Kenan Mortan Hocamız her cumartesi bir mektup yollar… Aydınlanmaya ne büyük katkıdır onun mektupları. Önceki hafta yazdığı cumartesi yazısı Taştepeler’e ayrılmıştı. Pek beğendim. Sizlerle de paylaşmak istiyorum.

***

Taş Tepeler Projesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Necmi Karul Urfa’da ortayaçıkan dünyadaki ilk uygarlık izleri için hoş bir ifade kullanıyor: BüyükDönüşümün Coğrafyası...

Göbeklitepe’deki 12.000 yıllık insanlık geçmişi belgelenince, arkeoloji biratak yaptı. 2020’de Taş Tepeler Projesi başlatıldı. Kültür Bakanlığı’nındar olanaklarıyla yetinilmedi, THY ve Alman DFG kurumu destekçi.

Halen 200 km2’lik bir alanda, 12 yerleşimde harıl harıl çalışılıyor. 2025’te219 uzman sahadaydı. İ.Ü. Tarihöncesi Arkeolojisi Ana Bilim Dalının liderliğinde,uluslararası 36 akademik kurum var.

Hakbilir olayım, Prof.Necmi Karul; Prof.Eylem Özdoğan ve MehmetÖzdoğan hocaların yetiştirmesi. Mehmet hocaya sorarsanız o dazenginliğinin kaynağını Prof. Dr.Halet Çambel hocaya bağlar. Bunlar bize,bilimde sürekliliğin ve usta-çırak ilişkisinin önemini çok iyi anlatır.

Göbeklitepe’de yerleşik uygarlığın ilk izleri bulununca şimdi bir envanterçıkarılıyor. Bununla sürecin çok yönlü anlaşılmasını sağlayacak bir veriyeulaşılması hedefleniyor. Etno-arkeoloji yoluyla geçmiş yaşam ve üretimbiçimleri belgeleniyor.

Burada bizim için önemli olan konuları Prof.Dr.Eylem Özdoğan 3 soruyadönüştürüyor:

1- Yerleşik kültüre yön veren dinamikler nedir?

2- Varoluş ideolojisi nasıl yansıtıldı?

3- Teknolojik evrilmelerle -buna keşif de diyebiliriz…

Özdoğan Hocainovasyon deyimini kullanıyor- günlük yaşamın etkileşimi nasıldı?

12.000 yıl öncesine giden ve yaklaşık 1500 yıl süren bir uygarlıktan sözediyoruz. Avcı-toplayıcılar ama yerleşikler. Necmi KarulHoca birnoktanın altını çiziyor: Bugüne dek olan kabulümüzün tersine, tarım vehayvancılık yerleşikliğin sonucu ortaya çıkıyor.

12 saha kazı ve araştırması, – bunlara kent de diyebiliriz - bu ilk neolitiktoplulukların özgün kültür yaratımındaki bütünlüğü belgeliyor. Sembolikyönü güçlü anıtsal yapılar, 3 boyutlu heykeller özgün ama birbiriniandırıyor. Hepsinde, spritüel özellik taşımadığını anladığımız birkamusal yapı kompleksi var. Göbeklitepe’de yine de tarih öncesi inançsistemini ve sosyal tabakalanma konusunu araştırıyor. Bilim bu kamusalbinalara “tapınak” yerine insanları bir araya getiren “ritüel meclisleri” demeyi yeğliyor.

SayburçKazısı’nda ortaya çıkan insan ve hayvanbütünlüğünden oluşan 5 figür, süreç içindeki değişimi çok iyi sergiliyor.Yakın zamanda heyecan verici çokça yeni bulguya ulaşacağımız kesin...Necmi hocanın yılda 25-30‘u bulan konferans ve anlatımlarındaki sonsözünü tekrarlayayım: Bu işin arkası gelecek...

Necmi Karul bu araştırma projesi için “Taş Tepeler” demeyi yeğlerken,hocaların hocası Mehmet Özdoğan “Göbeklitepe Kültürü” deyiminiöneriyor, son söz henüz söylenmiş değil. Örneğin, şimdi Tokyo yolcusuolan Berlin’deki serginin adı “Göbeklitepe” idi.

Arkeoloji bilimi Türkiye’deki hiçbir projesinde seferberlik yaparak bu denlihızlı yol olmadı, verimli sonuçlara ulaşmadı.

45 derecede sahada çalışarak, dünyada ilk yerleşik yaşamı bizebelgeleyen bilim insanlarına “selam olsun”.

***

Bu arada Necmi Hoca’ya da büyük geçmiş olsun… Çok şükür iyi ve kazının başında…