İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptal edilmesi sonrası, bazı mitinglerde, özellikle üniversiteli gençler, şu solganı atıyordu: "Diplomasız Erdoğan"
Erdoğan'ın diploması olarak medyada yer alan belge, Marmara Üniversitesi'ne ait olduğu halde, mezuniyet yılı ile bu üniversitenin kuruluş yılı arasında uyumsuzluk vardı. Nitekim eski YÖK Başkanlarından Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, defalarca, "ben araştırdım, Erdoğan'ın diploması yok" demişti.
Yani Cumhurbaşkanlığı için koşul olan kurala uymuyordu Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlık adaylığı.
Şimdi de mahkeme kararı ile CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturtulan, Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu konumu da kurallara aykırı. Neden? Çünkü seçimle gelinen makam ve görevler için yetki belgesini Yüksek Seçim Kurulu verir ve bu belge şu anda Özgür Özel'de var ama Kılıçdaroğlu'da yok.
Yani Kılıçdaroğlu, bu makamda, kurallara göre değil, keyfi uygulamaya göre oturdu. Hem de demokrasi tarihimizde görülmemiş bir şekilde.
Türkiye siyasal partiler tarihinde, hiçbir genel başkan, tomalar, biber gazları ve polis şiddeti ile oturmamıştır.
CHP genel merkezi 103 yıllık tarihi içinde hiç bu şekilde işgal edilmemiştir.
Kurtuluş Savaşı komutanı, ikinci Cumhurbaşkanı ve Milli Şef bile bu koltuğu, Ecevit'e, kurallara uygun şekilde devretmiştir.
Yani bir süredir yaşananlar, kuralların işlemediği ve işe yaramadığı bir kuralsızlık dönemi anlamına geliyor.
Sosyolojide buna anomi denir.
Bu kavramı sosyolojiye kazandıran, E. Durkheim, anomiyi, toplumsal değerlerin ve kuralların zayıflayıp, denetim ve düzenleme gücünü yitirmesi olarak tanımlar.
Dosyolog R. Merton ise, toplumun bireylere vaat ettiği hedefler ile bu hedeflere ulaşmak için sunulan yollar arasındaki uyumsuzluk olarak görür.
Tabi bir de bu karar ve uygulamaların, hem yargıyı eğip bükerek yapılması hem de toplumda destek görmemesi bakımından ciddi bir meşruiyet sorunu da var.
İmamoğlu'nun diplomasının yasalara aykırı olduğunu söyleyebilecek, mesleğinin namusuna sahip hiçbir hukukçu olamaz. Bu diplomanın geçerliliğine mahkeme değil, dönemi üniversite yönetimi karar verir ve 35 yıl önce vermiş. Eğer orada bir yolsuzluk var ise, onlar yargılanmalıydı, 35 yıl sonra.
Erdoğan'ın diploması, özel hayatı ile ilgili bir belge değildir, Cumhurbaşkanı adayı olduğunda herkesin görebileceği bir belgeydi ama öyle olmadı. Bu da tam bir kuralsızlık.
CHP kurultayının, yani kurallara uygun bir şekilde oylamanın yapılıp yapılmadığına karar verecek olan kurum YSK idi ve o da mazbatayı, Özel'e verdi. Hem de defalarca.
İktidarı bırakmamak için başvurulan bu uygulamaların tamamı, kuralları etkisiz kalmıştır. İktidar eliyle toplumsal ve siyasal düzende, tam bir anomik ortam oluşturulmuş, kuralsızlık başat hale getirilmiştir.
Bu şekilde toplumda kalıcı bir düzen sağlanamaz. İçinde yaşadığımız dönem, kriz dönemidir ve bir şekilde aşılmak zorundadır.