Bazı insanlar vardır; sadece bir ülkenin veya bir dönemin değil, koca bir coğrafyanın ve insanlık onurunun sesi olurlar. 29 Temmuz 1925’te Sakız Adası’nda (Chios) dünyaya gözlerini açan Mikis Theodorakis, işte o nadir ruhlardan biriydi. Bugün 101. doğum gününde, onun Ege’nin her iki yakasında yankılanmaya devam eden ezgilerini ve asırlık mirasını anmak, sadece bir müzisyeni değil, bir direniş ve dostluk anıtını selamlamaktır.

Sakız Adası’ndan Başlayan Asırlık Yolculuk… Theodorakis’in ilk nefesi aldığı Sakız Adası, onun müziğindeki o kederli ama mağrur Ege tınılarının da kaynağıydı. Çocukluğunda Ege'nin ritmiyle tanışan Mikis, hayatı boyunca nota kâğıtlarına sadece melodiler dizmedi; halkların özgürlük tutkusunu, faşizme karşı direnişini ve barış özlemini kazıdı.

Zorbalığa, cunta rejimlerine ve haksızlığa karşı müziğini bir silah gibi kullanan bu dev adam, sürgünler ve hapislikler gördü. Ancak ne hücresinin soğuk duvarları ne de baskılar onun içindeki o muazzam neşeyi ve umudu söküp alabildi. Zorba filmine yaptığı o efsanevi Sirtaki bestesi, aslında tam da onun hayata bakışının özetiydi: Dünya yıkılsa bile ayağa kalkıp dans etmek ve yaşama sevincine sımsıkı sarılmak.

İki Yakayı Müzikle Birleştiren Köprü… Mikis Theodorakis denince, Ege'nin bu yakasında akla ilk gelen şeylerden biri de hiç şüphesiz Türk-Yunan dostluğuna verdiği o devasa emektir. Zülfü Livaneli ile birlikte kurdukları Türk-Yunan Dostluk Derneği ve birlikte verdikleri konserler, iki halk arasındaki buzları eriten en sıcak rüzgâr oldu.

Ege’nin suları onları ayırmaya değil, birleştirmeye yaradı. Theodorakis, politikacıların kurduğu sınırları müziğin evrensel diliyle aştı. İzmir'den Atina'ya, Sakız'dan İstanbul'a kadar uzanan ortak hafızada, onun melodileri her zaman dostluğun ve kardeşliğin marşı olarak söylendi.

Zamanın Ötesinde Bir Miras… Aramızdan fiziksel olarak ayrılmış olsa da 101. yaşında Mikis Theodorakis, Ege’nin maviliğinde, zeytin ağaçlarının fısıltısında ve özgürlük çığlığı atan her ezgide yaşamaya devam ediyor. O, müziğin ve insanlık onurunun zamansız olduğunun en somut kanıtı.

Sakız’da doğan o dev yürekli adam, bize unutulmaz bir vasiyet bıraktı: Ne olursa olsun umudu kaybetmemek, haksızlığa boyun eğmemek ve Ege'nin birleştiren ruhuna sahip çıkmak.

İyi ki geçtin bu dünyadan Mikis; Ege’nin rüzgârı senin ezgilerini sonsuza dek söylemeye devam edecek. Can Yücel’in şiiriyle selamlayalım ustayı:

AKİS

Sen çaldıkça Teodorakis

Bir mor yağıyor üstüme...

Dudaklarım öpüşmekten mosmor...

Bir putum sanki ilahilerle denize fırlatılmış

Ve bir deniz yağıyor üstüme

Bakma sen sevgili Teodorakis

Açgözlü güvercinlerin didiştiklerine!

Avluların o en çakırkeyiflisine

Mısır daneleri gibi serpilmişler ama

Mısır danesi değil ki bu adalar

Ne de biz güverciniz...

Sekerek o güneş güzeli çakılların üzerinden

Çıplak ayaklarımızın su sesleriyle

Birbirimize

Ve kendimize

Bilakis

Sen çaldıkça Teodorakis

Bir mor yağıyor üstüme…