Ben altmış yaşımın içinde yüzmekte olan bir gariban kulum.
Bunca yıldır hep hayal kırıklıklarıyla yaşayıp durdum.
Hayal ettiğim hiçbir şey gerçekleşmedi desem yerinde olur.
Çocukluğum bir bisiklet sahibi olmayı hayal etmekle geçti avucumu yaladım.
Taa lise ikinci sınıftayken rahmetli Ali amcam eski bisikletini bana hediye edince yine de sevinçten havalara uçmuştum.
Lise son sınıftan itibaren de hep ülkemde bir sosyalist devrim olmasını hayal ettim, yine avucumu yaladım.
İki en önemli hayallerimdi işte bunlar.
Çocukluğumda bisiklet, gençliğimde devrim.
Bu ikisinin arasında da daha önemsiz bir çok hayalim oldu.
Onlarında bir kaçı dışında hiç biri gerçekleşmedi.
Kısaca ya ben çok şanssızım ya da çok yeteneksiz.
İşte yüzlerce karşılık bulmayan hayallerimin içinde yaşamım boyunca hayal bile edemediğim hatta istesem de edemeyeceğim bir çok önemli şeyler olduğunu son on bir yılda fark ettim.
Beş buçuk yılımı geçirdiğim mahpushanelerde yüzlerce tanıdığım mahkum oldu.
İçlerinde dört ay, on sekiz ay, on yıl, on beş yıl hapislik yaşayanlar vardı.
Hepsi berbat koşullar altında çile doldurdular.
Ama hiç biri bu mağduriyetlerinin ve hapis yatmalarının semeresini göremedi.
Yani hiç biri kahramanda olamadı, herhangi bir yere genel müdür veya bakan -başbakanda olamadı.
Kısaca ben işkence görmeden tutuklanıp, en keyiflisinden dört ay hapis yatıp, hapisten çıkınca bir kahraman gibi karşılanıp, sonunda Başbakan olan birmahkum arkadaşımı hayal bile edemedim.
Altmış yıllık yaşamımda basını bu denli tekeline alan, sansürleyen ve çok sayıda mensubunu zindanlara dolduran, basılmamış kitabı suç sayan bir yönetime tanık olmadığım gibi ben bunu hayal bile edemedim.
Bir çok sosyalist geçinen aydın ve çizerin muhafazakar- islamcı bir siyasi partiye ve onun iktidarına ölümüne destek verebileceklerini bırakın düşünmek hayal bile edemedim.
Darbelerden hiç ağzı yanmamış zat-ı muhteremlerin darbelerden hayatları kararmış insanları darbe yanlısı olarak yaftalayacaklarını hayalbile edemedim.
Yine bir ülkede kendisini liberal, sosyal demokrat veya sosyalist olarak tanımlayanların ' Yetmez ama evet' kampanyaları açarak özde anti demokratik bir anayasa değişikliği paketini destekleyeceklerini hayal bile edemedim.
Bir zamanlar sosyalist ve komünistlere İstiklal Marşını ezberlemeleri, Mustafa Kemal Atatürk'ü ve O'nun ilke ve devrimlerini savunmaları için işkence uygulayan bir devlette, yıllar sonra Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerinin çeşitli kesimlerce tartışılır hale geleceğini, Atatürk ve Laik Demokratik Cumhuriyet yanlılarının suçlanıp hapishanelere doldurulacağını hayal bile edemedim.
Türk Bayrağının ve onun üzerine resmedilmiş Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafını taşıyanlara suçlu muamelesi yapılmasını, ellerinde bu tür bayraklar olanların gaz bombaları ve zehirli tazyikli sular altında yerdeler de sürükleneceğini, göz altına alınacağını hayal bile edemedim.
İşkenceci ve koyu sağcı olduğu halk nezdinde tescilli bir polis müdürünün üç ayrı sol örgüte yardım ve yataklık yaptığı, o örgütlere üye olduğu suçlamasıyla cezalandırılacağını hayal bile edemedim.
Muhafazakar ve İslamcı bir hükümet tarafından atanan bir Genel Kurmay Başkanı'nın ve bir çok generalin terör örgütü üyesi olup aynı hükümete darbe yapmak üzere kalkışmada bulunmak suçundan müebbet hapse mahkum edilebileceğini hayal bile edemedim.
Gazetecilerin, yazarların, siyasi parti yönetici ve üyelerinin, bilim insanlarının, mafya babalarının, aydınların, subay, astsubay ve emniyet mensuplarının hep birlikte örgüt kurup hükümeti devirmek için planlar yapacaklarını hayal bile edemedim.
'Yurtta barış dünyada barış ' ilkesini şiar edinmiş bir ülkenin etrafındaki tüm komşularıyla kavgalı bir hale gelebileceğini hayal bile edemedim.
Bir ülkede adalet, demokrasi ve özgürlük , çevre ve insan haklarına karşı duyarlı olunması talepleriyle barışçıl eylemler yapan milyonlarca yurttaşın ' Çapulcular' diye tanımlanacağını hayal bile edemedim.
Dünyanın en önemli şehirlerinden biri olan İstanbul'da Cumhuriyet isimli bir meydanın isminin Rabia olarak değiştirileceğini açıklayan bir şahsiyetin belediye başkanı seçilebileceğini hayal bile edemedim.
Binlerce futbol taraftarının maça girerlerken alkol muayenesine tabi tutulacaklarını hayal bile edemedim.
' Her yer Taksim her yer direniş' ' Sık bakalım sık bakalım biber gazı sık bakalım' ' Faşizme karşı omuz omuza ' gibi sloganların atılmaması için statlarda sıkı yönetim ilan edileceğini hayal bile edemedim.
Bir ülkede devlet yetkililerinin polis ve asker tarafından öldürülen vatandaşları için özür ve baş sağlığı dilemediğini hayal bile edemedim.
Ben bir ülke hükümetinin hem baş müttefiki olduğu ABD'ye, hem üye olmak için yıllardır kapısında yattığı AB'ye, Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan gibi önemli ülkelerinüyesi bulunduğu Şangay İşbirliği Topluluğu'na, elli yedi islam ülkesinin üye, kendisinin de kurucu üye olduğu İslam İşbirliği Teşkilatına aynı anda kafa tutmasının mükemmel bir dış politika olarak anlatılmasını hayal bile edemedim.
Ülkesinin tüm değerli varlıklarını özelleştirme adı altında satıp tüketen bir hükümetin ekonomideki başarılarıyla övünebileceğini hayal bile edemedim.
Yurttaşların yaşam tarzlarına bile müdahale edilen, hapishaneleri düşünce suçlularıyla dolu, Toma denilen zırhlı araçların ve Çevik Güç adı verilen emniyet mensuplarının şehirlerin cadde ve meydanlarını karargah haline getirdiği bir ülkenin ' ileri demokrasi' ile yönetildiğinin iddia edildiği bir yönetim biçimini hayal bile edemedim.
Neyse dostlar anlayacağınız ben hayal etme fukarası bir adamım yani.
AKP sayesinde yıllar sonra fark ettiğim hayal bile edemediklerimi yazmaya bir devam etsem kitaplar almaz .
İyisi mi yazımı burada sonlayıp daha fazla acınacak hale düşmeyim.
Siz isterseniz kendinizin hayal bile edemediklerinizi bir kağıda döktürüverin.