Çevremdeki herkeste bir kaygı, karamsarlık hali… Toplumsal depresyon dedikleri bu mu olmalı?

Bu soruyu hali vakti yerinde, hayatta bir derdi, kederi olmayan çok sayıda arkadaşıma bakarak yöneltiyorum. Görünen o ki, hayat ne kadar iyi giderse gitsin, genel bir negativite varken kimsenin 'lay lay lom' yaşayamasına imkan yok. TV'lerde millete 'tüketin, alışveriş yapın' çağrıları yapılıyor. Çevremde her gün bir şey almadan yaşayamayan, yaşayamayacağını düşünen kadınlar var. (Belki erkekler de vardır ben tanımıyorum) Onların bile tüketime ilgisi düştü son zamanda… Tabii ki bundan, ekonomi de zarar görüyor.

Ve toplumsal kamplaşma… Maalesef…

Bazıları sanıyor ki bu ülkede yaşanan bir sorun gelecek kaygısı olmayanı etkilemez, bir süre sonra hepimizi etkiler. Hem de nasıl. Unutmayalım batarsak hepimiz batarız.

Mesele artık sosyal medyada, onlarca kahvede, 'cafe'de yandaki masadaki tartışmanın konusu olan, taksicinin birkaç dakikalık yolculukta, esnafın ayaküstü sohbetinde bile sorduğu soru aynı: 'Ne olacak bu memleketin hali?'

Ama son günlerdeki durum 'memleketin hali' meselesini de aşmış durumda.

***

Her siyasi görüşten, tartışma adabı olan dostlarımız var. Faşistler hariç. Seçimde oyunu iktidar ya da muhalif partilere vermiş dostlarımın hepsinde bir güvensizlik duygusunun ve moral bozukluğunu yaşandığını görüyorum. Mutsuzluk, motivasyon düşüklüğü ve derin bir çöküntü hali topluma yayılmış durumda.

Bu durumu yazayım dedim uçakları beklerken… Döndük yine iletişim sosyoloji notlarımıza… Toplumun kitlesel bir çöküntü yaşaması, kişilerin sosyal hayattan zevk almamaya başlamasını nasıl çözeceğiz. Var mı bir formülü?

Son dönemde başta Reiki olmak üzere çeşitli spritüel meraklar geliştirmiş olan arkadaşlara telefon açtım, sordum. Cevapları şöyle oldu: Toplumu oluşturan fertler ülkede yaşananlar hakkında olumlu düşünürse evrene pozitif, olumsuz düşünürse negatif enerji yayıyor. Toplumun geneli olumsuz düşünmeye başladığında, mevcut kitlesel çöküntü hali dalga dalga tüm fertlere yayılıyor, olumlu düşünen insanları da etkiliyor, her ortamı karamsarlık duyguları kaplıyor.

İş dünyasına danışmanlık veren koçlarım, koç gibi arkadaşlarım var, onlara whatsapp'tan yazdım. Bakın ekonomi için ne dediler: Gelecekte belirsizlik olursa kişiler kendilerini tamamen ekonomiye kapatırlar. Yatırımlar durur, iflaslar ve işsizlik artar.

Baktım uçağın kalkacağı yok, psikolog dostlarımla konuştum. Onlar doğrudan çuvaldızı sokuverdiler: . En etkili yöntem kriz anlarında yangına körükle gitmemek. Medyanın reyting kaygısı ile haberleri abartıp toplumu germek yerine sağduyulu ve tarafsız yayıncılık yapması gerekiyor. Taraflı medya kişileri fanatikleştirip sağduyuyu ortadan kaldırarak toplumsal depresyonu körüklüyor. En başta yöneticilerin, sonra da halkı etkileme gücü bulunan yazar, düşünür, sanatçı ve sivil toplum kuruluşlarının medya veya sosyal medya aracılığıyla farklı kesimleri uçlaştırıcı, keskin açıklamalarda bulunmak yerine yatıştırıcı ve uzlaşmacı bir dil kullanmaları gerekiyor. Aksi takdirde toplumsal depresyon çok daha tehlikeli olan toplumsal panik atağa dönüşebilir.

Yani ben de çıkamadım işin içinden… Karamsarlığımı gideremedim… En iyisi Egedesonsöz'de Tayfun Maro'yu okumak, ne güzel bir söz: Hepimizin Cumhuriyeti…

Uçağa çağırdılar... Bu konuya döneceğim…