Erdoğan böyle söylüyor…
Evet, demokratik yönetimlerde çözülmeyecek sorun yoktur; ama demokrasi bütün kurum ve kurallarıyla işletilirse...
Basın ne kadar görmek istemese de, İslamcıların iktidarda olduğu ülkelerde sürekli insan hakları ihlalleri yaşanıyor. Mursi veya Sisi, hiç fark etmiyor.
Bunun nedeni, İslamcıların demokrasiyi herkes için bir yönetim biçimi olarak değil de, bir grup (hepsi de değil) müslümanın haklarını savunmaya elverişli bir yönetim biçimi olarak görmeleridir.
İslamiyet ile demokrasi arasında böyle bir geçiş mümkün değil ama zorluyorlar işte!
İslamcılar neden demokratik yönetim biçimlerini benimser gibi görünüyorlar?
Sözü dolaştırmaya gerek yok; Kapitalist dünya sisteminde tutunmalarının başka yolu olmadığından…
İslamcılar zaman zaman Batı burjuvazisiyle ters düşseler de, mülkiyet ve üretim ilişkileri konusunda farklı düşünmüyorlar; anlaşmazlığın çıktığı yer sistem değil ama sistemden alınacak paydır.
Orta Doğu'yu bir uçtan bir uca ateşe atan savaşlar ve iç savaşlar, bu paylaşım meselesiyle doğrudan ilintilidir.
Peki, İslamcılar iktidara gelince neden demokratik yönetimin gerektirdiklerini yapmaktan uzak duruyor?
Uzak duruyor, çünkü İslami yönetim biçiminin dayandığı din normları, demokrasilerin çağdaş normlarıyla çatışıyor ve bu çatışmadan bir uzlaşmaya gitmek mümkün olmuyor. İslamcı iktidar, kamu yönetiminde tercihlerini yaparken din normlarını esas alıyor. İktidar gruplarını salt kendi inancından olan insanlardan oluşturuyor.
Ülkemizde yaşadıklarımızdan biliyoruz ki iktidar grubuna dahil olmak için sadece Müslüman olmak da yetmiyor, belli bir din alt grubuna da (Sünni olmak gibi) ait olmak gerekiyor.
Batı toplumu Reform ve Rönesans ile sekülerleşirken, din ve bilim kendi alanlarına çekilmiştir.
İslam toplumlarında ise bilim caminin avlusunda kalmıştır. Külliye ve medrese, bilimsel düşünceye yön vermiş, dahası bilimi sınırlamıştır.
Dünya problemlerinin Kuran hükümlerine göre ele alınması, demokrasilerin amaçladığı dünya düzeninde kabul görmüyor. Bu yüzden de İslamcıların demokrasi taktiği tutmuyor; çabuk açığa düşüyorlar.
Demokrasilerde özgürleşerek hareket ve serbesti alanlarını genişletmek, taktik olarak doğru gibi görünse de, ikinci aşamada sorun çıkıyor.
İslamcılar seçim kazanarak iktidara geldiklerinde, kendi yandaşları dışındakilerin demokratik hak ve özgürlük taleplerine sırt çeviriyorlar; karşı çıktıkları antidemokratik uygulamalara kendi iktidarlarında pervasızca başvuruyorlar.
İslamcı iktidar vesayete karşı çıkıyor, kendi de vesayetçi; baskıya karşı çıkıyor, kendi de baskıcı; özgürlükleri savunuyordu, kendi de özgürlük karşıtı.
Doğrudur, demokrasilerde çözülmeyecek sorun yok. Gelin görün ki doğru dürüst işleyen demokrasi de yok.
Olmayan demokraside sorun çözmek tam da malum siyasetçilerin şark kurnazlığına yakışan bir durum.