Yedi bölgeye gönderilecek akil adamlar, temsilcisi oldukları bölge vatandaşlarına;
- Atatürk'ün tanımını yaptığı gibi... Türk Milleti'ni oluşturan halklar, Cumhuriyet'in kuruluşundan beri ulusal birliğe dayalı Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında yaşamaktadırlar.
Bundan sonra da halkların dayanışması ilkesi temelinde, bu ulusal birliği Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında sürdürmek zorundayız.
Bölünme ve parçalanmadan en çok kendi evlatlarımız zarar görür. Bakınız eski Yugoslavya, bakınız Irak, bakınız Libya, Suriye...
Ne dersiniz?
- Çok partili hayata geçişten beri; siyasi iktidarlar ve cunta yönetimleri, demokratik ve çağdaş bir toplumsal düzeni yerleştirmek konusunda başarısız, gaflet ve dalalet içerisinde olmuşlardır.
Bunun en büyük sorumlusu, siyasi iktidarlarla kendi çıkarları için işbirliği yapan sermaye sahipleri, ağalar ve şeyhlerdir.
Bu işbirlikçi sınıf varlığını sürdürebilsin diye; yoksul halkların kendisini yönetmesine izin verilmemiş, sağ-sol, alevi-sünni, Türk-Kürt gibi farklılar kullanılarak işçilerin, köylülerin çocukları birbirine kırdırılmıştır.
Zenginin, ağanın ve şeyhin çocuklarına hiç bir zarar-ziyan dokunmaz ve bilakis bunlar ihya olurken, Anadolu'da bin yıldır kader birliği yapan halkların yoksul çocukları kendi kanlarında boğdurulmuşlardır.
Artık bu asalak sınıftan ve onun temsilcilerinden kurtulma zamanı gelmiştir.
Bunu başarmadan ne demokrasiyi getirebiliriz, ne de kardeşlik ve barış içerisinde yaşama özlemimizi hayata geçirebiliriz.
İşe ilk olarak; ağalığın da beyliğin de şeyhliğin de belini kırıp, bu sınıfı tamamen tasfiye edecek tedbirleri alarak başlamak zorundayız.
Ne dersiniz?
- Barışın sağlanması için; akıl verilmesi ve fedakarlık yapması gerekenler yoksul halkın çocukları değildir. Onlar bu zamana kadar Mehmet, Kürt Reşo vs. diye ateşlere atılıp, yeteri kadar heba oldular... Maraş'larda, Diyarbakır ceza evlerinde, Mamak'ta işkencelerde sakat bırakıldılar, katledildiler.. Ana kucağında yetim, düğün gecesi dul kaldılar...
Bugün asıl akıl verilmesi gerekenler; Türkiye'nin sermaye sahipleri, köylünün ve işçinin kanını emen asalak ağa ve patronlar, din sömürülüğü sayesinde sırtını beylere dayayan şeyhler, siyasal iktidardan nemalanan yalakalar, silah ve uyuşturucu ticareti ile emperyalizme uşaklık eden kan tüccarlarıdır!
Bunlara; servetlerinden ve güçlerinden fedakarlık yapıp, saf köylüyü, işçiyi, yoksulu ve dindarı sömürmekten vazgeçmeleri için akıl verilsin...
Böylece, her kesimin yapacağı fedakarlığın temin edeceği ulusal dayanışma sayesinde, kalıcı bir toplumsal barış sağlansın...
Ne dersiniz?
diye sorsunlar....
Bu sorulara 'evet' yanıtı almadan dönerlerse bilsinler ki;
Bu zamana kadar yoksul insanlara akıl veren çok olmuştur....
Ancak üretim araçlarına ve güçlerine sahip olma hakkı veren olmamıştır.
Akıl verecek olanlara 'git akıl ver' diyenlerin; barışın temel güvencesi ve adaletli bölüşümün kaynağı sermaye güçleri yani paradan haber vermeleri gerekir önce..
Gerisi kolay!
Ne dersiniz?