaki tanıklığı.
- FRUS, 1964–1968, Cilt XXI, Belgeler 199 ve 200. John W. Foster’ın Walt Rostow’a gönderdiği Irak darbesi hakkındaki gizli memorandumlar, 17 ve 22 Temmuz 1968.
- TIME, “Iraq: Until the Next Coup”, 29 Kasım 1963; David Hirst, “Ba’athists Now Put Iraq First”, The Guardian, 18 Temmuz 1968. Dönemin basınında Irak’taki gelişmelerin değerlendirilmesi.