Büyük insanlık çökmekte olan sistemin altında kaldı. Kısa vadede çıkış yok. Çok ağır bedel ödeneceğine dair çok fazla emare var.
Hal böyle olunca, toplumu bölerek kontrol altında tutmaktan başka çare bulamayan muktedirler, husumete dayalı siyasete sarıldı.
Husumetin sol yakasında kullanılan söyleme bakalım; CHP, Atatürk’ün kurduğu parti. CHP devleti kuran parti. CHP baba ocağı. Atatürk’ün masası. Atatürk’ün koltuğu. Bunları her gün defalarca duymak zorunda bırakılan toplumda elbet de ayrışma olur. Hastalıklı bir sahiplenme. CHP’li olmayanları dışlamak suretiyle Atatürk’ü sahiplenmek son derece itici. Atatürk Türkiye’nindir. Ve bu tutum, Atatürk karşıtlığını besliyor, büyütüyor.
Sloganlarla durum kurtarmak yerine, Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerini günün koşullarıyla uyum içinde yaşatmak için mücadele etmek gerekmez miydi?
CHP’de “Değişim” sloganıyla ortaya çıkanların değişimden anladığı, koltuklara oturanların değişmesiymiş…
Öte yanda, husumetin sağ yakasında, İslamcılık üzerinden yürütülen program nefreti büyütmekte oldukça başarılı. Laik hukuk devleti son demlerinde.
Cumhuriyet devrimi üzerinden yaratılan çatışma koşullarında, orta sınıfın hali vakti yerinde kesimleri Özgür Özel’in sorunlu CHP aşkına sarıldı. Atatürk babamız, CHP baba ocağı yaygarasıyla zıp zıp zıplıyorlar. Gerisi yok.
Cumhuriyet’e son verilmek üzere son hazırlıklar yapılıyormuş ne gam! Özgür Özel yağmurda çok güzel ıslandı, bir de tomanın üstüne çıktı, yeter de artar bile... Kemal hain… Özgür kahraman…
CHP, yüzyıllık Cumhuriyet mirasını savunmayı bırakalı 30 yıl oluyor. Kimse kendini kandırmasın. Batı’ya koşulsuz biat sonuç vermeye başladı. Lozan’ın rövanşı alınıyor. Yeni CHP’liler de İmamoğlu-Özel hattında söz israfıyla meşgul.
Husumetten beslenmek çare değil. Ne ki bu gidişin yol açacağı trajik son kimselerin umurunda değil. Mutlak butlan ile başlayan krizi yönetmede Kılıçdaroğlu soğukkanlı, sakin kalmaya özen gösterirken, Özgür Özel ve arkadaşlarının saldırgan tavrı düşündürücüdür. Kriz yönetiminde benimsedikleri yıkıcı tutum, “Ülkeyi de böyle mi yönetecekler?” sorusunu akla getirdi.
Husumetten beslenmek, ucuzluk ve sığlık vasatıyla hemhaldir. Ana muhalefette, siyaset irtifa kaybediyor. Bu kafayla birinci parti olmanın solda bir anlamı olamaz.
Mesela, adını yazmaktan bile korkan çeyrek akıllı biri, yorum niyetine “AKP trolü” olduğumu yazmış. Saldırganlık sınır tanımıyor. Provokatörler iş başında.
Zaman daralıyor. Ya CHP’liler husumeti bitirecek ya husumet CHP’yi bitirecek.
İyi bayramlar.