Ben diyorum ki ülkemize önce sade demokrasi gelsin.
Sosyal olanını –sosyal demokratlar alınmasın ama, ben demokrasinin sosyal olanından ne kast ettiklerini anlamıyorum- sonra düşünürüz!
Bu nedenle, evvela demokrasiden ne anladığımızı anlamakla başlamayı öneriyorum.
Bunun için de ülkemizdeki genel demokrasi tablosuna, demokrasinin olmazsa olmazları bağlamında bir göz atalım;
Adil ve eşit gelir dağılımı
Araştırmalara göre Türkiye'nin en zengin yüzde yirmi ile en yoksul yirmisi arasındaki gelir farkı her geçen yıl katlanarak artmakta. Son yapılan araştırmalar iki kesim arasındaki farkın uçurumlar kadar derinleştiğini gösteriyor.
Milli gelirden adil ve eşit bir paylaşımda bulunmayan fertler arasında, demokrasinin temeli olan topumsal barış ilkesinin kalıcı olması beklenebilir mi?
Anayasal Parlamenter Rejim
Siyasi partiler yasası ile seçim sistemimiz, milli iradenin hakça ve adam kayırıcılığı yapılmadan temsil edilmesine izin vermiyor. 12 Eylül Anayasa'sının ürünü olan bu yasalar hala kaldırılmış değil.
Bir partiden milletvekili aday adayı olabilmek için bile dünyanın parasını harcamanız gerekiyor. O da yetmiyor. Adaylığınız nihai aşamada parti başkanının iki dudağı arasından çıkacak onaya endeksli.
Fakirin ya da torpili olmayanın ülke yönetimine talip olmaya hakkı, hukuken var gibi görünse de fiiliyatta bu hakkı kullanma imkanı yok.
Dolayısı ile demokrasimizin Osmanlı'nın reaya'cı despot yönetim biçiminden özde bir farkı var mı?
İfade Özgürlüğü ve basın
Dünyada basın ve ifade özgürlüğü açısından listenin en son sıralarında yer aldığımızı artık ilkokul çocukları dahi biliyor. Hapishanelerinde en çok gazeteci barındıran ülkeler arasında başta geliyoruz!
Ayrıca büyük medya kuruluşlarının patronları sahip oldukları devlet ihaleli ya da ihalesiz bilumum ticari işletmelerinin selameti açısından iktidara göbekten bağlılar.
Bugün ülkenin en birincil gündemi terör sorunu ve kapımızda bekleyen savaş tehlikesi olduğu halde, ana akım denilen medya magazin haberleriyle gerçekleri örtbas ederken, halkın haber alma ve iletişim özgürlüğü temin edilebilir mi?
Sivil toplum kuruluşları, dernekler, toplantı ve gösteri, yürüyüş ile örgütlenme hakları
Sırf, parasız eğitim istedikleri için gösteri yapan ve bu yüzden hapishaneleri dolduran yüzlerce öğrenci ile vatan topraklarının peşkeş çekilmesine karşı çıktıkları için biber gazı yiyerek coplanan vatandaşlarımızdan bahsetmeme gerek yok sanırım.
Örgütlenme ve gösteri türünden hak talebinde bulunanlar, neredeyse rutin bir şekilde terör örgütüne üye olmakla suçlandıklarından kimse korkusundan kolay kolay sesini çıkarabiliyor mu?
Hukukun üstünlüğü
Yargının tamamen iktidarın kontrolüne girdiği ve MİT Başkanı gibi kişiye özel kanunların çıkartıldığı, emniyetin cemaate tabii olduğu ülkemizde hukukun değil olsa olsa gukukun üstünlüğü söz konusu olabilir ancak.
Adalete güvenin yitirildiği bir toplumda, diğer demokratik kurumlar işlese de birlik ve düzenin sağlanması mümkün müdür?
Demokrasi deyince aslında söylenecek daha çok etken var.
Şimdilik bu kadarına değinmek bile şu soruyu akla getirmiyor mu;
Sosyal demokrasiden bahsetmenin sırası mı, önce demokrasiyi öğrensek?
Ne dersiniz?