Demokrasi nedir?
Halkın kendi kendini yönetmesi mi?
Evrensel hak ve özgürlüklere sahip eşit yurttaşların, serbest seçimlerle yöneticilerini belirlediği parlementer rejimin adı mı?
Sınıfsız ve ayırımcılığın olmadığı bir toplum düzeni mi?
Günlük yaşantımızda 'iyi ki demokrasi ile yönetilen bir ülkede yaşıyorum, burada kendimi yeteri kadar özgür ve diğer bireylerle eşit hissediyorum' diyebildiğimiz adil bir düzenin adı mı?
Demokrasi tanımı kişiye göre değişen bir kavram mıdır?
Yoksa, demokrasi bütün teorik terimlerin ötesinde, bireylerin içselleştirdiği bir yaşam felsefesi ve biçimi midir?
Kanımca, Amerika'nın yeniden keşfedilmesine gerek olmadığı gibi, demokrasinin de yeniden keşfedilmesine, özellikle bu çağda hiç gerek yok.
İnsan diğer canlılardan farklı, sosyal bir varlık olduğuna göre, sınırları kurallarla belirlenmiş bir toplumsal düzen içerisinde yaşamak mecburiyetindedir.
Öyleyse, en yalın haliyle demokrasi; insanların kendi aralarında uzlaşarak vardıkları konsensusu ifade eder.
Yani bir topluluğu oluşturan bireyler her konuda, aralarında tartışarak karar verecekler; şunu şöyle mi yapalım, yoksa böyle mi olsun diye… Sonra da etnik köken ve dinsel, dilsel her türlü farklılığa saygı duyarak, yan yana yaşamayı içlerine sindirerek, bunu bir hayat biçimi haline getirecekler.
Kimse kimseye kendi yaşam biçimini dayatmadan… Kimse kimseden korkmadan!
Buradaki basit tanımdan da anlaşılacağı üzere; bir topluluğu oluşturan bireylerin ortak konularda karar verebilmeleri için tartışmaları, bunun için de bireylerin tartışmalara katılmaları beklenir… Tıpkı demokrasinin ilk yeşerdiği Antik Yunan Site'lerinde olduğu gibi…
Oysa ülkemizdeki şekliyle; bireyler genel olarak, özgür iradelerini serbestçe açıklamaya korkuyorsa, yönetim, yasalar, hak ve özgürlükler bağlamındaki tartışmalara katılım yani siyaset yapma yolları tıkalı ise, bir hükümetin 'demokratikleşme paketi hazırladık' diye bir iddiada bulunması dahi, komik kaçmıyor mu?
AKP Hükümeti'nin demokratikleşme paketi; yöntem itibariyle, 19.yy'da Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünü geciktirebilmek ve Batı'yı oyalamak amacıyla, padişahın gönülsüzce Tanzimat reformlarını ilan etmesine benzemiyor mu?
Buna karşılık, kendini aydın kisvesi altında pazarlamaya çalışan 'yetmez ama evetçiler'; Osmanlı'nın son çırpınışlarından bile kendine ikbal sağlamaya çalışan Babıali zümresi gibi, hala iktidardan ne kadar nemalansam o kadar kar sayılır gafletiyle 'demokrasi paketine yaptıkları şakşakçılıkta' o kadar ileri gittiler ki, sıradan insanların bile gerisine düştüler demokrasi anlayışında!
Sormadan geçemiyorum; sahi, tarih gerçekten tekerrürden mi ibaret?