Kapitalizme karşıysanız ve kapitalist sistemi yeryüzünden kaldırmaya gücünüz yetmiyorsa; insanlık için iyi şeyler yapmanın yolu sosyal demokrasiden geçiyor.
Sosyal demokrasi mükemmel bir ideoloji olduğundan değil, insan kusurlu olduğundan böyle bir siyasal seçeneğin oluştuğunu düşünüyorum.
İnsan, neden kusurlu bir yaratıktır? İnsanı kusurlu yapan, 'yetersizlik bilinci' olsa gerek. İnsan, eksik olanı tamamlamak ister. Eksik ise, hep eksik olarak kalandır. Tamamlanamayandır. 'Mükemmel', ulaşılan 'son'dur. Yani, 'hiçlik.'
Demem o ki, insan kusurlu bir yaratıktır. Kusurunu ister 'ilk günah'ta arasın, ister kefaretini ödemek için tapınaklardan çıkmasın; arzulanan, asla ulaşılamayandır. Simgesel olan gerçekle örtüşemez.
Böyle bir felsefi yaklaşımla anlatmak istediğim şey; insanın seçimlerindeki paradoksa bir nebze olsun dokunabilmek...
Yeryüzünde yaşayan 7 milyar kadar insan, bir avuç muktedire neden teslim oluyor?
Para/insan ilişkisini iktisat bilimi nasıl açıklarsa açıklasın, kendi bastığı değersiz bir kağıda sahip olmak için kendisine yabancılaşarak boyunduruk altına giren insan, nasıl izah edilir?
Toplu halde yaşamaktan toplumsallığa uzanan sosyal evrimin vardığı yer; efendilerinin önünde diz çöken insandır; dünya nüfusunun %80'inin yoksulluğu kabullenmesidir. Kendisine dünya nimetlerini sunan bir yönetim biçimine sahip olmak yerine, dünya nimetlerini kendisinden esirgeyen bir yönetim biçimini tercih eden insan, elbet de kusurludur. Ve yaptığı seçimlerle bu kusurunun kefaretini ödemektedir. Kefaret; kapitalizmdir.
Yeryüzünün beş yüzyıldır kapitalist sistemin egemenliğinde olmasının izahı vardır; ne ki, bunu izah etmek için, 5 milyar kadar insanın husumetini çekmeyi göze almak gerekir. Husumet yaratmak yerine, en makul olanı söylemek daha doğru olur:
Mülkiyetin ve paranın kutsandığı bir sistemde yaşamayı seçen insanlık için en uygun yol, sosyal demokrasidir.
Meseleye Türkiye özelinden bakacak olursak; AKP, sermaye düzenine sonuna kadar bağlı bir siyasal partidir. Muhafazakar ve dindar.
CHP ise, kapitalist sisteme bağımlılığını görece azaltacak bir yol olarak sosyal demokrasi fikrini benimsemiştir. Resmi ideolojiden sosyal demokrat ideolojiye doğru evrilmektedir.
Kapitalizmin metropollerinde yaşayan birinci sınıf dünyalıların içine doğduğu demokrasi, insan hakları, özgürlükler, sosyal güvenlik ve refahın daha yaygın hale gelmesi için mücadeleyi öngören sosyal demokrasi, halkların tutunacağı dal olabilir.
Sosyalist öğretiden bihaber sözüm ona solcuların ukalaca eleştirilerinin ve dindarlığı merkeze alan muhafazakarların ve destekçileri liberallerin rövanşist saldırganlığının hedefindeki CHP, yapayalnız bir siyasal partidir.
Bu yalnızlık, İstanbul'dan Anadolu'ya geçen Mustafa Kemal'in yalnızlığını hatırlatıyor.
CHP'de olan bitene bu açıdan bakınca, o gelsin bu gitsin tartışmaları yapmak yerine, siyasetin maddi temelini konuşmak, sosyal demokrasi fikrinde uzlaşmak üzere bir araya gelmek, bu ülkeye ve CHP'ye yapılacak en büyük iyilik olacaktır.

Değişimin nasıl yönetileceği, Türkiye'nin acil çözüm bekleyen sorunudur.