Akılları yetmedi Türkiye'yi yönetmeye...
Şimdi terörün başından aldıkları akılla, akıllı adamlar devşirmeye koyuldular...
Bu aslında AKP'nin; 'Biz terörü bitirip Güneydoğu'yu kalkındırmayı beceremedik' demesinin akılsızca bir itirafıdır!
Eğer becerebilselerdi; terörün başının aklına muhtaç kalıp, akıl danışmak için önlerine geleni toplamazlardı.
Aklına danışılacaklardan bazı isimlere şöyle bir bakıldığında insanın ar damarı çatlıyor:
İçlerinde, meslek hayatına porno filmleri çevirerek başlayanlar mı dersiniz, yoksa Türk Ulusal değerlerine düşmanlıkları tescilli olanlar mı, her çeşidi var...
Sormadan geçemeyeceğim:
Bu muhteremlerden acaba hangisi, Güneydoğu'daki yoksul Türk ya da Kürt kökenli insanlarımızın sorunlarıyla haşır neşir olmuş ve bu zamana kadar hangi platformlarda bu insanların yaşadıkları sıkıntıları dile getirmek için mücadele etmiştir?
Yine sormadan geçemeyeceğim;
Bir toplumsal barışa adım atılacaksa bu konuda fikri sorulması gereken kişiler olarak, neden 30 yıllık bu kirli savaşa evlatlarını kurban verenler, ilk akla gelmez. Bu insanların düşüncesi, porno yıldızlarınınkinden daha mı değersizdir?
Şimdi söyleyeceklerim Kürt kökenli yurttaşlarımıza:
Bir kısmınızın 'önderim' diye bağrına basıp, uğruna evlatlarını feda ettiği terör başı; düne kadar dini reddeder ve Marksizm'i savunurken, bugün Güneydoğu'daki Kürt desteğini kaybetmemek uğruna söylemlerinde İslam dinini kullanmaya başlamıştır.
Amacı dinci duyguları sömürerek önümüzdeki seçimlerde oylarınızı AKP'ye vermenizi sağlamaktır. Bu sayede, AKP anayasasının rahat bir şekilde kabul edilip, kendisine de af çıkartılacağını hayal etmektedir...
Mesela, Altan Tan'ın BDP'de yer almasının en önemli sebebi ve misyonu İslamcı oylar konusunda meydanı AKP'ye bırakmamaktır.
Oysa uluslaşma dediğimiz süreç, İslam ya da herhangi bir dinin çatısı altında birleşmekle gerçekleşmiyor, gerçekleşmez...
Dünyanın her yerinde düzeni sağlayan en önemli unsur güçtür. Her yerde, gücü olanın sözü, hukuku ve dini geçerlidir.
Günümüzdeki en önemli güç ise sermayedir. Sermayeyi oluşturan öğeler de üretim araçlarının mülkiyeti ve emeği satın alma potansiyelidir.
Paranız varsa gücünüz de olur, o gücün dayattığı hukukunuz da olur, o hukukun dayandığı ve adına ulus denilen siyasi örgütlenmeniz de olur.
Yani hiç bir çağdaş toplumsal düzen ilahi güçle sağlanamaz.
Bu mümkün olsaydı, dünyanın en büyük refah toplumları Müslüman ülkeler olurdu. Petrol zengini Arap ülkeleri ile diğer fakir Müslüman ülkeleri kıyaslayın, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız...
Özetle; Kürdün de, Türkün de kurtarıcısı din değildir. Kürdün de Türkün de kurtarıcısı, Anadolu toprağındaki halkların ulusal birliğine dayanan dayanışma gücünün mümkün kılacağı ekonomik kalkınma olacaktır.
Bu dayanışmayı motive eden ülkü ise; her türlü iç ve dış sömürüye karşı vatanımıza ait yeraltı ve yerüstü kaynaklarımıza, zenginliklerimize, bin yıldır yarattığımız geleneklerimize, kültür ve kader birliğimize, emeğimizin ve alın terimizin değerine sahip çıkma arzusu olmalıdır.
Türk ve Kürt halklarının Türkiye çatısı altında zaten bir ulusu vardır. Ve bu ulusta Kürdüm diyene de, Türküm diyene de , Lazım diyene de, Ermeyim diyene de, Rumum diyene de, Çerkezim diyene de her daim yer vardır...
Ancak, Türkiye çatısı yıkılırsa, Türküm diyenin de, Kürdüm diyenin de, Rum, Ermeni, Çerkez vs.'yim diyenin de vatanım diyebileceği bir Anadolu kalmayacaktır.
İnanmayanlar için bakınız; bir zamanlar herkesin imrenerek baktığı Yugoslavya toprakları...
Bugün, İstanbul da Kürdün vatan toprağı, Diyarbakır da... Aynı şey diğer etnik kökenden gelenler için de geçerli.
Ama yarın bu vatan parçalanırsa, tarihte 'Elveda Rumeli' dediğimiz gibi, bu sefer de 'Elveda Anadolu' demek zorunda kalırız...
Nereden mi biliyorum?
Çünkü, tarih yalan söylemez!