Sessizliği
Vurdumduymazlığı
İnkarı
Dört bir yanı alevler sararken karanlığa sabitlenen gözleri
Halkım dediklerinin
Yurdum insanı diye bellediklerinin.
Oysa vatan, cenazelere omuz veren bedenlerin de, ölüme boyun eğmeyen yiğitlerin de toprağa bir ağızdan veda ettiği yerdir.
Şimdi sormanın tam vakti;
Şırnak, Şemdinli hakikaten bizim mi?
Trabzon, Muğla, Adapazarı kadar mı yakın Eruh ve Hakkari?
Öyleyse eğer, kalk vatan, silkin ve dillen!
Ki bağrında nice çığlıklar saklayan mezarlarından bir ilahi yükselsin göğe
Bulut olsun, yağmur olsun, yağsın kuruyan yüreklere
Şavkı vursun kahraman hilalimin, beti benzi soluk yüzlerine
Yıldızımız sağsın şafak şafak gözlerine
Ve bu millet uyansın artık
Aydınlık, kavgasız, ölümsüz
Mutlu çocukların yaşadığı
Aşk şarkıları söylenen
Yüksekova yaylalarında bahar şenliklerine
Tunceli dağlarına çıkılan pikniklerde
Fırat kenarına kurulan kuzu çevirmelerinde
Van gölüne düzenlenen feribot seferlerinde
Vatan; uğruna ölenlerin doldurduğu çukurlar değil
Uğruna yaşanılası ve yaşatılası bir diyar olsun bundan böyle…