Demokrasinin tam yerleşmemiş olduğu ülkelerde bunu fırsat gören başka mekanizmalar daima devreye girer.
Örneğin, ülke kaynaklarından, stratejik konumundan yararlanmak isteyen devletlerin ajanları.
Bu ajanlarla kendi çıkarları için işbirliğine giren yerli işbirlikçiler.
Köşe yazarları, hükümet ve partiler içerisine sızdırılmış siyasetçiler, STK'lar (Sivil Toplum Kuruluşları), üniversitelere yerleştirilen öğrenci ve öğretim elemanları, yatırımcılar ve işadamları vs. bu işbirlikçiler arasında sayılabilir.
Bu aktörler bürokrasi ve kamuoyunu yönlendirecek tüm birimlere sızdırılarak siyasi iktidar çembere alınır.
İşte, bir ülkede rejimin devrilmesi de, etnik ve dini farklılıkların kaşınarak iç kargaşalıklar çıkartılması suretiyle ülkenin parçalanması da hükümetlerin bilerek ya da bilmeyerek bu çembere dahil olmasıyla gerçekleşir.
Emperyalizm bir coğrafyayı ele geçirmeye karar verdiğinde genellikle diğer emperyalistlerle dayanışma içerisindedir.
Hazırlanan büyük bir küresel planda her emperyalist devlete düşen bir görev ayırımı vardır. Bu görev bölüşümü her emperyalistin hedef alanına uygun düşecek bir şekilde tanzim edilir. Planın uygulayıcısı piyonlar da ele geçirildikten sonra start düğmesine basılır.
Emperyalistler bir kez start düğmesine bastıktan sonra geri dönüş mümkün müdür?
Bu sorunun cevabı her dönemin kendine özgü uluslararası siyasi konjonktürü ve emperyalizmin hedef tahtasına oturttuğu ülkenin iç dinamiklerine göre değişir.
Bugün bana göre Türkiye de emperyalizmin hedef tahtasına oturtulmuş ülkelerden biridir. Belki de en önemlisidir.
Çünkü Türkiye, dünyanın en büyük enerji kaynaklarına geçiş sağlayan bir köprü konumundadır.
Ülkemizin bu konumundan yararlanmak isteyen emperyalistler start düğmesine çoktan basmış durumda.
Küresel plan tıkır, tıkır işliyor...
Peki bunu durduracak iç dinamiklerimiz?
Ki bunların başında halkın ya da kitlelerin iradesi gelir.
Peki, toplumumuza baktığınızda emperyalizmin küresel planının farkında olan ya da umursayan geniş halk yığınlarının iradesini görebiliyor musunuz?
Vatan millet ve Sakarya nutukları ile birbirini gazlayan çok dar bir kesim dışında ülkenin geleceğine sahip çıkarak küresel planı yerle bir edecek kuvvetli bir halk iradesi ya da talebi görüyor musunuz ondan bahsediyorum...
Halkın çoğunluğu böyle bir iradeyi göstermiyorsa küresel plan ve onun yerli işbirlikçileriyle nasıl başa çıkacaksınız?
Sorum tüm ulusalcılara.
Küresel planı boşa çıkartacak ulusal plan nedir, ne olmalıdır?
Bir an önce düşünülmesi gereken sorun budur.
Ulusal birliğin değerine samimiyetle inanıyorsanız ve umurunuzdaysa tabii!