Bir orman veya birköy yanıyor.İçinde insanların yıllarca biriktirdiği hayatları, albümleri, kitapları, çocukluk hatıraları, mutfakları, sofraları, yatak odaları, kısacası bir ömür var. İtfaiyeciler yangını söndürmeye çalışıyor. İnsanlar evlerinden kaçıyor. Birileri yakınlarını arıyor. Birileri yaşadığı mahallenin artık var olmadığını telefon ekranından öğreniyor.

Ve başka birileri ekrana bakıp bahis oynuyor: “Yangın ne kadar büyüyecek?” “Kaç dönüm yanacak?” “Ne zaman kontrol altına alınacak?” “Şu tarihe kadar söndürülebilecek mi?”

Haberi The Guardian’da okudum, inanmakta zorlandım. İnsan bazen gerçekten “Bütün bunlar nasıl bir ruh hâlinin ürünüdür?” diye sormadan edemiyor.Ama ben meseleyi yalnızca “ruh hastalığı” diyerek geçiştirmek istemiyorum. Çünkü burada tek tek insanların psikolojisinden daha büyük, daha tehlikeli bir şey var: Felaketin metalaştırılması.

İnsanlığın başına gelen bir felaket, bir başkasının kazanç fırsatına dönüşüyor.İşte benim asıl itirazım buna.

Los Angeles yangınlarında yaşananlar bu açıdan çok çarpıcı imiş. 2025 yazında Los Angeles County’dekiEaton ve Palisades yangınları sürerken Polymarket gibi tahmin platformlarında yangınların büyüklüğü, kontrol altına alınma süresi ve yaratacağı hasar üzerine bahisler oynanmış. Kimler kaç para kazandı bilmiyorum ama yangınlarda 31 kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda insan yerinden edildi.

Bir düşünün...Bir tarafta evini kaybetmiş bir insan.Öte tarafta o evlerin yanıp yanmayacağı üzerine pozisyon alan bir bahisçi.Bir tarafta iklim krizinin gerçek bedelini ödeyenler.Öte tarafta iklim krizinin istatistiklerinden para kazanmaya çalışanlar.İşte burada yalnızca ekonomi değil, ahlak da devreye giriyor.

Tahmin piyasalarının savunulabilecek bir tarafı elbette var. Kalshi gibi platformlar kendilerini yalnızca “kumarhane” olarak değil, insanların farklı bilgilerden yararlanarak gelecekteki olaylar hakkında fiyat oluşturduğu tahmin piyasaları olarak tanımlıyor. Teorik olarak piyasa davranışlarından bilgi üretmek, bazı olaylar hakkında öngörü elde etmek mümkün olabilir.Hava tahmini de zaten uzun zamandır olasılıklar üzerinden yapılıyor.Ama meteorolojik bir tahmin ile insanların ölümüne, evlerinin yanmasına, ormanların kül olmasına veya bir kentin sular altında kalmasına para yatırmak arasında ciddi bir etik mesafe var.

Kapitalizm hep vahşiydi ama hiç bu kadar vahşileşmemişti!

Çünkü hava durumu tahmini başka bir şeydir, felaketin üzerine bahis oynamak başka bir şey.Üstelik burada çok daha rahatsız edici bir sorun var.Bahis, yaşanan felaketi bir oyuna dönüştürüyor.

Felaket fiyatlandırılıyor.Çünkü iklim krizinin kendisi zaten insanın doğayla kurduğu ilişkinin ne kadar çarpık olduğunu gösteriyor.Atmosfere milyarlarca ton sera gazı salıyoruz.Ormanları kesiyoruz.Sulak alanları kurutuyoruz.Toprağı yoruyoruz.Okyanusları ısıtıyoruz.Fosil yakıtları yakıyoruz.Sonra da ortaya çıkan sonuçları şaşkınlıkla izliyoruz.Şimdi yetmiyor; bir de bu sonuçlara bahis oynuyoruz.Daha tuhafı, gezegenin geleceğini tahmin etmeye çalışıyoruz.

Oysa bilim bize çok daha mütevazı bir şey söylüyor: Geleceği bütün ayrıntılarıyla bilmiyoruz.Ama bazı temel şeyleri biliyoruz.Dünya ısınıyor ve insan faaliyetleri bu ısınmanın temel nedeni.

Birleşmiş Milletler’in 2026 verilerine göre 2015-2025 dönemi ölçümlerin başladığından beri kaydedilen en sıcak 11 yıllık dönem oldu. 2024 yaklaşık 1,55°C ile rekor kırarken, 2025 yaklaşık 1,43°C ile ikinci veya üçüncü en sıcak yıl oldu. Mevcut politikalarla yüzyıl sonu ısınmasının yaklaşık 2,8°C’ye ulaşabileceği hesaplanıyor.

Ama burada çok önemli bir ayrıntı var.1,5°C'nin aşılacak olması, artık hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmiyor.Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın eylül ayında yayımladığı değerlendirme, sıcaklık artışının 1,5°C'nin üzerine çıkmasının beklendiğini, fakat aşımın büyüklüğünü ve süresini sınırlamanın hâlâ mümkün olduğunu vurguluyor. Bunun için fosil yakıt emisyonlarının hızla azaltılması, metanın düşürülmesi ve ekosistemlerin korunması gerekiyor.

Yani gelecek henüz tamamen yazılmış değil.Ve tam da bu nedenle geleceğe bahis oynamak bana daha da anlamsız geliyor.Çünkü iklim geleceği bir at yarışı değil.Bahis oynanan şey aslında kendi yaşam alanımız.

Üstelik bilim insanlarının önünde her gün yeni belirsizlikler beliriyor.Eylül ayında yayımlanan bir araştırma, permafrost çözülmesi ve yangınların topraklardaki karbonu açığa çıkarmasının, Paris Anlaşması'nın sıcaklık hedeflerine ulaşmak için kalan karbon bütçelerini daha da azaltabileceğini ortaya koydu. Çalışmanın modellemesine göre bu süreçlerin hesaba katılması, 1,5°C hedefi için kalan karbon bütçesini 2025'ten itibaren yaklaşık yüzde 25 oranında azaltabilir.

Nasıl bir ekonomik sistem kurduk ki başkasının felaketi, bir başkasının kazanç fırsatına dönüşebiliyor?

Bu sorunun yanıtı bizi iklim krizinin merkezine götürüyor.Çünkü doğayı da aynı mantıkla gördük, ormanı kereste, nehri enerji, toprağı üretim alanı, denizi balık stoğu, dağı maden rezervi, hayvanı protein olarak görenler, şimdi de felaketi “piyasa verisi” olarak görüyorlar.

Ama iklim krizinin çözümü daha iyi bahis piyasaları değil.Daha iyi algoritmalar da değil.

Doğayla kumar oynayabilirsiniz; ama kaybeden yalnızca siz olmazsınız.Gezegenin geleceğine bahis oynamak yerine, gezegenin geleceği için mücadele etmek gerek.

Çünkü bazı bahislerin kaybedeni yalnızca bahisçidir.İklim krizinde ise kaybeden hepimiz olabiliriz.